ILO: Uluslararası Calışma Örgütü.
IMF: Uluslar arası para fonu.
IRGAT: Yapı ya da tarımda çalışan işçi.
ISI: Cisimlerde değişiklik yapabilen, bir işin oluşmasını sağlayan enerji.
ISKARTA: Değerini yitirmiş mal.
ISKAT: Gerek sabit kıymetleri, gerekse sarfı süreli kontrole tabi eşya veya malzemenin kayıttan düşülmesidir.
ISLAH: 1. Daha yüksek verim ve kalite elde etmek için ürünü bazı biyolojik işlemlerden geçirme. 2. Herhangi bir nedenle arızalanan ürüne fiziki ve kimyevi işlemlerin uygulanarak evsafının tekrar kazandırılmasıdır.. (Alım ve Muhafaza İşleri İzah namesi Depolama İşleri Bölümü Madde: 15, sayfa 86)
İAŞE: Besleme, bir kimseye sağlanan besin maddesi.
İBRA: Aklama. Alacaklının alacağından kısmen veya tamamen karşılıklı veya karşılıksız vazgeçmesi.
İBRANAME: Borçluluktan ya da sorumluluktan kurtaran belge.
İBRAZ: Meydana çıkarma, gösterme, ortaya koyma.
İCAT: Doğasal verilerden yararlanarak doğada bulunmayanı meydana getirme.
İCAZET: Onay, onaylama.
İCBAR: Zorlama.
İCRA: Bir alacağın zorla tahsili için mahkemelerce verilen kararın yerine getirilmesi.
İÇ BORÇ: Bir devletin kendi halkından borç alması.
İÇ MERCİMEK İMALAT CETVELİ: İç mercimek imalatına verilen ve imalattan alınan ürünlerin özelliklerini gösterir cetvel. (Alım ve Muhafaza İşleri İzah namesi temizleme Kalibrasyon İmalat ihracat paçal İşleri Bölümü ek 11 sayfa 218)
İÇ TİCARET: Bir ülkenin kendi sınırları içinde yapılan ticaret. İFA: Yerine getirme, yapma.
İFLAS: Hukuki yükümlülükleri ile borçlarını ödeyemeyen borçlunun haczi mümkün olan mal varlığına el konulması.
İĞFAL: Kandırma, yanıltma.
İHALE İLANI: İhaleye çıkarılacak işlerin, ihale gün ve saatinden belli bir süre önce yazılı (Resmi gazete, ekonomik ağırlıklı gazete, mahalli gazete ve/veya Kamu İhale Bülteni) olarak, internet web sayfası, belediye hoparlörleri aracılığı ile veya gerektiğinde mahalli radyo ve televizyonlardan ilgililere bildirilmesi.
İHALE: İhale komisyonlarının her türlü alım, satım, yapım, onarım, tahmil, tahliye taşıma, hizmet ve gerektiğinde kiralama işlerini artırma- eksiltme yoluyla yaptırmaları konusundaki işlemlerin tamamı.
İHBAR: Ticaret ve iş ilişkilerinde zorunlu bildirme, gizlice haber verme.
İHBARNAME: Yazı ile yapılan ihbar.
İHLAL: Çiğneme, bozma.
İHNAZ: Pelemir.
İHRACAT LİMANI: İhracat miktarı, ithal ettiği mal miktarını aşan liman.
İHRACAT: Bir malın veya değerin yürürlükteki İhracat Mevzuatı ile Gümrük Mevzuatına uygun şekilde yabancı müşterilere satılması, fiili teslimatının gerçekleştirilmesi ve Kambiyo Mevzuatı’na göre bedelinin (bedelsiz ihracat hariç) yurda getirilmesidir. Dışsatım
İHRAZ: Sahipsiz bir malı alma, bir şey kazanma, elde etme.
İHTAR: Bir kişinin yasa veya sözleşmeye göre yapması gerekeni zamanı gelince yapmadığını tespit için yapılan bildirim.
İHTARNAME: Bir kişinin yasa veya sözleşmeye göre yapması gerekeni zamanı gelince yapmadığını tespit için yapılan bildirimin resmi evrak niteliğinde yazılı hali
İHTİLAF (UYUŞMAZLIK) NUMUNESİ: Çeşitli nedenlerle ürünün fiziksel, kimyasal, fizikokimyasal ve teknolojik özellikleri üzerinde anlaşmazlık konusu olursa tetkik, tahkik veya adli mercilere rapor hazırlamak için alınan numune.
İHTİLAF: Bir hakkın oluşması ve sonuçlanması üzerinde anlaşamazlık durumu.
İHTİRAZİ KAYIT: Belli hakları kullanma konusunda serbestîsini korumak isteyen tarafın bu konudaki beyanı.
İHTİSAS: Uzmanlık.
İHTİYATİ TEDBİR: Davacının davayı kazanması halinde dava konusu şeye kavuşmasını sağlamak için, dava sırasında emniyet altına almaya yarayan önlemlerdir.
İKAME: Bir malın yerine başka bir malı koyma. Yerine koyma, oturtma, kaldırma, ayakta durdurma, dava açma.
İKİNCİ ÜRÜN (ÇİFT ÜRÜN): Aynı yıl içinde esas ürün alındıktan sonra aynı tarladan ikinci kez alınan ürün.
İKİZCE-96: Sapları orta uzunlukta, kılçıklı beyaz başaklı, Kırmızı sert daneli, tane şekli yarı yuvarlaktır. Soğuğa ve kurağa dayanımı iyidir. Kıraç, yarı taban ve taban alanlarda verim potansiyeli oldukça yüksektir. Sarı pasa dayanıklı, kara pasa orta hassas, ekmeklik kırmızı yarı sert buğday çeşidi. (Tarla Bit. Arş. Ens. / Ankara 1996)
İKLİM ELEMANLARI: Sıcaklık, nem, yağış, basınç, bulutluluk, buharlaşma, güneşlenme ve rüzgârdır.
İKLİM: Kısa süreli günlük hava durumlarının çok uzun zaman içerisindeki ortalamalarıdır.
İKRAZ: Bkz. Borç.
İKTİSAP: Bir şeyin mülkiyetini elde etme, kazanma, edinim.
İKTİSAT: Bkz. Ekonomi.
İLAÇLAMA: Ürünün depolanacağı ünitelerin temizlenmesinden sonra deponun taban, tavan, duvar, döşeme ve tüm kısımları ile buna bağlı olarak depo çevresindeki belirli bir alanın ve açık yığın yerlerinin, haşereleşmiş ürünlerin kimyasal ilaçlarla veya gazlama suretiyle yapılan koruma, mücadele işlemlerinin bütünü. (A.M.İ. İ. Müc B. say. 98-118)
İLÂM: Mahkemenin verdiği kararın onaylı örneği.
İLAN: Hukuki bir işlem veya bir kararın ilgililer tarafından öğrenilmesini temin veya öğrendiklerini kabul için herkesin bilgilerine arz edilmesi, duyuru.
İLERLEME RAPORU (Progression Report): AB Komisyonunun, aday ülkelerin Kopenhag ölçütlerini karşılama yönünde kaydettikleri ilerlemeyi düzenli olarak izledikleri yıllık rapordur.
İLGA: Yasa ve tüzüklerde yazılı bir hükmün yeni bir hükümle kaldırılması. İLTİHAK: Katılma.
İLTİSAK HATTI: 1-) Anayola bir bağlantı noktası ile birleşen tali yol. 2-) Ana demiryolu hattının bir noktasından ayrılıp uzunluğu özel anlaşmalarla tespit edilen ve belirli amaç ve hizmetler için kullanılan tali demiryolu hattı.
İLTİZAM: Borç altına girme, bağlanma. Devlet gelirlerinin toplanmasını, çıkar karşılığında üstüne alma.
İMALAT: Üretim.
İMTİNA: Çekinme, kaçınma.
İMTİYAZ: Bir hizmet karşılığında devletçe tanınan hak.
İMZA: Bir kimsenin, yazdığı yazı ya da düzenlediği belge altına, o belgenin yazısının kendisine ait olduğunu belirtme amacıyla hep aynı biçimde yazdığı ad.
İN'İKAT: Akdetme, kurulma, bağlama.
İNÇ:2.54 cm. uzunluğunda İngiliz uzunluk ölçüsü birimi.
İNFİSAH: Bozulma, dağılma, hükümsüz kalma.
İNHİSAR: Bkz. Tekel.
İNKITA: Kesilme, ara verilme.
İNKİSAM: Bkz. Bölüşüm.
İNSPEKTÖR: Belli bir eğitimden geçirilmiş zirai karantina mevzuat ve teknik bilgilerle donatılmış kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre dış karantina kontrollerini yapan belgeli teknik eleman.
İNTİFA HAKKI: Başka bir kimseye ait taşınır veya taşınmaz mal üzerinde tam yararlanma sağlayan hak.
İNTİFA: Yararlanma, mülkiyeti başkasına ait olan bir maldan yararlanma hakkı.
İPOTEK: Taşınmayan bir malın rehin edilmesi.
İRAE: Gösterme.
İRAT: Bir mülkün geliri, gelir.
İRSALİYE: Karayolunda yapılan nakliyat için eşyayı gönderen tarafından iki nüsha olarak tanzim edilen ve nüshalardan biri gönderen, diğeri nakliyeci tarafından imza edilen, malın ne şekilde nakledileceğine, teslim ve tesellümüne ait kararlaştırılan esasları içeren ve gösteren kıymetli evrak.
İRTİFAK HAKKI: Başkasına ait arsa, yol, bahçe gibi taşınmaz bir maldan belli bir yolda yararlanma hakkı.
İRTİFAK: Taşınmayan bir mal üstünde mal sahibi tarafından başkasına tanınan yararlanma hakkı.
İS KARÇA: Navlun mukavelesi, bütün yük.
İSKELE:1)Deniz kıyısında, göllerde veya nehirlerde deniz vasıtalarının yanaştığı, yük veya yolcu alıp verdikleri yer.2)Geminin sol tarafı.
İSKONTO: Fiyat indirme.
İSTASYON :1-) Tren durağı.2-) Araştırma, bakım, satış, aşılama gibi çeşitli amaçlarla kurulmuş yer.
İSTATİSTİK: Olguların sayıca tekrarından onların nedenlerini çıkaran bilim dalı.
İSTİAB HADDİ: Nakliye araçlarının tonajına göre alabilecekleri en çok yük ve yolcu haddi.
İSTİCVAP: Sorgulama.
İSTİF: Depolama, saklama yöntemi. (TMO 2001 Depolama ve Muhafaza Ders Notu)
İSTİHDAM: Hizmete koşma, kullanma, çalıştırma. Bir ülkede ekonomik faaliyetlerde bilfiil kullanılan insan gücü. Çalışma ve gelir sağlama kararında olan kimselerin hizmetlerinden faydalanmak üzere bir ücret karşılığında çalıştırılmaları.
İSTİHKAK: Hak etme, hak sahibi olma, hak ediş. İSTİHLAK KOOPERATİFİ: Tüketim Kooperatifi. İSTİHLÂK: Kullanarak tüketme, bitirme. İSTİHSAL: Bkz. üretim. İSTİKRAR: Durulup, sürekliliğe kavuşma. İSTİKRAZ: Bkz. Borç.
İSTİMA: Dinleme, yargıcın duruşmalarda tarafları, tanıkları, bilirkişileri dinlemesi. İSTİMLÂK: Halk yararı için sahipli bir mala el koyma.
İSTİNKAF: Bir hak veya görevi kullanmaktan veya yapmaktan çekilmek, vazgeçmek.
İSTİRDAT: Bir hakkı kurtarma, geri alma, geri isteme. İSTİSMAR: Başkasını çalıştırarak onun emeğinden yararlanma. İŞ AKTİ: İşverenle işçi arasındaki sözleşme, anlaşma. İŞ BİRLİĞİ: Bir işin çeşitli işçiler tarafından yapılması.
İŞ BÖLÜMÜ:1-) Bir işi ya da işleri paylaşarak yapma. 2-) Çeşitli üreticilerin çeşitli ve ayrı işlere bağlanması.
İŞ DEĞERLEMESİ: Bir kuruluşta yapılması gereken işlerin belirli ölçütler bakımından yeterlik, çaba, sorumluluk, iş koşulları faktörlerin birbirleriyle içerik ve önem bakımından karşılaştırmalı olarak değerlerinin saptanması.
İŞ GÜCÜ: İnsanın üretimde kullandığı ve harcadığı fiziksel ve ruhsal kuvvetlerinin tümü.
İŞ GÜVENLİĞİ: İşyerinde işin yürütülmesi ile ilgili olarak oluşan tehlikelerden, sağlığa zarar verebilecek durumlardan korunma ve daha iyi bir çalışma ortamı oluşturma.
İŞ HUKUKU: İşçi ile işverenin karşılıklı hak ve ilişkilerini düzenlemek amacıyla yapılan yasalar.
İŞ PROGRAMI: Belli bir zaman dilimi için yapılacak olan faaliyetlerin önceden belirlenmesi.
İŞ SÜRESİ: Bir malı üretmek için harcanan zaman.
İŞ UYUŞMAZLIĞI: İşverenle işçiler arasındaki anlaşmazlık.
İŞ: Kullanma değeri yaratan çalışma.
İŞADAMI: Kar sağlamak amacıyla ticaret veya sanayi alanına para yatıran sermaye sahibi.
İŞÇİ SENDİKASI: İşçilerin topluca davranarak haklarını korumak için kurdukları örgüt.
İŞÇİ SİGORTASI: İşçilerin yaşlılık, hastalık vs. gibi bedensel güçsüzlük durumlarında aç kalmamaları için yasalarla kurulan sigorta.
İŞÇİ ÜCRETİ: Bir iş akdi dolayısıyla, işverenin işyerinde o iş yerinden ayrılıncaya kadar bedenen veya hem bedenen hem fikren çalışma, işveren emrinde çalışmaya hazır bulunma ve her mahalden işyerine sevk edilme suretiyle geçen süreler için iş veya işyerinde işçiye ödenmesi gereken para.
İŞÇİ: Bir iş akdi dolayısıyla, başka bir şahsın işyerinde bedenen veya bedenen ve fikren çalışan kimse.
İŞÇİLİK: İşçinin niteliği.
İŞGAL: Bir yeri malik olmak amacı ile kendi egemenliği altına alma. İŞLETME: Kar amacı ile bir ana mal yaratılarak kurulan kurum. İŞSİZ: Kendisini geçindirecek iş bulamayan kimse. İŞSİZLİK: Emekçilerin iş bulamamaları durumu.
İŞTİGAL KONUSU: Uğraşı alanı.
İŞTİRA HAKKI: Satın alma hakkı.
İŞTİRA: Satın alma, mubayaa.
İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET: Her biri malın tümüne sahip olan birden çok kişinin mülkiyeti.
İŞTİRAK: Ortak olma, ortaklık, ortaklaşma, paydaşlık.
İŞVEREN: Anamalcı, hizmet akdindeki hizmet ettiren, iş gördüren.
İŞYERİ: İşçinin iş akdi dolayısıyla bedenen veya hem bedenen hem fikren işini görmekte olduğu yer.
İTA: Verme.
İTFA: Bir borcu ödeyerek kapatma.
İTHAL VE İHRAÇ NUMUNELERİ: İthal ve ihraç şartlarında belirlenen hususları en açık bir şekilde değerlendirmeye imkân verecek özellik ve miktardaki numune.
İTHALAT: Yurt dışından veya serbest bölgelerden satın alınan malların gümrüklerden girişinin yapılarak millileştirilmesi ve millileştirilen bu malların bedellerinin bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla transfer edilmesidir.
İTİBAR: Ticaret alanında bir tüccara duyulan güven.
İTİNERER: Gemi ve demiryolu araçlarının önceden planlanan seyrüsefer planı.
İTTİHAZ: Kabul etme, edinme.
İVAZ: Bedel, karşılık.
İVAZSIZ İKTİSAP: Bedelsiz sahip olma, karşılıksız edinim.
İZAHNAME: Çeşitli konulardaki detayları açıklayan ve uygulamaları tarif eden yazılı evrak.
İZMİR 85: Yazlık, soğuğa, sarı pasa ve yatmaya dayanıklı, 1000 dane ağırlığı 39 gr. civarında, olan beyaz yarı sert ekmeklik buğday çeşidi. Ege Böl. Zir. Arş. Ens.
İZOLASYON: Yalıtım.
İZOLATÖR: Elektrik iletkenlerinin monte edilmesi için kullanılan, belirli gerilim seviyelerinde (Ör: 1.000 Volt, 35.000 Volt) elektriksi yalıtım sağlayabilen, genellikle porselen veya camdan yapılan gereç.
İZOLE: Yalıtılmış.