Azotlu Gübreler
Azot bitkinin organik yapısı içinde yer aldığından ve bitkinin daha çok büyümesiyle ilgili olduğundan en temel besin maddelerinden bi¬risidir. Bitkiler aktif olarak büyümeleri sırasında sürekli azot alırlar. An¬cak alım her zaman aynı seviyede olmaz. Bir günde alman azot miktarı bitki genç iken en yüksek düzeydedir ve gittikçe bu miktar düşer. Özellikle ser yetiştiriciliğinde hızlı büyüme ve gelişme yüzünden, dikkat edilmediği zaman çok çabuk azot noksanlığı ortaya çıkar. Azotlu gübrelerin etkinliği toprakta bulunan su ve diğer bitki besinlerinin mik¬tarıyla yakından ilgilidir. Azotlu gübrelerin bileşiminde azot, NH+4 ve NO~3 şeklinde bulunmaktadır. Bu durum genelde azotlu gübrelerin çoğu ile kompoze gübreler için de geçerlidir. NH+4 iyonu toprakta ko¬laylıkla tutulurken, NO", iyonu sulama suyu veya yağışlarla yıkanmaya uğramaktadır. Azot noksanlığı bitkide öncelikle büyümeyi kısıtladığından bitki küçük kalır, verim ve kalite büyük ölçüde düşer. Azot bitkide bir yerden bir yere taşınabilme olanağına sahiptir. Büyüme sırasında, yani oluşan genç dokular için azota gereksinim du¬yulduğundan bitkinin yaşlı kısımlarından genç kısımlarına ve özellikle sürgün uçlarına doğru azot taşınır. Bu yüzden azot noksanlığı öncelikle yaşlı kısımlarda kendisini gösterir. Bitkinin alt ve daha çok orta yaprak¬larında (alt yapraklar işlevini kısmen kaybetmiştir) azotun taşınmasıyla bu yaprakların rengi açılmaya ve sararmaya başlar. Azot noksanlığının devam etmesi durumunda sararma üst kısımlardaki genç yapraklara doğru kayar. Yapraklarda kuruma başlar ve zamanından önce yaprak dökülmesi meydana gelir. Sürgünler büyüyemez. Çiçek oluşumu durur ve oluşmuş çiçekler döllenemez, bu yüzden dökülür. Meyveler irileşmez küçük kalır ve doğal renginde olmayıp açık renkli olurlar. Özellikle hıyar ve kabakta olduğu gibi meyvenin dip kısmı sivrileşir.
Azot noksanlığı kadar azot fazlalığı da bitki büyüme ve gelişmesine zarar verir. Fazla azot bitkilerde vegetatif gelişmeyi uyararak çok mik¬tarda dal ve yaprak oluşumuna neden olur. Bitkide olgunlaşmayı ge¬ciktirir, hastalıklara ve kuraklığa karşı dayanımı azaltır. Azot faz¬lalığında çiçek oluşumu durur veya geç çiçek açma meydana gelir. Meyvelerde kalite hataları yanında hasat sonrası dayanım süreleri kısalır, yola dayanım azalır. Depolamada ise çabuk çürüme görülür. Meyveler daha liflidir ve bundan yapılan konserveler, reçeller sert olur.
Azotun normal dozlarda bitkiye verilmesi büyüme ve gelişmeyi uyarır. MAPPES (1954)'e göre bazı sebzelerde azot gübrelemesinin etkisi Çizelge 6.7 de gösterilmiştir.

Çizelg ,e 6.7. Bazı sebzelerde azot gübrelemesinin etkileri
Sebze Çeşidi Azot gübrelemesi (kg/ha) Gübrelenmeyene oranla üründe
meydana gelen artış (%)
Erkenci lahana 160 200
240 100
v 109 117
Domates 120 160
200 100
155 173
Pırasa 120 160
200 100
105 114
Çizelge 6.8. Azotlu gübreler (ZABUNO gLU ve KARAÇAL 1992)



Adı Formülü N kapsamı, %
Amonyum sülfat (NH4)2SO4 21
Amonyum nitrat NH4NO3 35
Üre CO(NH2)2 46
Amonyum klorür NH4C1 25
Kalsiyum amonyum nitrat NH4NO3 + CaCO3 26
Potasyum nitrat KNO3 14 '.
Sodyum nitrat NaNO3 16
Kalsiyum nitrat Ca(NO3)2 16
Kalsiyum siyanamid Ca(CN)2 22

Piyasada değişik adlar altında satılan azotlu gübreler gerek doğal halde bulunan yataklardan, gerekse çeşitli kimyasal işlemlerle yapay yollardan elde edilmektedirler. Dünyada ve ülkemizde en çok kullanılan azotlu gübreler Çizelge 6.8 de verilmiştir.
Amonyum Sülfat [(NH4)2SO4]Amonyum sülfat gübresi değişik yöntemler uygulanarak üretil¬mektedir. Bu gübre amonyak gazı ile sülfürik asitin tepkimesi sonucu elde edilebildiği gibi, amonyum karbonat ile jips (CaSO4.2H2O)'in re¬aksiyona sokulmasıyla da elde edilebilir. Arı durumdaki amonyum sülfat yaklaşık % 21 N ve % 27 S içerir. Amonyum sülfat gübresi piya¬saya beyaz, kristal halde sunulur. Bundan dolayı çiftçiler tarafından "Şeker Gübre" olarak adlandırılır. İyi nitelikte amonyum sülfat gübresinde serbest asit miktarı % 0.15'ten fazla olmamalıdır. Gübrede serbest asitin fazla olması çuvalların parçalanmasına neden olabileceği gibi, gübrede kekleşme adı verilen büyük keseklerin oluşmasını ko¬laylaştırır. Amonyum sülfat gübresi toprağa uygulandığında amonyum (NH+4) ve sülfat (SO~~4) iyonlarına ayrışır. Amonyum iyonu topraktaki kolloidler tarafından tutulur ve bu nedenle kolayca yıkanmaz. Diğer yandan toprak çözeltisinde bulunan amonyum, bakterilerin yardımıyla nitrifikasyona uğratılır ve bu yolla nitratlar oluşur. Bu şekilde her iki azot formu da bitkilerin kullanımına hazır hale getirilmiş olur. Amon¬yum sülfat gübresi toprakta yarattığı etki yönünden asit karakterli bir gübredir. Gübrenin içinde bulunan ve asitik bir anyon olan sülfat ile amonyumun nitrifikasyonu sonucunda ortaya çıkan hidrojen asitliğin oluşmasının temel nedenidir. Bu özelliği nedeni ile amonyum sülfat gübresi uzun yıllar ve tek yanlı olarak kullanılmamalıdır. Aksi takdirde toprakta önemli düzeyde asitliğe yol açabilir. Bu gübrenin yağışı fazla olan ve fazla sulama yapılan bölgelerden daha çok kurak ve az sula¬manın yapıldığı bölgelerde kullanılması önerilmektedir. Sürekli kul¬lanılmasının zorunlu olduğu durumlarda zaman zaman toprağın kireçlenmesi gereklidir.
Amonyum Nitrat [NH4NOg]Amonyum nitrat üretimi temel olarak nitrik asitin amonyak ile nötrleştirilmesi ilkesine dayanır. Amonyum nitrat gübresi yaklaşık % 35 N içerir. Gübrenin içinde bulunan azotun yarısı amonyum, diğer yarısı

da nitrat şeklindedir. Bu gübrenin çözünürlüğünün yüksek olması yanında bitkilerin kullanabileceği amonyum ve nitratı bir arada içermesi önemli bir avantajdır. Bundan dolayı tercih edilen ve çabuk etkili bir gübredir.
Amonyum nitrat nötr (yansız) karakterli bir gübredir. Ancak bu gübrenin yüksek düzeyde nem çekme özelliği vardır. Bu yüzden gübre taneciklerinin üzerleri nem çekmeyi azaltıcı ve önleyici maddelerle (par¬afin, kil, dolomit vb.) kaplanır. Amonyum nitrat gübresi yüksek sıcaklık ve basınçta patlama tehlikesi gösterir. Bu nedenle gübreler ağzı kapalı çuvallarda, kuru bir yerde ve üst üste fazla yığılmadan depolanmalıdır.
Çabuk etkili bir gübre olan amonyum nitrat gübresi ekim sırasında veya gelişimin belli bir döneminde bitkilere rahatlıkla uygulanabilir. Bu gübrenin bir defa yerine bölünerek bir kaç defada verilmesi etkinliğini arttırmaktadır.
Üre [CO(NH2)2]
Üre gübresi, amonyak ve karbondioksitin yüksek sıcaklık ve basınç altında amonyum karbonamata dönüştürülmesinden sonra bunun hid-roliziyle elde edilir. Üre beyaz renkli, kristal yapıda ve kimyasal gübreler içerisinde en yüksek düzeyde azot içeren (% 46 N) bir gübredir. Bu gübrenin içinde bulunan azotun bir bölümü organik formdadır. Bu özelliği nedeniyle diğer azotlu gübrelere oranla daha az yıkanır ve etkisi daha uzun sürelidir.
Üre, toprağa olan etkisi bakımından aslında nötr (yansız) reaksiyonlu bir gübredir. Ancak bu gübrenin uygulandıktan sonra toprak re¬aksiyonu üzerine başlangıçta bazik, sonradan ise asitik etki yaptığı be¬lirlenmiştir. Üre gübresinin başlangıçta bazik etki yapması bunun yapısına su alarak amonyum karbonata dönüşmesi, sonradan ortaya çıkan asitik etki ise meydana gelen amonyum karbonatın uygun koşullarda hızla nitrifikasyona uğrayarak nitrik asite çevrilmesindendir. Ürenin toprak reaksiyonuna yaptığı her iki etkide sürekli olmayıp geçicidir. Bununla birlikte bu gübrenin devamlı olarak kullanılması so¬nucunda toprakta hafif bir asitliğin oluştuğu ve bu gibi durumlarda üre ile birlikte az miktarda dolomitli kireç taşının kullanılmasının yerinde olacağı belirtilmektedir.
Üre son yıllarda kullanımı giderek artan bir gübredir. Yüksek düzeyde azot içermesi, diğer azotlu gübrelere oranla daha iyi fiziksel özelliklere sahip olması, depolanmasının kolaylığı tarımda uğraşan kesi¬min üre gübresini tercih etmesinin temel nedeni olmuştur. Üre genelde ekim anında veya belli bir gelişme döneminde kullanılmaya elverişli olan bir gübredir. Ekimden önce verilecek olursa koşullara bağlı olarak az veya çok azot kaybı olabilir. Diğer taraftan son yıllarda bazı bitkilerde ortaya çıkan azot noksanlığının giderilmesinde ürenin toprağa verilmesi yerine doğrudan çözelti şeklinde yaprağa püskürtülmesinin daha yararlı olacağı bildirilmektedir. Üre gübresinin üretimi aşamasında oluşan biüret (NH2CONHCONH2) miktarının belirli bir düzeyin üstünde ol¬maması gerekir. Biüret miktarının yüksek olması durumunda (>%0.25) narenciye, ananas, kahve gibi kültür bitkileri üzerine olumsuz etki söz konusu olabilmektedir.
Amonyum Klorür [NH4C1]
Amonyum klorür, amonyağın hidroklorik asit ile veya sulu amonyak çözeltisinin karbondioksit ile doyurulmasından sonra sodyum klorür ile reaksiyona sokulmasıyla elde edilir. Beyaz renkli kristal yapıda bir gübredir. Amonyum klorür gübresi yaklaşık % 26 N ve % 60 Cl içerir. Fizyolojik bakımdan asit reaksiyonlu bir gübredir ve toprak reaksiyonu üzerine yarattığı asit etki amonyum sülfattan daha fazladır. Öte yandan amonyum klorür gübresinin kullanılmasında toprak reaksiyonuna et¬kisi yanında yetiştirilecek bitkinin klora karşı duyarlılık derecesi de dikkate alınmalıdır. Çünkü klora karşı duyarlı olan bitkilerin azot ge¬reksinimi amonyum klorür ile karşılandığında ürün miktarının yanı sıra ürün kalitesi de düşebilir. Özellikle gübrenin yapısında bulunan klorun toprakta birikmesi sonucu hıyar ve patates gibi bitkilere zarar ve¬rebileceği unutulmamalıdır.
Kalsiyum Amonyum Nitrat [Ca+NH4NOg]Piyasada kireçli amonyum nitrat olarak bilinen bu gübre iki yöntemle üretilmektedir. Birinci yöntemde ince öğütülmüş kireç taşı (CaCOg) amonyum nitratla karıştırılır. İkinci yöntemde ise kalsiyum nitrat amon¬yakla reaksiyona sokulur. Kirli sarı renkli, granül (daneli) bir gübredir. Bugün piyasada % 21 N ve % 26 N içeren iki tür kalsiyum amonyum ni¬trat gübresi satılmaktadır. Bu gübrede azotun yarısı amonyum, yarısı da nitrat şeklinde bulunmaktadır. Kalsiyum amonyum nitrat toprağa olan etkisi bakımından baz karakterli bir gübredir. Bu yüzden toprağa uygulanacak gübre miktarı belirlenirken bitki ve toprağın azot gereksiniminin yanı sıra toprak reaksiyonun da dikkate alınması gerekir. Çabuk etkili bir gübre olduğundan ekim (dikim) zamanı veya sonra kul¬lanılabilir. Bu gübre yüksek düzeyde nem çekme özelliği gösterdiğinden elden geldiğince kuru bir yerde depolanması gerekir.
Potasyum Nitrat [KNO3]Potasyum nitrat gübresi, Şili ve Hindistan'daki doğal yataklardan
elde edilebildiği gibi kimyasal olarak potasyum klorür ile sodyum ni¬
tratın yada nitrik asitin potasyum klorür ile reaksiyona sokulmasıyla
elde edilir. Potasyum nitrat kristalize bir gübredir ve bileşiminde % 14 N
ile % 44 K2O bulunur. Fizyolojik bakımdan nötr (yansız)'dür. Çünkü
bünyesindeki hem potasyum hem de nitrat bitkiler tarafından
alındığından toprakta kalıntı bırakmaz. Yıkanma nedeniyle ortaya çıkan kayıpları en aza indirgemek için ekim (dikim) öncesi toprak hazırlığı yapılırken veya ekim sonrası kullanılmalıdır. Bölünerek uygulandığında etki derecesi daha fazla olmaktadır. Bu gübrenin yapısında potasyum ve azot gibi iki önemli temel bitki besini bir arada bulunduğundan değeri
yüksek bir gübredir. Potasyum nitrat mevcut nitratlı gübreler içerisinde nem çekme özelliği en az olduğu için taşınması ve depolanması oldukça kolaydır.
Sodyum Nitrat [NaNO3]Şili'de doğal yataklar halinde bulunması nedeniyle sodyum nitrata "Şili Nitratı" da denilmektedir. Bu gübre doğal yataklardan elde edile¬bildiği gibi kimyasal olarak da nitrik asit ile sodyum karbonatın re¬aksiyona sokulmasıyla üretilmektedir. Kimyasal yolla üretilen sodyum nitrat beyaz renkli, kristal yapıda ve suda çözünebilen bir gübredir. Bileşiminde % 16 N ve % 26 Na bulunur. Sodyum nitrat, toprağa etkisi bakımından baz karakterli bir gübredir. Sodyum nitrat toprak re¬aksiyonunu etkilediği gibi özellikle fosfor ve. potasyum hareketliliğini artırarak bitkilerin bu besin maddelerinden daha iyi bir şekilde yarar¬lanmalarını sağlar. Ayrıca topraktaki asitliğin nötralize edilmesinde kal¬siyumun görevini kısmen üstlenerek toprağın kalsiyum kapsamının art¬masını sağlamaktadır. Toprak üzerine olumlu etkileri olmasına karşılık sodyum nitrat gübresinin fazla miktarlarda ve devamlı olarak kul¬lanılmaması gerekir. Çünkü toprakta biriken sodyum dispersiyon (tek-sel yapıya dönüştürme) özelliği nedeniyle toprak strüktürünün bo¬zulmasına neden olabilir.Sodyum nitrat diğer nitratlı gübreler gibi etkisini çabuk gösteren bir gübredir. Ekim (dikim) zamanı yada ekimden sonra olmak üzere iki veya üç kez uygulanmasının daha yararlı olacağı belirtilmektedir. Bu gübrenin de nem çekme özelliği olduğundan depolanma esnasında dik¬kat edilmelidir.
Kalsiyum Nitrat [Ca(NO3)2]Norveç güherçilesi olarak da anılan kalsiyum nitrat satışa sunulan ilk azotlu kimyasal gübredir. Nitrik asitin kalsiyum oksit yada kireç taşı ile reaksiyona sokulmasıyla elde edilir. Kristal yapıda, beyaz renkli bir gübre olup % 16 N ve % 28 Ca içerir. Bu gübre kalsiyum içerdiğinden fizyolojik yönden baz karakterlidir. Kalsiyum nitrat mevcut azotlu gübreler içerisinde nem çekme özelliği en fazla olan bir gübredir. Bu yüzden taşınması ve depolanması zordur ve özen ister. Nem çekme özelliğini azaltmak için bu gübre bazen potasyum sülfatla veya mag¬nezyum sülfatla karıştırılmakta yada granüler (daneli) hale geti¬rilmektedir.
Kalsiyum nitrat etkisini diğer nitratlı gübrelerden daha hızlı gösterdiğinden bu gübrenin ekim veya dikim öncesi verilmesi pek önerilmez. Cildi tahriş etme özelliğinden dolayı gübrenin uy¬gulanmasında doğrudan temastan kaçınılmalıdır. Bu gübreyi bitkilere verirken bitkilerin kuru olmasına dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde yanma ve kurumalara yol açabilir. Ayrıca nem çekme özelliği çok fazla olan bu gübrenin kullanılacağı zaman atmosferin bağıl nem değeri de dikkate alınmalıdır. Çünkü atmosferin bağıl nem değeri % 40 olduğunda gübrenin uygulanmasında herhangi bir sorun çıkmazken, bağıl nemin % 50'ye yükselmesiyle gübre kuruluğunu önemli ölçüde kaybeder ve uygulanması güçleşir. Atmosferin bağıl nemi % 60'a ulaştığı durumlarda ise kalsiyum nitrat kuruluğunu bütünlüğüyle yitirerek sıvı hale dönüşür ve bu şekilde kullanılması da artık mümkün olmaz.
Kalsiyum Siyanamid [Ca(CN)2]Bu gübre yüksek ısılı fırınlarda kalsiyum karbid üzerine azot gazının püskürtülmesi sonucu elde edilir. Avrupa'da yaygın olarak kullanılan kalsiyum siyanamid mavimsi-siyah yada kurşuni renklidir. % 22 N ve % 38 Ca içerir. Gübrenin bileşiminde bulunan azot organik formdadır. Bu nedenle kalsiyum siyanamid yavaş etkili gübreler sınıfına girer. Fiz¬yolojik etkisi yönünden baz karakterli bir gübredir.
Kalsiyum siyanamid toprağa uygulandıktan sonra hidrolize olur. Bu esnada oluşan ara ürünler bitkilere zehir etkisi yapar. Bundan dolayı kalsiyum siyanamid ekimden iki yada üç hafta önce verilmeli ve top¬rakla iyice karışması sağlanmalıdır. Bu şekilde oluşan ara ürünlerin tümünün üreye dönüşümü gerçekleştirilmiş olur. Buna karşın toprakta yeterince nem yoksa durağan ve toksik disiyanamidin (H2CN2)2 adlı bileşik üreye dönüşemez ve toprakta kalır. Aslında kalsiyum siya-nimidin üre veya disiyanamidine dönüşmesine etki yapan en önemli etken toprak reaksiyonu yani pH'dır. Toprak pH'sı 7 veya 7'den düşükse kalsiyum siyanamid üreye çevrilmekte, pH 8 ve bunun üzerindeyse disi¬yanamidin bileşiği oluşmaktadır.
Tüm sakıncalı yönlerine karşın, bilinçli olarak kullanılması ve gerekli önlemlerin alınması durumunda bu gübre son derece yararlı ola¬bilmektedir. Diğer taraftan kalsiyum siyanamid toprağa verildiğinde su ile temas etmesi sonucu siyanlı hidrojen bileşikleri oluşmakta ve bu ya¬bani otların kontrolünde tarımsal savaşım aracı olarak başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun için sonbaharda m2lye 0.5-1.0 kg hesabıyla kalsiyum siyanamid toprakla iyice karıştırılmalıdır. Bu du¬rumda ekim ancak kış yada ilkbahar başında yapılabilir.

Serlerde Gübreleme

Prof Dr Atila GÜNEY - Doç Dr Cihat KÜTÜK