Acrosiernum heegeri M.R. (Şekil 177)
Türkçe ismi : Yeşil dut kımılı
Tanımı : Yeşil veya açık yeşil renkte, hafif konveks bir tür olup genel görünümü JV. vivdula'ya çok benzer. Hattâ bu yüzden uzun yıllar bu tür Nezara cinsi içinde mütalâa edilmiştir. Daha küçük boyda olmasıyla ondan kolaylıkla ayrılır. Ayrıca pygophore ve başın şekli de ondan çok farklı bir yapıya sahiptir. Vücut uzunluğu 9-11 mm'dir.
Yayılışı : Akdeniz çevresi ülkelerinin çoğu ile Macaristan, Kafkasya ve Türkistan.
Bu tür yurdumuzun büyük bir kısmında bulunursa da en çok Batı Anadolu ile Marmara bölgelerinde rastlanır.
Zararı ve Konukçuları : Polifagdır. Başta dut olmak üzere muhte­lif Baklagiller ile yıllık bitkilerde bulunur.
Ergin ve nimfleri özellikle dutlarda beslenirken salgıladıkları pis koku sıvılarını da meyvelere bulaştırırlar. Bu sıvı ile bulaşık meyveler gerçekten insanın midesini altüst edecek derecede bozar. Populasyonu fazla olmadığı için beslenmek suretiyle yaptığı zarar önemli değildir. Batı Ana­dolu'nun bazı kesimlerinde dutlarda bazan yoğun populasyonlarına rast­lanmaktadır, iran'da ve diğer bazı ülkelerde, muhtelif bitkilerde hastalık yapan JVematospora coryli ismindeki bir hastalık etmenini taşıdığı saptandığı için önemlidir.

Biyolojisi : Kışı ergin halde muhtelif yerlerde geçirir. Baharda tak­riben nisan ayından itibaren doğada görülen erginler muhtelif bitkilerde beslendikten sonra mayıstan itibaren dut ağaçlarına geçer. Dişiler yumur­talarını 12 tanelik düzgün 2 sıralı kümeler halinde yaprakların alt yüz­lerine bırakır. Erginler akşamları bol miktarda ışığa gelir. Biyolojisi iyi bilinmemektedir.
Acrosternum breviceps Jak.
Tanımı : Genel renk, boy ve görünüm itibariyle önceki türe çok ben­zer. Öyle ki birçok hallerde ondan ayırmak çok güçtür. Ancak başın ucu­na dikkatlice bakıldığında her iki tür birbirlerinden kolaylıkla ayrılır. A. heegeri'de tylus'un nihayet ucu açık olduğu halde bu türde juga.e ta­rafından kapatılmıştır. Vücut uzunluğu 10-12 mm'dir.


Yayılışı : Kafkasya. İran, Irak, Arabistan ve Afganistan.
A. breviceps'in yurdumuzda bulunduğu ancak son yıllarda anlaşılmış-mıştır. Güneydoğu Anadolu bölgesinde, özellikle Diyarbakır, Urfa, Mar­din ve Siirt'te yayılmıştır.
Konukçuları : Tütün, domates, pamuk ve diğer bazı yıllık bitkiler.
Gece ışığa bol miktarda gelen bu türün biyolojisi ve yaptığı zarar hak­kında maalesef bilgimiz yoktur.
Acrosternum millieri M.R.
Bu tür genel görünümü itibariyle daha çok A. heegeri'ye benzer. On­dan başın ve genital organın yapılışı bakımından ayrılır.
Yurdumuzun hemen hemen her tarafında bulunur. Esas konukçusu
Capparis spinosa (keditırnağı, gerber)'dır. Bundan başka ahlat, Crataegus
gibi bitkilerde de sık olarak rastlanır. Bu tiyim de biyolojisi maalesef bi­
linmemektedir. " .
Palomena prasina L. (Şekil 178) Türkçe ismi s Fındık karamuk böceği
Tanımı : Genişçe vücutlu, koyu yeşil, ya da zeytin yeşili renktedir. Pronotum'un arka-yan kenarı dar olarak yuvarlak, bazarı scutellum'un nihayeti çok dar şekilde sarımsı renktedir. Antenin 3'cü segmenti 2'ciye eşit veya takriben ona yakın uzunluktadır. Bazı bireylerde, özellikle kışı geçirecek olanlarda vücut kahverengimsi renkte olabilir. Vücut uzunluğu 12-15 mm'dir.
Yumurtalar hemen hemen fıçı şeklinde, 1,3 mm yükseklikte ve 1,0 mm. endedir. İlk bırakıldıkları zaman açık şeşilimsi renkte olup açılmaya yakın bir zaman, üzerinde kırmızımsı 2 leke ve gemi çapasına benzer siyah bir leke belirir. Bu siyah leke yumurta kırıcısına aittir. İlk dönemlerdeki nimfler koyu renkte olup yaş ilerledikçe renkleri de gittikçe yeşile dönü­şür.
Yayılışı : Bütün Avrupa ile Suriye, Irak, İran, Kafkasya ve Sibirya'ya kadar olan alanda bulunur.
Yurdumuzda daha çok Batı, Orta ve Karadeniz ile Marmara bölge­lerinde tesadüf edilir.
Zararı ve konukçuları : Polifagdır. Başta fındık olmak üzere meşe, muhtelif meyve ağaçları, idris, böğürtlen, çeşitli sebzeler ve tütün ile diğer bir çok yabani ve kültür bitki türlerinde yaşar. Bunlar içinde yurdumuzda en çok fındıklarda zararlıdır.


Ergin ve nimfleri fındık meyvelerinin muhtelif dönemlerinde olmak
üzere zarar yapar. Saldırıya uğrayan meyveler nohut büyüklüğünde veya
daha küçükse gelişemezler ve bu gibi meyveler esmerleşerek dökülür. Nor­
mal büyüklüğe ulaşan meyvelerde erken olum döneminde (yani meyve­
lerin içi henüz daha dolarken) beslendiğinde, bu gibi meyveler yine kah-
verengimsi renge dönüşür ve karamuk denilen zarara sebep olur. Ancak
böcek, meyvelerin içi tamamen dolduktan sonra ve henüz daha taze iken
de fındıklarda beslenir. Bu dönemde meyvenin gelişme durumuna ve bö­
ceğin bir meyvedeki beslenme süresine göre fındık içi çeşitli oranda zarar
görür. Bu dönemde fındık içlerinin bozuk şekillerde olması zarar durumu­
nu belirler. Böcekler daha fazla olgunlaşmış meyvelerde beslendiklerinde
fındık içleri normal şekillerini aldıklarından zarar, stylet'lerin girdiği yer
ve çevresinde kahverengimsi lekeler şeklinde belirir. Bu gibi fındıklar lez­
zetlerini büyük ölçüde yitirirler. Bunlar özellikle şekerleme sanayiinde hiç bir zaman istenmez. Hattâ bir zamanlar ingiltere'ye ihraç edilen ve orada çikolata sanayiinde kullanılmasından ötürü bu durumdaki fındık­ lar dolayısıyla ihracatta da büyük engellemelere neden olmuştur. Bu gibi iç fındıklar dış görünümleri itibariyle sağlam olanlarına çok benzedik­leri ve kolaylıkla ayrılamadıkları için emgili iç fındıkların ayrılması güç,fakat çok az oranda olsa dahi şekerleme sanayiinde kullanılmasına büyük bir engel teşkil eder. Bu nedenle fındık bahçelerinde, fındıkların ölgünIaşma dönemlerinde bir tek böceğe dahi yetiştiriciler tahammül etmezler.
Buna karşılık diğer meyve ve ürünlerde bu böceğin zararı önemsenmeyecek kadar azdır.

Biyolojisi : Kışı cinsel olgunluğa ermemiş ergin halde muhtelif yerlerde geçiren böcekler, baharda erkenden tarlalarda görülmeye başlar. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını düzgün sıralar halinde olmak üzere 14 veya 18 tanelik kümeler halinde bırakırlar. Bu yumurtalar özel­likle yaprakların alt yüzlerine, ya da fındık meyveleri civarına bırakılır. Bir kümede bulunan yumurta sayısı bu sınırların dışına da taşabilir. Özellikle laboratuvar koşullarında yetiştirilen bireyler çok değişik sayıda olan yumurta kümeleri bırakırlar. Aynı durum diğer bir çok böcek tür­leri için de geçerlidir. Bir dişinin hayatı boyunca bıraktığı yumurta sa­yısı bireye, mevsime, besinin çeşidine ve dış koşullara bağlı olmak üzere çok değişir. Bu miktar 80-200 arasında değişirse de ortalama 100 olarak kabul edilebilir. Kurt (1975), yaptığı denemelerde bir dişiden en çok 286 yumurta elde ettiğini bildirmektedir.
Yumurtalar dış koşullara bağlı olarak 1-2 hafta içinde açılır. Sıcaklık arttıkça yumurtaların açılma süresi de kısalır. Örneğin 19°C sıcaklıkta 12 günde açılan yumurtalar 25°C'de 7 günde açılır.- Yumurtadan yeni çıkan nimfler toplu halde yumurta kümesi üzerinde bulunurlar. Bunlar ilk .gömleği değiştirip 2'ci döneme geçtikten sonra etrafa dağılarak beslen-. meye başlarlar. Nimflerin gelişme süresi de yine besin ve dış koşullara bağlı olarak değişir. Diğer pentatomid ve scutellerid türlerinde olduğu gibi nimfler 5 dönem geçirdikten sonra ergin hale geçerler. 4-5'ci dönem­deki nimfler en uzun ömre sahip oldukları gibi bu dönemlerde de çok oburca beslenirler. Toplam nimf dönemi süresi ortalama bir buçuk ay kad ardır. Ancak uygun koşullarda bu süre bir aya da inebilir. Bu tür yur­dumuzun kuzey veya soğuk ve yüksek yerlerinde yılda bir, nesil vermesine karşılık daha ılıman veya güney kesimlerinde yılda iki nesil verir.
Diğer pentatomid türlerinde olduğu gibi bu türün de doğada çoğal­masını önleyen bir çok doğal düşmanı vardır. Bunlardan en önemlileri lar­vaları, yaşlı nimflerle erginlerin içinde endoparazit olarak yaşayan Gymno-soma rotıındatum L. (Diptera: Tachinidae) ile yumurtalarında yaşayan Asolcus grandis Thoms. (Hymenoptera: Scelionidae)'tir. Kurt (1975)'a göre doğal düşmanlar doğada oldukça etkili olmaktadır. Bu nedenle ya­pılacak savaşta doğal düşmanların durumu daima göz önünde tutulmalıdır




Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS