Buğdayda Yüksek Verim İçin Doğru Ekim Teknikleri


Önümüzdeki günler buğday ekimi için hazırlıklara başlanan günler. Çiftçilerde tatlı bir telaş başladı. Birçok çiftçi ramazan öncesi tohum ve gübre alımlarını yapmaya başladı bile.

Özellikle İç Anadolu çiftçisinin büyük bir bölümünün geçim kaynağı olan buğday ve hububat ekimi hayati öneme sahip. Birçok çiftçimizin tek gelir kaynağı ve yılda sadece bir defa ürün alınacak. Yapılan çok basit hatalar belki de bir yılın kaybolmasına sebep olacak.

Bu sebeple bu yazımda belki birçok çiftçimiz tarafından bilinen fakat tekrarlanmasında fayda gördüğüm bazı hususların altını çizmeye çalışacağım.

İşleyeceğimiz konu başlıklarını şöyle maddelendirelim;

1- Tohumluk:

a- Uygun tohumluk seçimi: Uygun tohumluk seçimi kaliteli ve yüksek verim almanın temel şartıdır. Tohum, sahip olduğu tüm genetik karakteri ile bitki verimini belirleyen en temel girdidir. Uygulanan üretim teknikleri ne olursa olsun; elde edilen ürün, tohumda var olan genetik potansiyelin üzerine çıkamaz. Kullanılan tüm üretim teknikleri (gübreleme, sulama, ekim teknikleri, çapalama vs. ) tohumda var olan maksimum genetik potansiyeli ortaya çıkarmaya yönelik faaliyetlerdir.

b- Tohumluk ilaçlaması: Tohumluklar uygun ilaçlama ile ilaçlanmalıdır. Genellikle sertifikalı kullanılan tohumluklar bu ilaçlama işleminden geçirilmiş şekilde hazırdır.

c- Tohumlukların köklendirici ile ıslatılması: Tohumluklar humik asit ile ıslatılıp kurutularak, köklendirilmesinin hızlandırılması çok ciddi faydalar sağlayacaktır. İlaç pompası’na belirli bir oranda sulandırılmış humik asit konularak, kullanılacak olan tohumlara püskürtülmeli ve biraz bekletilerek kuruyan tohumlar kullanılmalıdır. Bu kullanılan tohumların çimlenme oranını artıracak ve daha kuvvetli kök yapısına sahip olmasına yardımcı olacaktır.

d- Çinko ilavesi: İç Anadolu topraklarında eksikliği bulunan çinkonun ilavesi verimi ciddi oranda artırmaktadır. Bu işlem tohumun ilaçlanması veya köklendirici humik asit ile ıslatılması sırasında karışım olarak çinko ilave edilmesi şeklinde olabilir.

2- Uygun gübreleme: İç Anadolu bölgesinin genel yapısına baktığımız zaman pH seviyesinin bazik olduğu görülmektedir. Organik madde seviyesi ise çok düşüktür. Gübre kullanımında bu iki nokta hayati öneme sahiptir. Bazı gübre çeşitleri asitli topraklar için uygun iken bazı gübre çeşitleri bazik topraklar için uygundur. Ayrıca topraktaki organik madde yüzdesi ile kullanılacak gübre miktarı arasında da doğrusal bir ilişki söz konusudur. Ayrıca tarlanın sulak veya kıraç olması da kullanılacak gübre cinsini ve miktarını belirlemede önemli bir etmendir.

Buğdayda ihtiyaç duyulan temel besin elementleri azot ve fosfor’dur. Buğdayda toplamda her 100 kg tane ürün verimi için 2 kg saf azot (N), ve yine 2 kg saf fosfor (P) önerilmektedir. Azot, yağışı yeterli olan yerlerde yüksek, yağışı az olan yerlerde düşük miktarlarda verilmelidir. Bitkinin ihtiyacı olan diğer besin elementleri ise potasyum, kükürt, çinko ve diğer mikro besin elementleridir.

a-Taban Gübrelemesi: Buğdayda taban gübrelemesinde bitkinin ihtiyaç duyduğu azotun bir kısmı ve fosfor’un tamamı verilir.

Tüm bitkilerde olduğu gibi buğday bitkisinde de protein üretimi için azota ihtiyaç duyulmaktadır. Bitkinin ilk gelişme döneminde yaprakların ve kardeşlenme döneminde kardeşlerin oluşabilmesi için temel gübredir. İlk kardeşi oluşturacak tomurcuk, bitki henüz üç yapraklı iken teşekkül ettiğinden, kardeşlenmenin başlangıcında azotun bitki tarafından alınabilecek şekilde hazır olması gereklidir. İlk iki kardeş oluşumunda azot desteklenmesinde geç kalınması durumunda 3. kardeş teşekkül etse bile yüksek verim potansiyeline sahip 1. ve 2. kardeşler yok olabilecektir. Bu nedenle taban gübrelemesinde azot bulunması hayati öneme sahiptir. Bazen sırf ticari kaygılarla sadece fosfor içeren taban gübrelemesi yapılmakta bu artık önü alınamaz bir felakete zemin hazırlamaktadır.

Fosfor ise hücre zarlarının bir unsuru olup, bitki hücrelerinde enerji taşınması ve depolanmasında görev almaktadır. Buğday bitkisi tarafından gelişmenin ilk dönemlerinde alınan fosfor tüm gelişme dönemleri boyunca yeterli olduğu için, erken fosfor uygulaması yüksek verim için şarttır. Yapılan araştırmalara göre, tahılların fosfora olan ihtiyaçları çimlenmeden kardeşlenme devresinin sonuna kadar oldukça fazladır. Bu devrede bitki ömrü boyunca alacağı fosforun %75’ ini almaktadır. Fosfor bitki bünyesinde hareket edebilen bir besin maddesidir. Fosfor hücre dokularında fiske edilmediği için depo edildikleri noktalardan gereken yerlere taşınırlar.

İç Anadolu bölgesinin topraklarının alkali yapısından dolayı taban gübrelemesinde kullanılacak en uygun gübre DAP (Diamonyum fosfat) gübresidir. Diamonyum fosfat gübresi kompoze bir gübredir. 100 kg diamonyum fosfat gübresinde 18 kg saf azot ve 46 kg fosfor bulunur. Yani içerisindeki her bir kilo azota karşılık 2,5 kg. fosfor bulunur. Taban gübrelemesinde üre ve nitrat formunda gübreler kesinlikle kullanılmamalı amonyum (NH4) formunda olan gübreler tercih edilmelidir. DAP gübresinde azot amonyum formundadır. Amonyum formunda olan azot asit karakterli olduğu için bulunduğu bölgede pH’yı asitliğe çekmekte ve buğdayın semiral kökleri o bölgedeki fosfordan daha kolay yararlanmaktadır. Üre ise toprakta çok çabuk hidrolize olmakta ve bir miktar serbest amonyak (NH3) açığa çıkmaktadır. Açığa çıkan bu NH3 özellikle pH’sı yüksek topraklarda tohuma temas ederek çimlenmeyi olumsuz etkilemektedir.

Bu noktada en önemli husus DAP gübresinin veriliş şeklidir.

Verim açısından en yanlış gübre uygulaması; tohumla beraber aynı çim yatağına gübre verilmesidir. Bu durumda topraktaki nem gübrenin erimesine neden olmakta, tohumla birlikte aynı yerde bulunan eriyik gübre çimlenmeyi olumsuz etkilemektedir. Burada birincisi gübre; tohum ile nem rekabetine girmekte, topraktaki nemi kendi bünyesine alarak tohumun yetersiz nemlenmesine sebep olmakta, ikincisi ortamdaki NH3 (amonyak) konsantrasyonunun artması sonucu kılcal köklere toksik etki yapmasındandır. Diğer bir etkisi ise çimlenmesi ve gelişmesi geç olan bitki fosforu zamanında absorblayamamakta, bu da fosforun toprakta daha uzun beklemesinden dolayı daha fazla fiske olarak bitki tarafından alınamaz hale gelmesine sebep olmaktadır.

Serpme yöntemi tohum yatağına vermeye göre daha uygun olmasına rağmen, gübre kayıpları yüksek olduğu için yine tercih edilmemelidir. Bu yöntemde azot’un amonyak şeklinde kayıpları en fazla seviyede olmakta, ayrıca fosfor’un toprakla çok temas etmesi sonucu, kireçle bağlanarak dikalsiyum fosfat ve trikalsiyum fosfatlar formunda tutulmasına sebep olmaktadır.

En uygun gübreleme şekli, tohumun 3-5 cm açığına ve tohum seviyesinin altına gübrenin bırakılmasıdır. Tohumlardan çıkan ilk embriyonal kök doğrudan aşağıya doğru büyümektedir. Diğer embriyonal kökler ve adventif kökler ise, önce belirli bir açı ile yana doğru büyür sonra aşağıya doğru büyümektedir. Bu şekilde tohumun 3-5 cm açığına ve tohum seviyesinin altına gübrenin bırakılması halinde buğday diğer yabancı ot tohumlarından daha önce besin maddelerine ulaşacak ve rekabet üstünlüğü kazanacaklardır. Ayrıca gübre ve tohum ayrı noktalarda olduğu için aralarında nem rekabeti yaşanmayacak, bitki çimlenme esnasında gerekli nemi alabilecek ve amonyağın toksik etkisinden etkilenmeyecektir.

Buğday ekiminde taban gübresi olarak DAP uygulamanın dışında toprak analizlerinde kükürt (S) eksikliği söz konusu ise toprağa kükürt karıştırılması da çok yararlı olacaktır. Kükürt azot gibi proteinlerin yapısına girmekte ve birçok aminoasit’in bileşiğinde bulunmaktadır. Ayrıca kükürt topraktaki yüksek pH seviyesinin dengelenmesinde de etkin rol oynayacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken tek husus kükürt’ü tek başına değil Leonardit kaynaklı bir organik toprak düzenleyici ile karıştırarak uygulamaktır. Bu toprakta hem kükürt parçalayan bakterileri geliştirecek hem de topraktaki organik madde seviyesini artırarak verime olumlu katkıda bulunacaktır. Ayrıca Leonardit kaynaklı organik toprak düzenleyicilerin kireç çözücü, pH dengeleyici ve toprakta bulunan mikro ve makro besin elementlerini çözücü ve şelatlayıcı özelliklerinin olması önemini daha da artırmaktadır.

İç Anadolu Bölgesi topraklarında genel olarak potas eksikliği söz konusu olmadığından ayrıca potasyumlu gübrelemeye ihtiyaç yoktur. Ama yapılan toprak analizlerinde bu besin elementinin eksikliği görülürse taban gübrelemesinde ayrıca potasyum verilmelidir. Bu takdirde de yine alkali topraklarda potasyum sülfat olacaktır.

b- Üst Gübreleme: Üst gübrelemede sadece azot takviyesi yeterli olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken hangi üst gübrelerin tercih edilmesinin ve hangi zamanlarda verilmesinin en doğru olduğudur.



Burada dikkat edilmesi gereken en temel nokta yağışların veya sulamanın olmadığı durumlarda üre formunda azotlu gübrelerin kullanılmamasıdır. Üre’de yağış gelmez ise amonyak formunda buharlaşma şeklinde kayıplar çok olacaktır. Yine yağış ve su miktarına bağlı olarak azot miktarının ayarlanması gereklidir. Düşük yağmur ve sulamada azot miktarı sulak arazilere göre daha az verilmelidir.

Üst gübrelemede azot verilmesi tek seferde olacağı gibi verilecek gübre miktarı ikiye bölünerek iki dönemde de verilebilir. İki döneme bölünerek verilmesi halinde daha iyi sonuçların alındığını gösteren çalışmalar mevcuttur.

Buna göre üst gübreleme kardeşlenme döneminde erken ilkbaharda uygulanmalıdır. Eğer ikiye bölünerek uygulanacaksa yarısı erken ilkbaharda yarısı ise sapa kalkma döneminde uygulanmalıdır. Sapa kalkma döneminde uygulanan azot tanenin protein içeriğini artırmada rol oynar.

Üst gübrelemede amonyum nitrat, amonyum sülfat ve üre tercih edilebilir. İç Anadolu topraklarında kireç oranının yüksekliğinden dolayı amonyum nitrat yerine amonyum sülfat tercih edilmesi daha uygun olacaktır. Kireç oranı düşük olan ve pH’ı yüksek olmayan asidik topraklarda ise Amonyum nitrat daha doğru bir tercih olacaktır. Yine daha önce belirtildiği gibi su problemi olan durumlarda üre tercih edilmemelidir. Su problemi yoksa bile üst gübrelemede ikiye bölünerek gübreleme yapılıyorsa birincisinde üre ikincisinde asidik topraklarda amonyum nitrat bazik topraklarda amonyum sülfat tercih edilmelidir. Üst gübreleme mutlaka sulamadan veya yağmurdan önce yapılmalı, su ile çözünerek toprağa karışması köke ulaşması temin edilmelidir.

Buraya kadar anlattığım buğday gübrelemesinde özellikle İç Anadolu genel toprak şartları dikkate alınarak tavsiyelerde bulunulmuştur. Ama şu nokta unutulmamalıdır. Gübrelemede hiçbir reçete toprağın, bölgenin, tohumun vs. diğer üretim süreçlerinin tam olarak bilinmediği durumlarda kesin doğru değildir. Her toprağın ve bölgenin isteği farklı olmakla birlikte bu yazı çiftçilerimize genel bir bakış açısı kazanmalarını sağlayacaktır. Aslında çiftçilerimizin ilk yapması gereken şey topraklarından bir numune alarak analiz yaptırmaları ve buna göre özel gübreleme reçetesini oluşturmalarıdır. Bu reçete hazırlanmasında ise gerçekten konunun uzmanı olan kişileri bulmalı ve onların tavsiyeleri doğrultusunda ziraat yapmalıdır.

Tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl dilerim.

Kaynak : ziraatci.com