Istanbul Altin Rafineri
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Bitki Besleme

ORTAK KONULAR, HASTALIK ve ZARARLILARLA MÜCADELE, BAKIM, BITKI BESLEME,MEVZUAT kategorisinde ve Gübre Bilgisi forumunda Bitki Besleme başlıklı konuyu görüntülüyorsunuz.=>
2. BİTKİ BESLEME VE TARİHÇESİ 2.1 BİTKİ BESLEME NEDİR Bitki beslenmesi bitkilerin hava ve topraktan aldıkları bir takım basit maddeleri, dokularında güneş enerjisi yardımıyla çeşitli işlemlerden geçirip organik maddeler haline ...

  1. #1
    Uzmansel.com Bitki Besleme Danışmanı
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    474
    Post Thanks / Like
    Blog Entries
    7
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Bitki Besleme

    2. BİTKİ BESLEME VE TARİHÇESİ

    2.1 BİTKİ BESLEME NEDİR

    Bitki beslenmesi bitkilerin hava ve topraktan aldıkları bir takım basit maddeleri, dokularında güneş enerjisi yardımıyla çeşitli işlemlerden geçirip organik maddeler haline getirmelerine denir.

    2.2 BİTKİ BESLEMENİN TARİHİ GELİŞİMİ

    Yaşamları boyunca insanlar bitkilere, bitkilerin beslenmelerine ve bitkilerde cereyan eden metabolik olaylara ilgi duymuşlardır. Cansız gibi görünen bir bitki tohumunun belli koşullar altında çimlenmesi, kök, gövde, yaprak vb. organlarını oluşturması ve bunların nedenleri düşünen ilk insanların önemli uğraşları arasında yer almıştır. İnsan ve hayvanların beslenmelerinde bitkilerin çok önemli bir yere sahip olması, insanların bitki gelişmesi üzerinde her çağda ve zamanımızda ilgilerinin sürmesinin başlıca nedenidir. Bitkilerin yaşayan varlıklar oldukları daha ilk çağda biliniyordu. Ancak yaşam ile ilgili olayların, çevreden sürekli madde alışverişi ile sürdürülebildiği çok sonraları bilinçli bir şekilde anlaşılabilmiştir (Kacar, 1984).

    Bitkilerin beslenme ve gelişmeleriyle ilgili dikkate değer ilk öneri milattan 384 yıl önce doğmuş olan büyük filozof Aristoteles tarafından yapılmıştır. Aristo kısa adıyla anılan büyük düşünür, bitkilerin gereksinim duydukları maddeleri, kökleri aracılığıyla topraktan işlenmiş olarak aldıklarını ve bu maddelerin bitkilerde oldukları gibi toprakta da bulunduklarını ileri sürmüştür. Aristo'nun görüş ve önerileri, Belçikalı fizikçi ve kimyager Jan Baptist van Helmont (1577-1644) tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçları yayınlanıncaya değin uzun süre etkili olmuş ve geniş kabul görmüştür.

    Bitki besleme alanında dikkate değer ilk araştırma olarak kabul edilen ve iyi planlanmış olan çalışmanın sonuçları Van Helmont' un oğlu tarafından 1684 yılında yayınlanmıştır. Bitki besleme alanında yeni bir aşamayı gösteren ve geniş yankı yapan denemede saksı içerisine konulan 90.7 kg kuru toprağa 2.3 kg ağırlığında bir söğüt fidanı (Salix sp.) dikilmiştir. Beş yıl süreyle saksıya gerektikçe yağmur suyu ya da arı su verilmiş ve dışarıdan herhangi bir maddenin karışmaması için saksının üzeri delikli galvanize saçla kapatılmıştır. Tam beş yıllık bir gelişme süresi sonunda denemeye son verilmiş ve ağacın ağırlığının aşağı yukarı 77,1 kg olduğu saptanmıştır. Gelişme süresi içerisinde sonbaharda dökülen yapraklar tartılmamış ve bunlar denemede dikkate alınmamıştır. Deneme sonunda toprak kurutulmuş ve orijinal toprak ağırlığından 57 g eksilmiş olduğu görülmüştür. Toprağa yalnızca sinim verildiğini dikkate alan van Helmont doğası olmasa da söğüt fidanının sudan oluştuğunu ve suyun tek bitki besin maddesi olduğunu ileri sürmüştür. Bitkilerin beslenmelerinde varlığı bile bilinmeyen atmosferdeki oksijen ve karbondioksidin önemli rolünün, topraktan alınan çeşitli elementlerin bitkilerdeki işlevlerinin bilinmediği bu dönemde böyle bir görüş yeni bir çığır açmıştır. Her ne kadar Van Helmont tarafından yetiştirilen söğüt fidanının büyük bir bölümü su ise de bitkinin gelişmesi temelde toprak ve atmosferden alınan bitki besin maddeleriyle sağlanmıştır (Kacar, 1984).

    İngiliz araştırmacı John Woodward yaptığı çok ilginç bir denemenin sonuçlarını 1699 yılında yayınlamıştır. Woodward nane bitkisini (Mentha sp.) 1- Yağmur suyunda. 2- Thames ırmağı suyunda, 3- Hyde park kanal suyunda ve 4- Toprak karıştırılmış kanal suyunda 77 gün süreyle yetiştirmiştir. Bitkiler tarafından kullanılan su miktarı dikkatli şekilde belirlenmiş ve denemenin bitiminde bitkilerin ağırlıkları kaydedilmiştir. Deneme sonunda bitki ağırlıklarının sıra ile 1.14, 1.69, 9.02 ve 42 g olduğu saptanmıştır. Nane bitkisinde gelişmenin, suyun içerdiği yabancı madde miktarıyla ilgili olarak arttığım gören Woodward, van Helmont'un aksine, bitki gelişmesi için toprağın ya da benzeri materyallerin esas olduğu sonucuna varmıştır. Zamanında tepkiyle karşılanan öneri günümüzde kolay anlaşılır ve açıklanabilir niteliktedir. İzleyen yıllarda Woodward gibi pek çok bilim adamının çalışmalarından elde olunan sonuçlar günümüzde bu kolaylığı bizlere sağlamış durumdadır (Kacar, 1984).

    2.3 BİTKİ BESLEMENİN ÖNEMİ

    Yer yüzünde bütün canlılar, kökeni kayaçlar, denizler ve hava olan kimyasal elementlerden meydana gelirler. Bitkiler ile bazı mikroorganizmalar, primer enerjiyi güneşten ve inorganik elementleri çevreden doğrudan alma özelliğine sahiptirler. Bu nedenle ototrofdurlar. İnsanlar ve hayvanlar ancak önceden oluşmuş ve enerji yüklü bileşikleri değerlendirdiklerinden hetetrofturlar.

    İşte bu nedenle bitkiler, yaşamları için gerekli olan biyokimyasal olaylarda belirli özel görevler yapan elementlere (besin maddelerine) ihtiyaç duyarlar (Fırat, 1998).

    Bitkiler gelişmeleri için mutlak gerekli olan besin elementlerini seçerek alma yeteneğine sahiptirler. Bitkiler aynı zamanda gelişmeleri için gerekli olmayan mineral elementleri de alırlar ve bunlar kimi zaman toksak etki yaparlar (Güneş ve diğ., 2007). Her hangi bir besin maddesinin yetersizliği yahutta noksanlığı bitki büyümesini ister istemez engeller bu ise bitkinin bodur kalması, sararması, solması ve benzeri diğer belirtilerle kendilerini gösterir. Sadece besin maddelerinden birinin yetersizliği veya noksanlığı değil aynı zamanda aşırı miktarda alınması da bitkiye zarar verir, ki buna fitotoksite denilmektedir (Fırat, 1998).

    Bitki gelişmesi denince akla, büyüme ve farklılaşma kavramları gelir. Yüksek yapılı bitkilerin büyümesi, biyokimyasal ve fizyolojik olarak desoksiribonukleik asit (DNA) veya protein artışını içeren yaş veya kuru madde çoğalmasıdır. Farklılaşma ise bir canlının gelişme devresinde hücre ve doku oluşumu yahutta değişimidir. Bitkinin yaşam göstergelerinin tamamı önceden planlanmış genetik bir programa göre gerçekleşir. Ancak dış (çevre) faktörlerinden önemli derecede etkilenir (Fırat, 1998).

    Yirminci yüzyılın ilk yarısında MITSCHERLICH, bitki büyümesini ve sonuçta ürün verimi ile kalitesini farklı şekillerde etkileyen değişik etmenler için gelişim faktörleri kavramını getirmiştir.

    Mitscherlich, gelişim faktörlerini iç ve dış faktörler olarak ikiye ayırmıştır. İç gelişim faktörleri planlı ıslah çalışmaları ile düzenlenebilecek genetik yapıdır. Dış faktörler, özet olarak ışık, ısı, hava ve suyu içeren iklim, organik ve inorganik gübreler ile toprağı içermektedir. Bitkiye barınaklık ve yaşam ortamı sağlayan toprak; bileşimi, yapısı, sorbsiyon kapasitesi, besin maddesi miktarı, mikroorganizma faaliyeti ve benzeri özellikleri ile haklı olarak dış gelişim faktörleri olarak bitki beslenmesinde önemli bir yeri vardır (Fırat, 1998).
    3. EKOLOJİK FAKTÖRLER

    Bitki gelişmesi esasta genetik olarak programlanmıştır. Bununla beraber ışık, ısı, toprak özellikleri, gübreler ve diğer dış gelişim faktörlerinden önemli ölçüde etkilenir.

    3.1 IŞIK VE IŞINLANMA

    Işık olmadan doğada hayat düşünülemez. Başta fotosentez olmak üzere birçok önemli olay ışık sayesinde gerçekleşir. Işık ise doğal veya yapay kaynaklardan yayılan elektromagnetik dalgalardır ki bunlar dalga halinde hareket eden ve foton taneciği adı verilen birimden oluşmuş enerji paketçikleridir.

    Bitkiler, çeşitli dalga boyundaki ışığa karşı insanlardan farklı bir duyarlılığa sahiptir. İnsan gözü tarafından görülebilen ışığın sadece bir kısmı, yani 400 ile 700 nm arasında dalga boyuna sahip olan ışıklar bitkilerin büyümesine (fotosentez) yardımcı olur. Buna PAR alanı denir (PAR = Fotosentetik Aktif Radyasyon). Gün ışığının küresel radyasyonu yaklaşık %45' i 400 ile 700 nm arasındadır. Yani, küresel radyasyonun yaklaşık %45'i PAR' dır (Fırat, 1998).

    Işığın dalga boyu değiştikçe rengi de değişir. Örneğin uzun dalga boyları kırmızı ışığı oluştururken, kısa dalga boylu ışınlar mor ötesi ışınları oluştururlar. Fotosentez ışığın kırmızı ve mor dalga boylarında daha hızlı gerçekleşmektedir.

    Bitkilerin sağlıklı gelişmesi için mavi ışığın oranı özellikle önemlidir. Az miktarda mavi ışık alması uzamaya (aşırı kök büyümesi ) ve bazen sarılaşan yapraklara neden olur. Ayrıca bitkinin gelişmesi için kırmızı/açık kırmızı oranı da önemlidir. Açık kırmızı oranının düşük olması kökün büyümesini engeller. Bu duyarlılık tepkileri bitki türlerine göre değişir (McCree, 1972)



    Işık enerjisi özellikle klorofil molekülünü uyararak fotosentez reaksiyonunun başlamasını sağlar. Öyle ki ışık olmadan klorofil sentezlenemez hem de fotosentez yapılamaz. Yapılan deneylerde de görüldüğü üzere uzun süre karanlıkta kalan bitkiler ölürler. Çünkü solunumlarıyla depo halindeki besinlerini tüketir ve fotosentez olmadığından yeni besin üretemezler.

    Klorofil yeşil bitkilerde ve alglerde bulunan klorofil molekülü C, H, O, N, Mg elementlerinden oluşur. Kanımızdaki hemoglobinin yapısına çok benzer. Klorofilde Mg, hemoglobinde ise Fe vardır.

    Klorofil molekülü görünen ışığı absorbe eder. Ve sadece yeşil ışığı yansıtır..Bu yüzden bitkiler yeşil görünmektedirler (Bilimtey Topluluğu).

    3.1.1 Çevre Faktörü Işık

    Bitkilerin büyümesi ve madde oluşumu ışık miktarı, intensitesi ve zaman içindeki dağılımına bağlıdır.

    Işığın çevre faktörü olarak değerlendirilmesi doğrudan güneş ışınlarının ve dolaylı olarakta difüze olan ışığa bağlıdır. Tropik iklim kuşağının karekteristik özelliği yüksek ışık intensitesine sahip olmasıdır. Burada yetiştirilecek kültür bitkilerinin seçiminde sıcak iklim ve özellikle de su temini belirleyici faktördür. Moleküler difüzyon yoluyla güneş ışınlarının farklı büyüklükteki bölümü atmosfere girerken difüzyon ışığa dönüşürler. Topoğrafik konum, denizden yükseklik, atmosferin bulutluluk ve kirlilik derecelerine bağlı olarak toplam ışığın güneşli ve açık günlerde % 10-30, kapalı günlerde ise % 100' e varan miktarını difüze ışın oluşturur. Çevrenin aydınlığı bitkilerin topraktaki konumu, organlarının büyüklüğü ve şeklini önemli ölçüde sınırlarlar (Fırat, 1998).

    3.1.2 Eksposizyon ve İnklinasyon:

    Arazinin gök yüzüne konumu (ekspozisyon) ve horizontal düzlemle yaptığı eğim açısı (İnklinasyon) onun tarımsal olarak ışıktan yararlanması için fevkalade önemlidir. Burada önemli olan UR-ışınlarının ( yani ısının) toprak, dolayısı ile bitki büyümesi, su temini ve benzerlerine etkisidir.(Fırat, 1998).

    3.1.3 Gün Uzunluğu:

    Bir yerin ışık kliması, gün uzunluğu diğer bir ifadeyle gün boyunca ışıklanma süresi ile kendini gösterir. Bu vejetatif ve generatif büyüme süresi, meyve bağlama gibi belirli olaylar için geçerlidir. Bundan dolayı bitkiler uzun gün, kısa gün ve nötr gün bitkileri olarak gruplandırılırlar.

    Uzun gün bitkileri: Ilıman kuşağı bitkiler, kesintisiz ve uzun süreli günlük ışık alma sayesinde generatif gelişmelerini hızlandırırlar. Gündelik ışık almadaki kesintiler çiçek oluşumunu ve dane verimini geciktirir.

    Kısa gün bitkileri: Darı ve kasımpatının da yer aldığı bu grubun bitkileri, kısa süreli günlük ışık alma ile hemen generatif devreye girerler..Uzun süren ışıklanma generatif devrenin uzamasına ve dolayısıyla vejetatif aksamın daha fazla olgunlaşmasına neden olur.

    Nötr gün bitkileri: Bu grubun bitkileri; günlük ışıklanma süresindeki farklılığa hiç veya oldukça sınırlı reaksiyon gösterirler.

    Bir yerin ışık kliması çok farklı olup bitki büyümesini geniş çapta etkiler .

    3.2 SICAKLIK

    3.2.1 Bitki Büyümesinin Esası

    Sıcaklık, moleküllerin ortalama kinetik enerjisinin maddede meydana getirdiği ısı durumudur. Makro moleküllerin dolayısı ile yaşamın oluşumu belirli bir sıcaklık çerçevesinde gerçekleşir. Sıcaklığın kaynağı ise güneş ışınlarıdır. Yalnızca dalga boyu 8000-6000 nm arasında olan ışınlar ısı enerjisi yaydıklarından ancak onlar biyolojik ve kimyasal olayların hızını ayarlar. Güneş enerjisinin yaklaşık % 50' si ultrarot ışınları şeklinde yayılır (Fırat, 1998).

    Güneş Işınlarının Yeryüzüne Değme Açısı: Belirli bir yüzeye dik ve yatık gelen ışınların getirdikleri enerji miktarları arasında belirgin bir fark vardır. Çünkü bir ışın demeti dik geldiğinde daha dar bir yüzeyi aydınlatırken, aynı ışın demeti yatık geldiğinde daha geniş bir yüzeyi aydınlatır. Ancak ışınların yere değme açısı daraldığı için etkisi azalır. Bu nedenle Güneş ışınlarının yere değme açısı büyüdükçe yeryüzünü ısıtma gücü de artar.

    Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle güneş ışınlarının bir noktaya değme açısı sabahtan öğleye kadar artar. Öğleden akşama kadar ise azalır. Günün en yüksek sıcaklığı, ışınların en büyük açı ile geldiği öğle saati değil, depolanan enerjinin en fazla olduğu 13.00 – 14.00 saatleri arası ölçülür.

    Çünkü öğleye kadar yerde biriken enerji, ışınların gelme açısının daralmasıyla birlikte ışıma ile atmosfere iletilir. Işıma gece boyu devam eder, yer soğur. Güneş’in doğuş saatinde ışıma sona erer ve yerde enerji depolamaya başlar. Işımanın sona erdiği anda günün en düşük sıcaklığı yaşanır (Fırat, 1998).

    Zeminin yapısı da yer ışıması üzerinde etkilidir. Örneğin yeryüzünün bitki ile kaplı alanlarında yer ışıması az ve yavaşken çıplak arazilerde ısı kaybı daha hızlı ve fazla olur.

    Eğim ve Bakı: Geniş bir bölgeye düşen birbirine paralel ışınların yere düşme açıları, yamaç eğimine ve bakı durumuna (Güneş’e dönüklüğe) göre değişir. Bu durum yerel ısınma farklarına yol açar. Kuzey Yarım Küre’de güney yamaçlar, Güney Yarım Küre’de ise kuzey yamaçlar güneş ışınlarını yıl boyunca daha büyük açı ile aldığından daha sıcak olur (Fırat, 1998).

    Bunun dışında en üst toprak katmanında yılda yaklaşık 3-5 ton /ha organik maddenin biyolojik ve kimyasal olarak parçalanması esnasında sınırlı bir sıcaklık açığa çıkar.(Fırat, 1998)

    3.2.2 Çevre Faktörü Olarak Sıcaklık

    Bir yerin sıcaklığı şu faktörlere bağlıdır.



    Makro klima; ilgili yerin coğrafi enleme göre sıcak, ılıman ve soğuk olabileceği gibi denizlere olan konumu ile de karasal veya mediteran olarak tanımlanır.

    Küçük klima; Yetişme ortamının eksposizyonu, inklinasyonu ve toprak özelliklerine bağlı olarak meydana gelir.

    Mikro klima; Toprağa yakın hava tabakası ile toprakta oluşur. Bitkilere ısı ışınlarının ancak bir kısmı doğrudan ulaşırken esas geri kalan büyük büyük bölümü depolama ve regülatör görevi yapan toprak tarafından dolaylı olarak iletilir (Fırat, 1998).

    Toprağa yakın klima yalnız kendine ulaşan enerji miktarına değil, özellikle toprağın ısı ışınlarını absorbe etme kapasitesine, iletkenliğine ve bunu yayma özelliğine bağlıdır. Burada renk, gözenekler hacmi, su miktarı ve toprağın mineral bileşimi önemlidir.

    Örneğin koyu renkli topraklar çabuk ısınır. Islak topraklar, yavaş soğur, ancak gözenekleri hava dolu topraklara göre yavaş ısınır. Toprak yüzeyinin malçlanması (uygun materyal ile örtülmesi) toprak sıcaklığının dalgalanmasını ve ısı kaybını düşürür. Atmosferin ki ile asla aynı olmayan toprak sıcaklığının, kök bölgesinde canlıların aktivitesi için son derece önemli olan toprak nemi ile beraber organik maddelerin mikrobiyolojik parçalanması, mineralizasyon, nitrifikasyon, ayrıca bitkilerin su ve besin maddesi alımı ile biyokimyasal olaylarda ve sonuçta bitki büyümesinde önemli rol oynar. Donmuş topraktan kökler ya son derece sınırlı veya hiç su alamaz ve kurur
    ( Fırat, 1998).

    Toprak sıcaklığı görüldüğü gibi yaşam için vazgeçilmez önemli bir gelişim faktörüdür. Onu toprağın ısı kapasitesi ve ısı iletme özelliği tayin eder. Bu iki faktör de tekrar toprak yapısına ve dolayısı ile su ve hava varlığına bağlıdır.
    Toprağın değişik katmanlarındaki sıcaklık, toprak yüzeyinde ısı dönüşümüne bağlıdır.
    Ayrıca çevre düzenlemesi de yine ortam iklimini etkiler. Toprak sıcaklığını bütün bu faktörler yanında rüzgar da etkiler. Rüzgar bitki topluluğu üzerinden buhar tabakasını uzaklaştırıp transpirasyonu değiştirmek ve güneş ışınlarının hava ile girişini kolaylaştırmak suretiyle sıcaklık farklılığını dengeler (Fırat, 1998).

    3.2.3 Sıcaklığın Bitkiye Etkisi

    3.2.3.1 Büyüme

    Çok sayıda bireysel proseslerden meydana gelen büyüme olayının akışını ısı ışınları etkiler. Her biyokimyasal reaksiyonun oluşumu, belirli bir sıcaklık koefizenti (Q10) çerçevesinde gerçekleşir. Sıcaklık koefizenti; belirli bir sıcaklık dalgalanması ile bir biyokimyasal reaksiyon hızının ne kadar değişeceğini verir. Tanımlanan bu Q10 değeri bitkiler için 2-3 arasındadır. Diğer bir ifadeyle; sıcaklığın 10o C yükselmesi ile reaksiyon hızı 2-3 kat artar. Ne var ki her reaksiyonun hızı farklı olup, çimlenme, vejetatif büyüme, meyve bağlama, gibi gelişim olayları ayrı ayrı değişik sıcaklık koefizenti isterler. Sıcaklığın her artısı büyümeyi de doğal olarak aynı şekilde artırmaz. .Büyüme eğrisi optimuma kadar yükselir ve o noktadan itibaren az veya çok dik düşer. Her bitki çeşidinin optimum eğri seyri farklıdır ( Fırat, 1998).

    Yüksek sıcaklık stresi: Yüksek sıcaklık stresi, bitkilerde fizyolojik ve biyokimyasal işlevlere zarar vererek büyüme, ürün ve kalitede azalmaya neden olmaktadır. Her bitki türünün optimum fonksiyon gösterdiği optimum sıcaklık aralığı vardır ve bu aralığın dışında hücresel metabolizma ve dolayısıyla bitki büyümesi olumsuz etkilenmektedir (Burke, 1990). Yüksek sıcaklık birçok önemli tarımsal bitkinin verimliliğini sınırlamaktadır (Yıldız M. ve Terzi H., 2007; Paulsen, 1994). Toprak yüzey sıcaklıklarının 50 ºC’ yi aştığı kurak ve yarı kurak bölgelerde, yüksek toprak sıcaklığı bitki populasyonlarını önemli düzeyde azaltmaktadır (Ishag, 1996). Artan sıcaklık bitki gelişiminin farklı evrelerini inhibe etmektedir (Paulsen, 1994). Bir genotipin yüksek sıcaklıkta hayatta kalma yeteneği bitkinin tür ya da çeşidine, bitki gelişim evresine, hücre tiplerinin hassasiyetine, yüksek sıcaklığın derecesi ve süresine bağlıdır (Bray, 2000).

    Stres, biyotik ve abiyotik faktörlerin ayrı ayrı ya da birlikte fizyolojik ve biyokimyasal olaylarda belli değişimleri meydana getirmesi veya organizmada hasar oluşturma kapasitesi olarak tanımlanabilir (Levitt, 1980).

    Bitkilerin strese verdikleri cevaplar farklı şekillerde tanımlanmaktadır (Taiz ve Zeiger, 2002).

    Kaçış (escape): Sadece koşulların uygun olduğu dönemde büyümedir.

    Sakınım (avoidance):Bitkilerin stres faktörlerinin olumsuz etkilerini azaltması veya engellemesidir.

    Tolerans (tolerance) veya direnç (resistance): Tolerans, karmaşık bir fizyolojik olay olup, organizmaya ilk olarak öldürücü olmayan yüksek derecede stresin (subletal) uygulanmasını akiben uygulanan öldürücü strese (letal) organizmanın dayanma yeteneğidir

    Uyum (acclimation) ve adaptasyon (adaptation):Sırasıyla kalıtılamayan ve kalıtılabilir stres cevaplarını ifade etmektedir (Taiz ve Zeiger, 2002).

    Bitkilerde fotosentetik aparatlar sıcaklığa hassas olup; genellikle yüksek sıcaklık semptomlarının görünür hale gelmesinden önce oldukça fazla zarar görmektedirler
    (Crafts-Brandner, ve Salvucci, 2000; Camejo, D., et al., 2005). Yüksek sıcaklık stresi altındaki bitkilerde fotosentez oranındaki azalmalar, kloroplastların yapısal ve fonksiyonel olarak zarar görmeleri ve klorofil birikimindeki azalmadan kaynaklanmaktadır (Xu, et al., 1995)

    3.2.3.2 Besin Maddesi Alımında Sıcaklığın Etkisi

    Toprak çözeltisinden besin maddesi alımı iyon ve moleküllerin kendi termik hareketlerini öngörür. Besin maddelerinin köke girdiği plasma sınır dilimlerinde meydana gelecek olaylar büyük ölçüde sıcaklığa bağlıdır. Alım sıcaklıkla artar. Ancak bu artış linear değildir (Fırat, 1998).

    3.3 HAVA

    Hava, bitki yaşamı için mutlak zorunlu olan O2 ve CO2 başta olmak üzere çok sayıda maddeler içerir. Atmosfer havası ve su ile dolu olmayan toprak gözeneklerinde değişik çeşit ve miktarlarda gazlar bulunur. Toprağın havası kapasitesi; gözenek hacminin toprağın toplam gözenek hacminden çıkarılması ile bulunur. Bu hafif topraklarda % 30 olup, ağır bünyeli topraklarda bunun yarısı kadardır. Atmosfer havası ile toprak havası arasında toprak solunumu denilen sürekli gaz değişimi vardır. Büyük gözenek miktarı gaz değişimi ve dolayısı ile kök tüylerinin gelişmesi ile oksidatif olaylar için belirleyici faktördür ( Fırat, 1998).

    3.3.1 Oksijen

    3.3.1.1 Bitki için önemi

    Renksiz bir gaz olan oksijen, diğer elementlerle oksit olarak kolaylıkla bileşikler oluşturur. Çünkü bitki solunum yapmak ve enerji elde etmek için oksijene gerek duyar. Bu bitkinin hem kök hem de kök sistemi için önemlidir. Bitki oksijeni atmpsferden stomaları ve toprak çözeltisi ile havasından kökleriyle alır. Yeşil bitki büyümek için gerekli olan enerjiyi gündüz büyük çapta doğrudan fotosentezden ve gece ise yalnızca asimilatların parçalanmaları anında açığa çıkan kimyasal enerjiden karşılar ( Fırat, 1998).

    3.3.1.2 Toprakta Oksijen

    Yapılan çok sayıda araştırma ile havada % 15 oranında bulunan O2 yüksek yapılı bitkilerden ekonomik düzeyde ürün elde etmek için yeterli olduğu belirtilmiştir. Buna rağmen atmosferde O2 optimum düzeydedir. Toprak havasındaki O2 konsantrasyonu, yapı ve suya bağlı olarak optimumun altındadır. Organizma faaliyetleri için toprakta yeterli miktarda O2 bulunması durumunda toprak solunumu da engelle karşılaşmaksızın gerçekleşebilir. Kumlu ve gevşek topraklarla organik maddesi yüksek olan topraklar iyi havalanırken ağır bünyeliler ile ıslak topraklarda O2 miktarı ve hava sirkülasyonu çoğu zaman köklerin O2 gereksinimini karşılayamaz. Atmosferde CO2 yetersizliği fotosentez olayını yavaşlattığı gibi toprakta O2 yetersizliği ve dolayısı ile CO2 fazlalığı da sentezleme olaylarını ve bitki büyümesini geriletir (Fırat, 1998).

    Toprakta 1-2 gün taşkın Ya da başka yollarla su altında kalmaları toprak havasını ve oksijeni gözeneklerden uzaklaştırır. Su ile dolu gözenekler de kalmış olan az miktardaki oksijen kök solunumu, mikroorganizma faaliyeti ve organik madde parçalanması kısa zamanda tüketir ve ortam artan oranlarda indirgeyici olur.

    Toprakta zaman zaman veya uzun süre O2 noksanlığının hakim olması sonucu anaerob dolayısı ile fakültatif mikroorganizmalar hızla çoğalır.

    3.3.2 Karbondioksit

    3.3.2.1 Bitki İçin Önemi

    Bitkiler CO2 ' i yaprak gözenekleri ile alırlar. Stomaların açılma mekanizması ışık ve neme bağlıdır. Yüksek ışık intensitesi ve neme karşın düşük CO2 partikel basıncı gözenekleri açar. Yetersiz ışıklanma, yaz sıcaklığı gibi yüksek temperaturlar gözeneklerin kapanmasına neden olur. Stomaların hareket mekanizması genel olarak içinde K+ ve organik anyonlar bulunduğu kapama hücrelerin ozmotik değerlerinin değişimine dayanır. Ve hormonal olarak absisin asidi ile ayarlanır ( Fırat, 1998).

    Karbondioksidin en başta gelen önemli fotosentezle üretilen karbonhidratların temel taşı olmasıdır.

    3.4 TOPRAKTA SU VARLI?I VE BİTKİLERİN SU İHTİYACI

    Bitkinin brüt bileşimi, basit bir ifade ile bünyesinde bulunan önemli madde grupları ile elementlerin bir bütünüdür. Yeşil bitki en fazla su ihtiva eder. Biyokimyasal olaylara bir organ ne kadar sık katılır ise ondaki su miktarı o denli yüksek olur. Bu ise suyun yaşam için ne kadar önemli olduğunu gösterir. Su bitkide yapı taşı, çözücü, serinletici ve kabartıcı olarak görev yapar.

    Taşıma ve serinletme görevinin yerine getirilmesi gerektiğinden bitkinin normal yaşam ve üretimi için ihtiyaçtan çok daha yüksek miktarda suya gerek duyulur. Bunun boyutu transpirasyon koefizenti ile ifade edilir. Transpirasyon koefizenti, kuru madde olarak 1 kg bitkisel kütle üretimi için gerek duyulan su miktarıdır. Bu bitki çeşidi ve çevre
    koşullarına göre 180 – 1000 kg arasında değişir ( Fırat, 1998).
    Selim BAYRAKTAR'A Teşekkürler
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  2. #2
    Uzmansel.com Bitki Besleme Danışmanı
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    474
    Post Thanks / Like
    Blog Entries
    7
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    Ahanda geldi bir bölüm daha

    BİTKİ BESİN MADDELERİNİN ÖNEM VE GÖREVLERİ

    Bir besin elementinin önemli ve vazgeçilmez oluşu, onun biyokimyasal olaylardaki görevini bi başka elementin tam olarak yerine getiremez olmasıdır. Besin elementleri özellik ve davranışlarına göre yapı yahutta fonksiyon elementidirler. Ancak ikisi arasında kesin bir ayırım yapmak zordur. Çünkü bazıları organik yapıda yer aldıkları gibi hücre öz suyunda da serbest halde bulunurlar. Bu nedenle besin elementlerini metaller ve metal olmayanlar diye ikiye ayırmak yerinde olur. Çünkü bunların etkileri fiziksel ve kimyasal özellikleri ile yakından ilgilidir. Fizyolojik gereksinim ve bunun karşılanma durumuna göre de besin elementleri makro ve mikro (iz) elementler olarak iki grupta toplanır (Fırat, 1998).

    Makro Besin Elementleri
    Metal olan elementler Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Sodyum,
    Metal olmayan elementler Azot, Fosfor, Kükürt, Bor, Silisyum, Klor
    Mikro Besin Elementleri
    Demir, Çinko, Mangan, Molibden, Bakır, Kobalt

    Tablo 1: Besin elementlerinin sınıflandırılması (1)

    Bitkiler için mutlak gerekli element 16 tanedir. 6 element ise bazı bitkiler veya bazı işlemler için gerekli olabilmektedir. Bu elementlerin kaynağı Karbon (C) havadan, Hidrojen (H) sudan, az miktarda havadan Oksijen (O), havadan ve sudan Azot (N) ve diğer elementlerin tamamı topraktandır.


    Gübrelerle verilmeyen organik maddenin asıl elementleri Makro elementler Mikro elementler Sadece bazen veya bazı bitkiler için gerekli elementler
    C N Fe Al
    H P Ze Co
    O K Mn Na
    S Cu Si
    Ca B Ni
    Mg Cl
    Mo

    Tablo 2: Besin elementlerinin sınıflandırılması (2)

    1 METAL OLMAYANLAR

    1.1 Azot

    Azot, bitkide protein, proteid, klorofil, fitohormonlar ve benzeri organik bileşiklerin temel yapı elemanı olması ve azotsuz bitkisel bir yaşam düşünülemeyeceğinden ona besin elementlerinin başında yer alma ayrıcalığı tanımaktadır. Ayrıca bitki azotu genelde diğer besin elementlerine göre daha fazla tüketmektedir. Bitkiler karbonu yaprakları ile CO2 şeklinde atmosferden doğrudan alırlar. Buna karşın bitki, azot kaynağının yaklaşık % 78'ini oluşturan atmosferden doğrudan alınamaz (Bekir, 1998). Toprağın anakayasında ve anakayadan gelen anorganik anamateryalde azot bileşikleri yoktur. Toprakta azotun kaynağı esas itibariyle organik materyal olup bu da bitki artıklarından oluşmuş ölü örtüdür (Kantarcı, 2000). Atmosferde bitkilerin yararlanamayacağı formda oldukça yüksek düzeylerde azot bulunmasına rağmen, topraklarda bitkilerin yararlanabileceği formdaki azotun miktarı genel olarak çok düşüktür.


    Atmosferde bulunan azotun (N2) bitkilerin yararlanabileceği forma dönüşmesi için; baklagil köklerinde simbiyotik olarak yaşayan mikroorganizmalar tarafından, simbiyotik olmayan mikroorganizmlar tarafından, azot oksitler şeklinde atmosferdeki elektriksel boşalmalar şeklinde veya gübre üretimi ile NH3 ve NO3 şeklinde fiksasyonu gereklidir. Doğada oldukça hareketli olan azot, toprak ile atmosfer arasında canlı organizmalar, endüstriyel faaliyetler, bazı atmosferik olaylar vasıtasıyla sürekli bir dolanım halindedir( Güneş ve diğ. 2007).

    Azot döngüsünde başlıca üç olay meydana gelir.

    • Mineral azotun bağlanması (Fiksasyon)
    • Organik maddenin parçalanması (Mineralizasyon)
    • Nitratın gaz şekline indirgenmesi (Denitrifikasyon)

    1.1.1 Biyolojik Azot Fiksasyonu

    Belirli mikroorganizma grupları atmosfer azotunu doğrudan alıp nitrogenas enziminin yardımı ile amino asitler, proteinler, proteidler, klorofiller ve diğer azotlu bileşiklerin yapısında kullanılan amonyağa, indirgenme özelliğine sahiptirler. Bunlar üreme ve yaşam tarzlarına göre serbest yaşayanlar ve belirli bitki çeşitleri ile beraber (simbiyotik) yaşayanlar olarak ikiye ayrılırlar. Serbest yaşayan ototrof mikroorganizmalar ( Azotobakter krookokum, Azotomonas insolita, Aerob basilus amilobakter vb.) azot bağlanmasında, simbiyotik azot bağlayıcılarından sonra gelirler ancak bağladıkları N miktarı oldukça azdır.

    Simbiyotik N fiksasyonu bakteriyum radikikola (Becterium Radicicola) gibi belirli mikroorganizma gruplarının baklagillerin köklerinde simbiyotik yaşamlarına dayanır ( Schilling, 1990).

    Atmosfer Olayları ve Endüstriyel Olarak Atmosferden Azot Fiksasyonu:

    Atmosferdeki azotlu bileşikler yağışlarla NH3, NO-3, NO-2, N2O ve organik azot formunda yer yüzüne inmektedir. Atmosferdeki NH3 genellikle endüstriyel kökenlidir. Ayrıca topraklardan amonifikasyonla atmosfere NH3 ulaşmaktadır. Topraklar atmosferde bulunan NH3 gazını adsorbe etme yeteneğine sahiptirler ( Güneş ve diğ. 2007).

    Atmosferde bulunan NO2 ve NO3 şimşekler gibi elektriksel olaylarla oluşmaktadır. Ayrıca endüstriyel olarak da atmosfere bu bileşikler karışabilmektedir.

    Azotlu gübre üretiminde ham madde atmosferdeki azottur. Atmosferdeki azot Haber-Bosch prosesi ile fikse edilerek azotlu gübreler üretilmektedir. Bu proses de N2 ve H2 ile yüksek sıcaklık ve basınç altında NH3 üretilmektedir ( Güneş ve diğ. 2007).

    1.1.2 Organik Maddenin Parçalanması (Mineralizasyon)

    Azotun mineralizasyonu organik N+ un NH4+ - N' una dönüştürülmesi olayıdır. Organik azotun mineralizasyonu hetetrofik mikroorganizmalar aracılığıyla aminizasyon ve amonifikasyon reaksiyonları ile gerçekleşir. Hetetrofik mikroorganizmalar enerji kaynağı olarak organik C' a ihtiyaç duyarlar ve organik maddeden organik C' u kendilerine enerji kaynağı olarak sağlarken organik N' unda inorganik azota dönüşmesini (NH4+) sağlamış olurlar. Mineralizasyon için toprak sıcaklığının uygun olmasına, ayrıca yeterli nem ve oksijene gerek duyulur. (Güneş ve diğ., 2007)

    Aminizasyon:

    Hetotrofik bakteri ve mantarlar organik maddenin ayrışmasında yer alan pek çok reaksiyonda görev alırlar. Aminizasyon sonucunda organik azot (protein) aminler, aminoasitler ve üre' ye parçalanır.

    N immobilizasyonu:

    İnorganik azotun (NH4 veya NO3-) organik azota dönüştürülmesine azotun immobilizasyonu denir. Topraklarda ayrışmak üzere olan organik maddenin N içeriği C içeriğine oranla düşük olduğunda mikroorganizmalar ihtiyaç duydukları azotu toprakta bulunan NH4 ve NO3- tan karşılarlar ve bu nedenle toprakta bulunan organik N oldukça düşük seviyelere iner.
    1.1.3 Nitrifikasyon

    Amonyumun biyolojik oksidasyonla nitrata yükseltgenmesi olayına nitrifikasyon denir Nitrifikasyon olayı iki aşamada gerçekleştirilir. Birinci aşamada Nitrosomonas bakterileri vasıtasıyla NH4, NO2 ' e, ikinci aşamada ise NO2- nitrobakterler vasıtasıyla NO3-' a yükseltgenir.

    Nitrifikasyon olayı iyi havalanan topraklarda gerçekleşir. Doğal koşullar altında NO3- 'ın meydana gelmesi büyük ölçüde toprak organik maddesinin nitrifikasyonu ve mineralizasyonu ile olmaktadır. Nitrat topraklarda çok hareketli olması ve yıkanma yoluyla topraktan çok rahat uzaklaşması nedeniyle özellikle yağışlı dönemlerde nitrifikasyon olayı istenmeyen bir olaydır. Yıkanma ile azot kayıplarını önleyebilmek için nitrosomonas ve nitrobakterlerin aktivitelerini engelleyici birtakım bileşikler nitrifikasyonu kısmende olsa engellemek amacıyla kullanılmaktadır.

    Nitrifikasyon olayı çevre faktörlerinin etkisi altındadır. Topraktaki amonyumun konsantrasyonu, toprak pH' sı, toprak sıcaklığı, toprak nemi, topraktaki O2 miktarı ve nitrifikasyon bakterilerinin populasyonu gibi bir çok faktöre bağlıdır( Güneş ve diğ., 2007).

    1.1.4 Denitrifikasyon

    Topraklarda suyla doygun koşullarda olduğu gibi oksijen noksanlığında da anaerobik organizmalar ihtiyaç duydukları oksijeni NO2- ve NO3-' tan sağlarlar. Böylece azotun gaz formları olan N2 ve NO2 atmosfere kaçar.

    Organik madde, toprağın NO3 kapsamı, toprak pH' sı, sıcaklık, nem, havalanma denitrifikasyonu etkileyen faktörlerdir (Güneş ve diğ. 2007).

    1.1.5 Azot Kaybı

    Azot kaybı Denitrifikasyon ve nitrat yıkanması şeklinde olur.
    Denitrifikasyon yoluyla N kaybı şimdiye kadar tahmin edildiğinden de fazla olup, toprak, iklim şartları ile verilen inorganik gübrenin form ve miktarlarına göre genelde %15-30 arasındadır. Bu şekilde topraktan N2 ve NO2 uzaklaşmış olur.

    Topraklarda NH3 şeklinde azot kaybı genelde pH 6 üzerindeki topraklarda NH3' ün NH4' e dönüşmesi ile meydana gelir. Durgunsu şartlarında organik maddenin ayrışması sonucunda azot bileşiklerinin indirgenip amonyak' a döüneşerek gaz halinde topraktan kaybedilmesi de söz konusu olabilmektedir (Kantarcı, 2000). Haunold ve Zvara (1976), yaptıkları araştırmada kireçli çernozyom toprağa verilen azotlu gübrenin % 46' sının NH3 şeklinde uzaklaştığını bulmuşlar ve bu tür topraklara nitratlı gübreler önermişlerdir.

    1.1.6 Alımı Ve Görevleri

    Bitkiler azotu topraktan inorganik olarak iyon değişim çevresinde OH- ve HCO3- iyonları vererek nitratı ( NO3-) ve H+ vererekte NH4+ ' u iyon şeklinde, organik olarak ta üre CO(NH2)2 ile siyanamidi (H2CN2) molekül formunda alır. NH4+ pasif olarak alınırken hücrelerde oluşan elektriksel farklılık durumunda ise NO3- aktif şekilde alınır.

    Toprakta NH4+ iyonu kolloidlerin tabakaları ve özellikle yüzeylerince tutulmalarına karşın NO3- iyonları kütle hareketi ile köke taşınır. Normalde toprakta nitrifikasyon hızlı gelişeceğinden her iki N formu arasında etkinlik bakımından farklılık yoktur. Ancak bunlar toprakta farklı reaksiyonlar gösterirler. Bitki NH4 ' u iyon değişim yoluyla alırken ortama H+ iyonları verdiği gibi bunun nitrifikasyonunda H+ iyonları açığa çıkması yanında HNO2 ve HNO3 asitleri deoluşarak ortam pH' sını belirli ölçüde aşağı çekerler. Bu nedenle nötr ve hafif alkali topraklarda bitki beslenmesinde NH4+ ve üreye Doğu Kardeniz Yöresi gibi asidik ortamlarda da NO3- ' a öncelik verilmesi yararlı olur (Fırat, 1998).

    Pas enfeksiyonuna, azotun miktarı ve uygulama zamanının etkisi çok önemlidir. En şiddetli enfeksiyon, azotun tek seferde fazla miktarda ve erken uygulandığı durumda gerçekleşmektedir. Azotu bölerek uygulamak ise bitkinin erken gelişim dönemlerinde enfeksiyonu önemli oranda azalmaktadır. Fakat ikinci uygulama (çiçeklenme döneminde) fungus gelişimini hızlı bir şekilde artırmaktadır. Buna rağmen epidemi, bölerek uygulama ile önemli ölçüde geciktirilebilmektedir. Azot verilmeyen bitkilerde ise enfeksiyon düşük oranda seyretmektedir ( Güneş ve diğ. 2007).

    1.1.7 Azot Noksanlığı


    Bitkinin azotla yeterince beslenememesi bünyedeki bütün metabolik olayları olumsuz etkiler. İlk etapta protein sentezi yavaşlar ve bunu yaşlı yapraklarda plastit ve protein parçalanması izler. Klorofil sentezi önce yavaşlar daha sonra da durur( Fırat, 1998) Kök/gövde oranı genelde büyür. Azot noksanlığı kloroplastlarda bozulmaya ve kloroplast oluşumunda gerilemeye yol açar. Bu yüzden azot noksanlığında yapraklarda
    kloroz ortaya çıkar (Aktaş, 1995). Azotun bitki bünyesindeki mobilitesi yüksek olduğundan noksanlık koşullarında yaşlı yapraklardaki azotlu bileşikler bitkinin genç kısımlarına gönderildiği için kloroz öncelikle yaşlı yapraklarda ortaya çıkar ( Reingrad, 1992).

    N noksanlığında yaşlı yapraklar önce açık yeşil veya açık sarı renk alır ve daha sonrada sararmaya başlar. Noksanlığın ilerlemesi ile bunların uçlarından ve damarlarından sapa doğru ilerleyen sarı kahverenginden koyu kahverengiye dönüşen sararmayı yaprak ölmesi ve dökülmesi takip eder

    Bunlarla beraber boğumlar arasında çiçek tomurcuğu oluşumu artar, dallanma ya hiç yada çok az görülür, gövde ve dallar zayıf ve ince olur, ölü dokuları temsil eden kahverengi noktalar artar.

    1.1.8 Azot fazlalığı

    Fazla miktarda N ile beslenmede bitki sulu, yapraklar ise koyu yeşil olur. Koyu yeşil renk kloroplastların bol miktarda üretilmesinin sonucudur. Fazla miktarda ince zarlı fakat uzun parankima hücreleri ve dolayısı ile dokusu oluşur. Bitki yumuşak olduğu gibi sklerensim hücre ve doku oluşumu sınırlı kaldığından ağaçların dallarının direnci azalarak kırıldığı gibi meyveler kaba, gevşek ve lezzetsiz olur (Kiraly, 1976). Ayrıca bitkilerin bakteri ve mantar hastalıklarına karşın direnci azalır. Yem bitkilerinde NO3 miktarı artar. Bitkilerde vejetatif devre uzun sürer ve olgunlaşma gecikir.

    Bitkiler bol azotla beslenmesinde vejetatif aksam gürleşerek toprağı tamamen örter. Topraktan kapilar sistemle taşınan suyun buharlaşması sınırlanır. Toprak yüzeyine yakın havanın nisbi nemi artar. Normal sıcaklıkta yeterli olduğundan patojenler için uygun üreme ortamı meydana geldiği gibi bitkinin fizyolojik yapısı ile kaba ve gevşek olacağından hastalıklara karşı direnci zayıflar (Fırat, 1998).

    1.1.9 Bitki Gelişimine Azot Etkisi

    Bitki çeşitlerine, gelişme durumuna ve bitki organına bağlı olarak bitki kuru maddesinde, optimum büyüme için bulunması gereken azot miktarı % 2-5 arasında değişir. Azot yetersizliğinde bitkilerde büyüme geriler, yaşlı yapraklardan genç yapraklara azot taşınır. Yaşlı yaprakların sararıp dökülmeleri azot noksanlığının en tipik belirtisidir. Özellikle erken gelişme döneminde, ortamda azot miktarı artırılıdıkça sadece büyüme uyarılmakla kalmaz aynı zamanda bitki morfolojisinde de değişim görülür.

    Azot, bitkide özellikle vejetatif aksamı artırma özelliğine sahiptir. Diğer gelişim faktörlerinin denge içinde bulunması halinde bitkinin su ihtiyacının karşılanması ile hücre ve protoplazma artar ve hızlı büyüme devreye girer. Burada özellikle ince zarlı parankima hücrelerinin boyuna büyümesi ile hücre içinde su miktarı artar. Kalın hücre zarlı kısa boylu sklerensim hücreleri aynı şekilde hızla büyümediğinden vejatasyonun ileri devrelerinde tahıllarda yarma tehlikesi baş gösterir. Ancak kurak bölgelerde artan miktarlarda N verilmesi durumunda bitki vejetasyon başlangıcında yeterli faydalanılabilir su ile hızla büyür. Ancak faydalanılabilir suyun hızla düşmesine bitki fizyolojik olarak uyum sağlayamaz ve zorunlu generatif devreye geçer. Başaklanmayı çiçeklenme takip eder. Ne var ki su sıkıntısından daneler dolgunlaşıp odunlaşmadan büzülür ve ham protein miktarı artarken verim ve kalite enorm düşer ( Fırat, 1998).

    Azot, bitkide kökten ziyade gövde gelişimini teşvik eder. Toprakta yeterince N bulunması halinde kökler gereksinimlerini çevreden sağlayacaklarından fazla uzamazlar ancak kalınlaşırlar. Yan kökler de sınırlı kalır. Kök sınırlı kalırken gövde büyür. Eğer N bitkinin gereksinimini karşılayamaz ise kökler derinlere ve yanlara ilerler. Yan kökler ve kök tüyleri artar. Bunlar ince ve uzun olurlar. Bu durumda kökler gövdenin aleyhine gelişir (Kacar, 1984)

    Yetişme ortamında yeterince veya daha fazla N bulunması ile vejetatif devre normalden uzun sürer. Bitki generatif devreye geç geçeceğinden dolgunlaşıp olgunlaşma gecikmesi ile vejetasyon devresi kısa olan yerlerde ilk donlardan zarar görülebilir.

    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  3. #3
    Uzmansel.com Arıcılık Danışmanı
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    1,925
    Post Thanks / Like
    Blog Entries
    42
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    Eline sağlık;yazının devamını bekliyorum.Ayrıca bu yazınızı okuyunca toprak tahlilinin ne kadar önemli ve gerekli olduğu vurgusu dahada ortaya çıkmakta.baki selamlar.
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  4. #4
    Bahcesel.com Editor ubeyd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    4,101
    Post Thanks / Like
    Blog Entries
    25
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    Çok Güzel Bir Faydalanacak Kaynak Olmuş. Elinize Sağlık. Yazı Sonuna Bu Yazıyı Yazanın İsmini Ve Faydalanılan Kaynaklarlıda Yazarsanız Öğrencilerin Faydalanması Ve Bu Yazıyı Kaynak Olarak Göstermesi Daha İyi Olur.
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  5. #5
    Uzmansel.com Bitki Besleme Danışmanı
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    474
    Post Thanks / Like
    Blog Entries
    7
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    Abi yazının içinde kaynaklar var zaten Fırat 1998 diyor ve selim bayraktara telşekkürler diyor
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  6. #6
    Senior Member
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    119
    Post Thanks / Like
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    Alıntı ubeyd Nickli Üyeden Alıntı [Üyelerimiz Mesaj Yazmadan, Misafirlerimiz Kayıt Olmadan Linkleri GöremezlerÜcretsiz Kayıt İçin Tıklayınız ! ]
    Çok Güzel Bir Faydalanacak Kaynak Olmuş. Elinize Sağlık. Yazı Sonuna Bu Yazıyı Yazanın İsmini Ve Faydalanılan Kaynaklarlıda Yazarsanız Öğrencilerin Faydalanması Ve Bu Yazıyı Kaynak Olarak Göstermesi Daha İyi Olur.
    Selim BAYRAKTAR
    SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BİTKİ BESLEME ÜRÜNLERİ VE TOPRAK KOŞULLANDIRICILARI
    İ.Ü ORMAN FAKÜLTESİ LİSANS TEZİ TEMMUZ 2009


    Yazılı kaynak üllkemizdeki ilgili fakültelerin güncel makalelerinden, son yayınlanmış bitki besleme kitaplarından, yurt dışında bu alanda yol gösterici çalışmalar yapmış bilim adamlarının çalışmalarından derlenmiş bir lisans tezidir. Söz konusu tez İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ' NDE hazırlanmış olup Prof. Dr. Ömer KARAÖZ tarafından bilimsel kabülü yapılmış ve 70 'e yakın çalışmadan yararlanılmıştır.

    Bu tezin hazırlanması aşamasında sitemizin vazgeçilmez üyelerinden kendi deyimi ile nam-ı diğer KARDELEN' E gösterdiği yardımseverlikten ve ayırdığı değerli zamanından ötürü tekrar tekrar teşekkür ederim.

    Aklın ve hayalin anlamakta zorlandığı engin bir okyanustaki naçizane bir çabanın ürünü olan bu çalışmanın ilgililere faydalı olması, daha güzel çalışmalar için bir başlangıç olması en büyük kıvancım olacaktır.

    Saygılarımla;

    Selim BAYRAKTAR
    Peyzaj Mimarı (İÜ)
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  7. #7
    Junior Member
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    1
    Post Thanks / Like
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    çok teşekkür ederim,mükemmel bir bilgi paylaşılmış.çok faydalı oldu
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

  8. #8
    Junior Member
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    3
    Post Thanks / Like
    Dosyasel
    0
    Uploads
    0

    Cevap: Bitki Besleme

    Arkadaşlar ben çok aradım analiz sonuçlarına göre gübre tavsiye programı bulamadım.Bulan varsa sitemize gönderelim<.teşekkürler.
    Sayın ziyaretçimiz, hayatınızı değiştirmenize sadece bir adım kaldı. Hemen şimdi, Türkiye'nin en kaliteli tarım ve bahçe forumuna ücretsiz kayıt olarak en özgün ve güncel bilgilerin titizlikle sunulduğu, 63.000 den fazla üyesi ile 40'tan fazla akademisyenin desteklediği, 8 yıldır aralıksız sizler için yayın yapan sitemize sadece 20 saniyede ücretsiz olarak üye olabilirsiniz. Unutmayın bu gün burada olmanız bir tesadüf değildir çünkü evrende tesadüfe yer yoktur.

+ Konuya Cevap Yaz

Benzer Konular

  1. Sığırlarda Besleme Hataları Ve Besleme İle İlgili Hastalıklar
    Konu Sahibi habermerkezi Forumsel.com Hayvan Yetiştiriciliği
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 09.08.09, 22:36
  2. Cevap: 5
    Son Mesaj : 08.06.09, 09:51
  3. Elma Yetiştiriciliğinde Bitki Besleme İpuçları
    Konu Sahibi selsarac Forumsel.com Elma ile ilgili herşey
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.01.09, 07:38
  4. Bitki besleme
    Konu Sahibi ebrar Forumsel.com Bitkiler Hakkında Genel Bilgiler
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 25.11.08, 10:32
  5. Bitki Besleme Nedir.
    Konu Sahibi ubeyd Forumsel.com Gübre Bilgisi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 06.05.08, 21:01

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306