Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Biyoloji Sözlüğü- Biyolojik Terimler Sözlüğü

  1. #1
    Administrator
    K.Tarihi
    30 Mayıs 2018
    Mesajlar
    1

    Biyoloji Sözlüğü- Biyolojik Terimler Sözlüğü

    A'

    Abiyogenez: Canlıların cansız maddelerden meydana geldiğini savunan görüş.

    Absorbsiyon : Bir maddenin enerjiyi veya diğer bir maddeyi emebilme, soğurma yeteneğidir.

    Açık dolaşım: Kanın damarlardan dokular arasındaki özel boşluklara yayılıp, madde alış-verişi olduktan sonra toplayıcı damarlarla kalbe dönmesine denir.

    Adaptasyon: Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri.

    Adenin : Nükleik asitlerin yapılarında bulunan azotlu bir pürin bazıdır.Adenin yapısına katıldığı bazı moleküller ; ATP, ADP, AMP, NAD, NADP vs.


    Adenovirüsler : Çift zincirli DNA molekülüne sahip virüslere denir.Boyutları 70 - 80 nm olup hayvanlarda bazı tümörlere neden olur.

    Adenozin trifosfat (ATP):Canlıların doğrudan kullandığı hücresel enerji molekülü, biyolojik enerji.

    ADH : Metabolik faaliyetler sonucunda oluşan alkolleri, keton ve aldehit gruplarına çeviren enzimlerden birisi.

    Adrenalin:Böbrek üstü bezinden salgılanan hormon.

    Aerobik solunum: Hücrede yalnız moleküler oksijenin kullanıldığı bir solunum şeklidir.

    Aerob organizma : Ancak oksijen varlığında yaşayabilen organizmalara denir (tam tersi "Anaerob").

    Aglütinasyon: Kan hücrelerinin kümeleşerek pıhtılaşması.

    Akson: Sinir hücrelerinin uzun uzantısı.

    Aktif taşıma: Yarı geçirgenbir zarda maddelerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama enerji harcayarak geçmesi olayıdır.

    Aktin: Kaslarda kasılmayı sağlayan protein yapıdaki ince iplikler.

    Alel: Bir karakter üzerinde aynı yada farklı yönde etkili olan iki veya daha fazla genden herbiri.

    Alg: Sulu ortamda yaşayan yosun.

    Allantoyis kesesi: Yumurta içindeki metabolik artıkların depolandığı embriyonik kese.

    Alveol: Akciğerlerde genişlemiş küçük kesecik.

    Amino asit: Proteinlerin yapı taşıdır. Bir amino asit, amino grubu (NH2) ile bir karboksil grubu (COOH) taşıyan bileşiklerdir. Çok sayıda amino asit birleşerek proteinleri oluşturur.

    Amonyak (NH3): Protein metabolizması sonucu oluşan azot ve hidrojen bileşimi olan keskin kokulu bileşik.

    Anaerobik solunum: Hücrede moleküler oksijenin kullanılmadığı bir solunum şeklidir.

    Anfetamin : Merkezi sinir sisteminde güçlü bir uyarıcı etkisin olan uyuşturucu madde.

    Anizogami: Farklı şekil, büyüklük ve yapıdaki gametlerin birleşimiyle yapılan eşeyli üreme şekli.

    Antiasit: Asit giderici

    Antidiüretik hormon: Böbreklerden suyun geri emilmesini sağlayan ve hipofizin arka lobundan salgılanan hormon.

    Antijen: Canlı vücuduna dışarıdan giren ve antikor oluşmasını sağlayan yabancı madde.

    Antikodon: tRNA'daki üçlü baz dizilişi.

    Antikor: Vucuda giren yabancı maddeleri yok etmek için vücudun ürettiği savunma maddesi.

    Apandis: İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleştiği yerde parmak şeklinde bir çıkıntı.

    Apandisit: Apandisin iltihaplanması.

    Apoenzim: Enzimin koenzim olmadan etkinlik gösteremeyen protein kısmıdır.

    Atmosfer basıncı: Atmosferin yer yüzünde bulunan her cisim üzerine yaptığı basınç. Deniz seviyesinde, 760 mm'lik civa sütununun 1 cm2 alana yaptığı basınç "1 atmosfer" basıncıdır.

    Atriyum : Kalbin önde bulunan iki odası (kulakçık).





    'B'

    Bağışıklık: Bir organizmada, mikroorganizmalara ve bunların oluşturduğu maddelere karşı oluşturulan normal olmayan şartlara karşı koymayı sağlayan, doğal yada sonradan kazanılmış direnç.

    Bakteri: Monera aleminde yer alan zarla çevrili gerçek ve belirgin çekirdeği ve organelleri bulunmayan prokaryotik yapıdaki en ilkel tek hücreli canlı.

    Bakteriyofaj : Bakterileri enfekte ederek ölümlerine neden olabilen virüslere verilen genel ad.

    Bal özü:Çiçekler tarafından salgılanan tatlı ve genellikle kokulu bir sıvı.

    Balzam : Genellikle odunsu bitkilerden elde edilen reçine ve bu reçinelerden yapılan ilaç.

    Başkalaşım: Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri.

    Bazal metabolizma: Hayatın devamı için şart olan asgari metabolizma faaliyeti.

    Bazal metabolizma hızı: Besin alınması ve hareketsiz durumda vücudu canlı tutmak için gerekli enerji tüketimi.

    Besi doku : Bir tohumun çimlenip ilk yapraklarını verinceye kadar geçen sürede besin ihtiyacını karşılayan doku.

    Bipolar : İki uçlu veya iki kutuplu olma durumu.

    Beyin: Omurgalılarda kafatası içindeki merkezi sinir sisteminin bir bölümü.

    Birim zar: Elektron mikroskobunda arası açık renk iki koyu çizgi halinde görülen iki protein tabakası halinde bulunan lipit tabakasından oluştuğu varsayılan yapı.

    Bistüri: Laboratuarda kullanılan keskin bıçak.

    Bivalent : Sentromeri henüz bağlı iki homolog kromozomun kardeş kromatitler oluşturmak üzere kendilerini eşlemesi sonucu oluşan grup.

    Biyogenez: Canlıların kendilerine benzeyen canlılardan oluştuğunu açıklayan görüş.

    Biyokütle: Belirli bir alan ve hacimde bulunan canlı ağırlığa biyokütle denir.

    Biyosfer: Dünyadaki bütün canlıların yaşadığı 16-20 km kalınlığında tabaka. Biyosferin deniz seviyesinden 8-10 km'si atmofere, 8-10 km'si okyanusların dibine doğru uzanır.

    Biyotik potansiyel : Bir populasyonda ölümlerin en az, çoğalmaların en yüksek düzeyde olması sonucu populasyonun en çok artma oranı.

    Blastula: Döllenmiş yumurtanın bölünmeler sonucu, ortası sıvıyla dolu olan bir hücre tabakasından oluşan yapı.

    Bowman kapsülü: Nefronun ucunda, glomerulusu saran yarım küre şeklindeki bölüm.

    Bronş: Soluk borusundan ayrılan akciğerlere giden iki boru.

    Bronşit: Bronşlarda bakterilerin yerleşip üreyerek iltihaplanması.





    'C'

    C Vitamini : Meyve ve sebzelerde bulunan, eksikliğinde bağ dokusunda zayıflamalara yol açan bir vitamin türü.

    Cenin: Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya verilen ad.

    Cıvık mantarlar : Hem bitkisel hemde hayvansal özellik gösteren, gövdeleri ya tek yada çok çekirdek içeren, uygun olmayan şartlarda " Sklerotyum " adı verilen bir kist oluşturan canlılar.

    Cins : Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup, türleri içerisine alan taksonomik bir gruptur.Örneğin köpek (Canis), meşe (Quercus) gibi.

    Covper bezi: Seminal sıvının oluşturduğu bezlerden biri.

    Crossing-over: Eşey ana hücrelerinde gerçekleşen mayoz bölünmenin profaz I safhasında oluşan tetratların kromatitleri arasındaki parça değişimi.





    'Ç'

    Çenek: Tohum yaprağı. Tohumun yapısındaki bitki taslağında bulunan yapraklardan her biri.

    Çift çenekli bitki (Dikotiledon): Embriyolarında iki çenek yaprak (kotiledon) bulunan bitkiler. İletim demetleri gövdede belirli bir düzende yerleşmiştir.






    'D'

    D - amino asit : Bakteri hücre duvarlarının polipeptidlerinde bulunan, proteinlerde bulunmayan amino asit.

    Dalak : Omurgalı hayvanlarda lenfositlerin farklılaştığı ve alyuvarların parçalandığı, kan damarlarının bol olduğu lenfoid organlardan biri.

  2. #2
    Administrator
    K.Tarihi
    30 Mayıs 2018
    Mesajlar
    1

    Cevap: Biyoloji Sözlüğü- Biyolojik Terimler Sözlüğü

    DEVAMI


    'O'

    Obje: Nesne

    Oksidasyon: (Yükseltgenme) Elektronların bir atom ya da molekülden ayrılmasını sağlayan kimyasal tepkime.

    Oksin: Bitkide büyüme, gelişme hormonu.

    Oksotrof : Ana ve babanın genlerinde bulunmasına karşın kendi büyümesi için gerekli molekülü sentezleyemeyen mutant mikroorganizma.

    Omurilik : Omurga içerisinden geçen sinirsel doku.

    Oogami : Genellikle büyük hareketsiz dişi gamet ile küçük ve hareketli erkek gametin birleşmesi.

    Oogenez: yumurtanın meydana gelmesi olayı.

    Oosfer: Yumurta hücresi, dişi gamet.

    Oosit : Dişi eşey organında eşey hücrelerinin oluşması sırasında oogonyumdan değişen ve iki mayoz bölünmesi geçirecek olan hücre.


    Oospor : Oomiset mantarlarda, alglerde ve protozoonlarda döllenmiş oosferde gelişen kalın duvarlı zigot.

    Operatör gen : Bakteri yada virüs genomunda repressör (baskılayıcı) proteini bağlayan ve yanındaki genin transkripsiyonunu kontrol eden gen.

    Organel: Hücre içinde belirli bir görevi yapmak üzere özelleşmiş ve zarla çevrili yapılar. Çekirdek, mitokondri, kloroplastlar gibi.

    Organik madde : Doğal olarak bulunmayıp canlı organizmalar tarafından senezlenen maddeler.

    Organogenez: Embriyo tabakalarından organların meydana gelmesi.

    Osein: Kemik dokunun ara maddesi.

    Osteosit: Kemik dokuyu oluşturan kemik hücreleri.

    Otolit: Kulak taşı.

    Osmoz: Suyun yoğunluğunun çok olduğu yerden az olduğu yere doğru, yarı geçirgen zardan geçmesi.

    Ototrof: Kendi besinini kendi yapabilen canlılar.

    Ovaryum: yumurtalık, yumurtaların meydana geldiği yer.





    'Ö'

    Ökaryot hücre: Zarla çevrili organelleri ve gerçek çekirdeği olan hücre.

    Özümleme: Canlı organizmanın, dışarıdan aldığı besin maddelerini parçalayıp yeniden kendine özgü maddelere dönüştürmesi.

    Özüt: Bir doku örneğinin parçalanmış hali.





    'P'

    Paleontoloji : Fosilleri inceleyen, yaşları ve anatomik yapıları hakkında fikir yürüten bilim dalı.

    Pankreas : Genel olarak midenin sol yanında yer alan, hem iç salgı hemde dış salgı ile görevli olan karma bez.

    Parankima: Bitkilerde diğer dokuların arasını dolduran temel doku.

    Parasempatik: Organların çalışmasına yavaşlatıcı etki yapan otonom sinir sisteminin bölümü.

    Partenogenez: Yumurtanın döllenme olmaksızın gelişerek yeni canlı meydana getirmesi.

    Paratroit hormon : Paratroit bezinden salgılanan, kalsiyumun bağırsaktan emilimini, böbreklerden atılmasını, kemiklerden serbest hale geçirilmesini ve hücreler arasındaki kalsiyum iyon konsantrasyonunu kontrol eden hormon.

    Patojen: Hastalık yapıcı özelliği olan mikroorganizma veya madde.

    Patoloji: Hastalık bilimi, hastalığın nedenlerini araştıran uzmanlık dalı.

    Pektin: Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü, karbonhidrat karışımı maddeler.

    Penisilin : " Penicillium notatum " isimli bir mantar tarafından üretilen ve bakteri hücre duvarının sentezini engelleyen bir antibiyotik.

    Pepsin: Mide öz suyunda bulunan ve proteinleri sindiren enzim.

    Pepton: Proteinlerin mide öz suyunda sindirime uğramış son hali.

    Periderm : Ağacın kabuk kısmı.birçok gövde ve köklerde ikinci büyüme ile epidermisin yerini alan doku.

    perikarp : Kalbin en dış örtüsüne verilen ad.

    Periost: Kemik zarı. Kemiklerin dışında bulunan, kemik dokunun beslenmesini onarılmasını sağlayan zar.

    Peristaltik: Sindirim sistemi gibi bazı organların çeperlerinde görülen ritmik ve kuvvetli kasılıp gevşeme hareketleri. Bu ritmik kasılma dalgaları organ içindeki maddeyi hareket ettirmeye yardımcı olur.

    Periton: Karındaki organları saran iki katlı karın zarı.

    Pestisit: Tarım bitkilerine zarar veren hayvansal

    pH: Bir sıvının asit veya bazlık derecesini gösteren değer.

    Pigment: Hücrelere özgü renk veren madde.

    Pinositoz: Hücre zarından doğrudan geçemeyecek kadar büyük moleküllü sıvı maddelerin hücreye alınması.

    Pistil: Çiçeklerdeki dişi organ.

    Plasenta: Çoğu memelide embriyonun besin ve gaz alış-verişini sağlayan yapı.

    Plastid: Bitki hücrelerinde renk veren taneciklerin genel adı.

    Plazmid: Bakteri stoplazmalarında bulunan ve kromozom gibi davranan DNA'lar.

    Pleura: Akciğerleri saran iki katlı zar. Akciğer dış zarı.

    Polen: çiçek tozu.

    Polipeptid: Protein molekülünün yapısında bulunan amino asit zincirlerinin bir parçası.

    Polisaj: Makine sanayiinde parlatmak.

    Populasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk.

    Por: Gözenek, küçük delik.

    Prokaryot hücre: Zarla çevrilmiş özel organelleri ve gerçek çekirdeği olmayan hücreler. Bakteriler ve mavi-yeşil algleri içine alan monera alemindeki canlılar.

    Protein: Yapısında karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi elementleri bulunduran temel moleküllerdir. Amino asitlerin peptid bağlarıyla birleşmesinden oluşur.

    Proteoliz : Proteinlerin amino asitlerine kadar parçalanması işlemi.

    Protoplazma: Hücrenin çekirdeği ile sitoplazmasına verilen ad.

    Protozoon : Tek hücreli canlılara genel olarak verilen ad (örneğin algler, mantarlar, bakteriler vs.)

    Pseudopod : Bazı tek hücrelilerin hareket etmek veya besin almak amacıyla sitoplazmasının dışarıya doğru oluşturduğu uzantılardır.

    Puplaşma: Bazı böceklerin larva evrelerinin sonunda beslenmesiz ve hareketsiz belli bir zaman devresine girerek ergin organizmaları meydana getirmesi olayı.





    'R'

    Radyobiyoloji : Radyasonun canlılar üzerine nasıl etki ettiğini inceleyen bilim dalı.

    Radyoekoloji : Radyason ve ekolojik sistem arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı.

    Refleks : Bir uyartıya verilen ani cevap.Alınan uyartı sonucunda meydana gelen impulsa, beyne iletilmeksizin verilen cevap.

    Reçine : Çam, elma, erik gibi bazı odunlu bitkilerin salgıladıkları katı yada yarı akışkan, yarı saydam, suda çözünmeyen salgı maddeleri.

    Refleks yayı: Duyu, ara ve motor nörondan oluşan en basit mekanizma.

    Rekombinant DNA: Farklı biyolojik kaynaklardan elde edilen DNA moleküllerinin birleşmesinden oluşan yapı.

    Rekombinasyon: Mevcut genlerin yeni genotipleri oluşturacak şekilde bir araya gelmesi.

    Rektum: Kalın bağırsağın anüsle sonlanan düz kısmı.

    Rejenerasyon: Canlılarda görülen, yaraların ve yıpranmış organların yenilenmesi olayı.

    Replikasyon: DNA'nın kendini eşlemesi.

    Replikon : DNA molekülünde bir kopyalama kökeni kapsayan ve peş peşe kopyalanan nükleotit dizilerinden oluşan uzunluk.

    Reseptör: Çeşitli uyarıları alabilen ve duyu organlarının yapısında bulunan özelleşmiş hücre, hücre grupları veya sinir uçları. Almaç

    Resesif gen: Etkisini fenotipte gösteremeyen ve çekinik olan gen.

    Restriksiyon enzimi: DNA'yı parçalamaya, kesmeye yarayan enzimler.

    Retina: Gözün ağ tabakası.

    Ribozim : Ortamda herhangi bir protein bulunmadığı zaman enzim özelliği gösteren saf RNA.

    RNA polimeraz : DNA dan RNA sentezini gerçekleştiren enzim.

    Rodopsin : Göz organında bulunan ve fotonun ilk olarak çarptığı bir çeşit protein.





    'S'

    Safra tuzları : Safra kesesinden ince bağırsağa salgılanan ve yağların misellere (küçük partiküller) dönüşümünü sağlayan biyokimyasal maddeler.

    Sarkolemma: Kas telini saran zar.

    Sedimentasyon: Çökelme.

    Segmentasyon: Bir vücut yada yapının benzer parçalara bölünmesi, zigotun geçirdiği bölünme evreleri.

    Sekretin: On iki parmak bağırsağının salgıladığı hormon.

    Seleksiyon: Seçilim, ayıklama.

    Selüloz: Üç bin ya da daha fazla glikozun birleşmesi ile oluşan bitki hücrelerinin temel yapı taşı olan polisakkarit.

    Sentromer: kromozomlarda kardeş kromotidleri bir arada tutan kısım.

    Sentriyol : Hücre bölüneceği zaman kutuplara göç eden, iğ ipliklerinin yapımında rol oynayan organellerdir.

    Serebral : Beyin organıyla ilgili yapı.Beyine bağlı.

    Serum: Kanın, pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış, açık sarı renkli sıvı kısmı.

    Sesil : Bir organizmanın sap, gövde ve pedisel gibi yapıları olmaksızın doğrudan bir yere oturması (Örneğin deniz tabanına oturması).

    Sessiz mutasyon : Meydana geldiği gen üzerinde, daha sonra bugen tarafından üretilecek proteinin fonksiyonunu değiştirmeyen mutasyonlardır (etkisiz mutasyon).

    Sıcak kanlı canlılar: Vücut sıcaklığı ortam sıcaklığına göre değişmeyen ve hep aynı kalan canlılar.(Sabit sıcaklıklı canlılar)

    Sil : Bazı tek hücrelilerde hareti sağlayan, yine bazı organizmaların akciğer borularında senkronize hareket ederek toz vb. partikülleri akciğerden uzaklaştıran kamçı benzeri yapı.

    Sinaps: İki nöronun veya nöronla başka bir hücrenin bağlandığı yer.

    Sinüs : Organların yada dokuların arasındaki boşluk yada her hangi bir açıklık.

    Sitoloji: Hücreyi inceleyen bilim dalı.

    Soğuk kanlı canlılar: Vücut sıcaklığı ortam sıcaklığına göre değişen (balık, kurbağa, sürüngen) hayvanlar.(Değişken sıcaklıklı hayvanlar; Polikilotherm)

    Sölom : Hayvanlarda bir epitel (sölom epiteli) ile astarlanmış olan vücut boşluğuna verilen ad.

    Sperm: Erkek üreme hücresi.

    Spirillum: Sipiral şeklindeki bakteri

    Spor: Eşeysiz üreyen türlerde, küçük ve dayanıklı olan üreme hücresi.

    Sporozoit: Sporluların sporlarından türeyen ve yetişkin hücreyi veren, çekirdekli küçük stoplazma parçası.

    Stamen: çiçekte erkek organ.

    Stigma: Trake solunumu yapan böceklerde, trake açıklığı yada Öglenada ışığa duyarlı göz noktası. Çiçekteki dişi organın üstü.

    Stoma: Yaprağın alt ve üst yüzeyinde bulunan, gaz alış verişini sağlayan delik.

    Süberin: Mantar özü.

    Süksesyon: Bir bölgede yaşayan çeşitli türlerin belirli bir zaman içinde birbirlerini izleyerek ortaya çıkmaları; ekolojik süksesyon.

    Süspansiyon: Asıltı. Bir akışkan içinde yüzen sıvı parçacıkların oluşturduğu sistem.





    'T'

    Takım : Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan, familya ve sınıf arasındak bulunan, yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik. Ordo.

    Taksi: Tek hücrelilerin yer değiştirme hareketi.

    Taksonomi : Canlıların sınıflandırılması ve bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler.

    Terminatör gen : RNA polimerazın transkripsiyonu durdurmasına neden olan DNA dizisi.

    Tek çenekli bitki: Embriyolarında bir çenek yaprağı bulunduran bitki.

    Termofil : Yüksek sıcaklıklarda yaşayabilen mikroorganizmalara verilen genel ad (termofil = ısıyı seven).

    Tetrat: Mayoz bölünme sırasında homolog kromozomların birbirlerine sarılarak oluşturdukları dört kromotitli yapı.

    Timin : DNA yapısına katılan fakat RNA yapısına katılmayan bir primidin bazı.

    Timpanum : Orta kulağı oluşturan davul şeklindeki boşluk.Aynı zamanda böceklerin işitme organı, timpanal organ.

    Topoğrafik: Bir yerin görünümüne, engebelerine ilişkin.

    Trake: Bitkilerin odun kısmındaki su taşıyan kılcal borular. Bölmesiz geniş odun boruları. Böceklerde solunum organı.

    Trakeit: Bölmeli ve dar olan odun boruları. Böceklerdeki solunum organının kılcal boruları.

    Transgenik canlı: Rekombinant DNA teknolojisiyle yabancı bir genin yerleştirildiği canlı.

    Transdüksiyon : Bir mikroorganizmadan bir diğerine virüs veya bakteriyofajlar aracılığıyla gen aktarılması olayı.

    Transkripsiyon: (yazılma) DNA ipliklerinin birinden genetik bilgilerin yeni sentezlenen mRNA'ya aktarımı.

    Translasyon: (okuma) mRNA'nın sentezlendikten sonra stoplazmadaki ribozoma bağlanıp amino asitleri tRNA'lar yardımıyla sıraya koyması.

    tRNA : Protein sentezi sırasında (translasyon) amino asitleri ribozoma taşıyan özel bir RNA çeşidi.

    Tubul : Hücre içerisinde veya doku içerisindeki tüpsü yapılara verilen genel ad.

    Turgor: Bir bitki hücresinin osmozla su alıp şişmesi ve hücre çeperinin gergin hale gelmesi.

    Tümör (villus): İnce bağırsağın iç yüzeyindeki, sindirilmiş besinleri emip kana karıştıran parmaksı uzantılar.





    'U'

    Uç meristem : Bitkilerin kök ve gövdelerinin en uçlarında bulunan, sürekli bölünerek bitkinin büyümesini sağlayan doku.Meristem dokusu.

    Unipolar : Tek kutuplu olma durumu.Bazı sinir hücreleri yanlız tek bir uzantıya sahip olabilir (unipolar sinir hücresi).

    Urasil : Yanlızca RNA yapısına katılan baz.

    Uterus: Döl yatağı, rahim.

    Uyarı: Canlılarda belli bir tepkiye yol açan, fiziksel, kimyasal veya biyolojik etken.

    Uyartı: Bir uyarının sinir hücresinde oluşturduğu kimyasal veya elektriksel değişmeler.





    'Ü'

    Üre: Protein metabolizması sonucu oluşan suda eriyen azotlu artık madde.

    Üretici: Ototrof, kendi besinini yapan canlı.





    'V'

    Vagus: Beyinden çıkan 10.sinir. mide, bağırsak, kalp ve akciğerlerin otomatik çalışmalarını sağlar.

    Varyasyon: Bir türün bireylerindeki aynı karakterin farklı şekilleri, değişiklik, çeşitlilik.

    Vakuol : Ökaryot hücrelerin sitoplazması içerisinde sıvı, hava yada kısmen sindirilmiş besin kapsayan tek zarla çevrili yapıların her biri.


    Valin : Protein sentezine katılan amino asitlerden birisi.

    Vaskular sistem : Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan iletim sistemi.

    Vanadyum : İnsan ve hayvanlar için gerekli bir eser (az miktarda bulunan) elementidir.

    Verimlilik : Birim zamanda meydana getirilen yavru sayısı ile ölçülen, bir bireyin yada populasyonun üreme kapasitesi. Fertilite.

    Ventral : Bir organizmanın karın kısmı (sırt kısmı dorsal).

    Vejetasyon : Bitkinin tohumdan gelişip tekrar tohum verecek hale gelene kadar geçen dönemi.

    Viroid : Bitki hücrelerinde hastalık yapan, 400 ' e kadar ribonükleotitten oluşan, virüslerden daha basit yapılı organizma.

    Vitellus: Yumurta sarısı, yedek besin.





    'Y'

    Yağ asidi : Esterlerle bileşikler yaparak yağ moleküllerini meydana getiren maddeler.

    Yapısal gen : Hücrenin yapısı ve metabolizması için gerekli RNA ' ları kodlayan DNA dizisine verilen genel ad.

    Yüzme kesesi : Birçok kemikli balıkta çeperi sindirim kanalı ile aynı yapıda, içi hava ve diğer gazlarla dolu olan, hidrostatik denge, solunum, ses çıkarma ve ses almada görevli yapı.

    Yoğunluk: Herhangi bir maddenin bir birim hacminin kütlesi.

    Yumurta: Dişi üreme hücresi.





    'Z'

    Zar: Hücreyi ve çoğu organelleri çevreleyen lipit ve proteinlerden oluşan yapı.

    Zigot: Döllenmiş yumurta hücresi.

    Zooloji: Biyolojinin hayvanları inceleyen dalı.

    Zoospor : Tek hücreli algler ve mantarlarda kamçılı, hareketli eşey hücresi.

    Zootoksin : Bir organizma tarafından meydana getirilmiş toksik maddeler.

    (alıntıdır)

  3. #3
    abdulMecid
    Guest

    Cevap: Biyoloji Sözlüğü- Biyolojik Terimler Sözlüğü

    Çok faydalı bir paylaşım olmuş, hazırlayanlardan Allah razı olsun.
    İçlerinde hep merak edipte bir türlü eve gelince netten bakmayı unuttuklarımda var, böylece bir çok kelimenin anlamını öğrenmiş oldum. Gıdalardaki katkı maddesi Pektini mesela merak ederdim.
    Teşekkürler Selsaraç.

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •