EPİDEMİY0L0Jİ

Bir hastalığın geniş alanlarda, peryodik olarak görünmesi ve kültür bitkilerini istila etmesine "Epidemi" veya "salgın" adı verilir. Salgınlardan bahseden bilime de "Epidemiyoloji" adı verilir. Epidemilerin meydana gelebilmesi için konukçu, çevre şartları ve patogenin uyum içinde bulunması gerekir.

Epidemilerin meydana gelmesini sağlayan şartlar

A) Konukçu Faktörü
1) Konukçu bitkinin bölgede yoğun Olarak bulunması
2) Konukçu bitkinin hassas olması ve patogenin bol olduğu devrede konukçunun konstitüsyon ve fenolojik yönden inokulasyona elverişli durumda olması.

B) Patogen Faktörü
1) Hastalık etmenin virulent olması
Virulent kavramı altında bir organizmanın bir konukçuya karşı saldırısı anlaşılır. Virulens derece farkv gösterebilir. Virulens ile patogenite karıştırılmamalı¬dır. Patogenite kavramı içinde bir organizmanın bir konukçu üzerinde veya içinde çoğalma yeteneği ve hastalık meydana getirme özelliği anlaşılır. Bu nedenle pato¬genite farklılaşma göstermez.
2) İnokulumun ortamda bol ve canlı olarak bulunması.
3) İnokulumun kolayca ve süratle uzak mesafelere yayılabilmesi.
İnokulumun taşınmasında canlı ve cansız taşıyıcılar rol oynar. Fungııs sporlarının taşınmasında rüzgar önemli rol oynar. Taşınmada arazinin topoğrafik du¬rumu da önemli rol oynar. Yağmur ve rüzgar bakterilerin taşınma ve yayılmasında etkili rol oynar.
4) Patogenin hızlı ve yoğun bir şekilde sporulasyonu yani çoğalabilmesi
gerekir.

C) Çevre Faktörü

1) Çevre faktörlerinden ısı, ışık ve nem, toprağın fiziksel ve kimyasal durumu, rüzgârın hem patogen ve hemde konukçu için uygun olması lazımdır.
Patogenlerin çoğalabilmesi ısı ve nem gibi çevre faktörleriyle sınırlıdır. Keza bitkilerin inokulasyona elverişli durumda bulunması da çevre faktörüne bağlıdır. Örneğin sürme etmeni Tilletia tritici 5° C, mısır rastığı etmeni Ustilago maydis 26-34*C'de çimlenir. Genellikle fungus sporlarının çimlenmesi için % 90-95 bağıl nem gereklidir. Küllenme fungusları ise % 75-80 bağıl nemde çimlenmek amacıyla damla şeklinde suya gereksinim duyarlar. Çevre şartları epider¬minin seyrini etkiler. Karapas hastalığının etmeni Puccinia graminis tritici'nin yaz » enfeksiyonları çevre şartları uygun ise 5-7 gün ara ile tekrar edebilir.

Epidemilerin Seyri
Bitki hastalıklarının epidemileri çoğunlukla dikkat çekmeden başlar, gittikçe yaygınlaşır ve şiddeti maksimum bir düzeye ulaşır; sonunda da azalarak son bulur. Epidemilerin şiddetini kaybetmesine Crisus denir.
Epidemiler önce dağınık, tarla veya bahçelerde veya bir tarlada enfeksiyon
ocakları halinde görülürler. Epidemiler patogenin epidemik hale geçmesini kolay¬
laştıran uygun şartların devam etmesi sonucunda primer enfeksiyon kaynakların¬
dan doğan sekonder enfeksiyonların birbirini takip etmesiyle yayılırlar. Yayılma
süratini çevre şartlarından başka patogenin generasyon süresi ve sayısı diğer bir de¬
yimle genetik yapısı tayin eder. ?
Gelişme mevsiminde yeni generasyonların süreleri ne kadar kısa olursa o kadar yoğun inokulum sağlanacağından epidemi hızlı olarak geniş alanlara yayılır. Aksi halde epidemi yavaş gelişir.
Buğday karapası etmeni Puccinia graminis tritici'nin inkubasyon peryodu 5-7 gün sürer. Vegetasyon döneminde şartlar uygun gittiği taktirde, bitkide yeşil ' aksam bulunduğu sürece enfeksiyonlar tekerrür eder. 2-5 cm uzunluktaki ve 1 mm genişlikteki bir urediospor püstülünde yaklaşık 50.0004000.000 adet urediospor bulunur. Tek bir püstiilün içerdiği spor miktarı gözönüne alınırsa inokulum potansiyelinin ve epidemi hızının ne kadar yüksek olacağı tahmin edilebilir.
Aynı şekilde mısır rastığı etmeni Ustilago maydis, toprak üstündeki bütün genç dokuları enfekte eder ve oluşturduğu rastık torbalarının içinde de sayısız sporlar oluşur. Hastalığın inkubasyon peryodu 2-3 hafta kadar sürmektedir. Bir vegetasyon dönemi süresince hastalık devamlı konukçusunu enfekte eder.
Armut memeli pası etmeni Gymnosporangium sabinae'de ise bir vegetasyon dönemi içinde sekonder enfeksiyonlar tekerrür edememektedir. Zira bu pato¬genin hayat çemberinde hastalık etmeni ardıçtan armuda gelir. Buradan tekrar ar¬dıca geçer. Armuttan armuda geçemez. Armutta yeni bir generasyon vermesi bir yıla yakın bir zaman ister. Görülüyor ki patogenlerin epidemi yaratma kabiliyetleri değişiktir. Bu durumu patogenlerin genetik yapıları tayin eder. Çevre şartları da epidemilerin bu gidişini ve derecesini etkiler. Patogenler içinde en tehlikeli olan¬ları, kısa süreler içerisinde, pek çok sekonder generasyon verebilenlerdir.
Tevrat devirlerinden beri epidemiler insanları tedirgin etmiş, aç bırakmış hatta onların göçlerine neden olmuştur. Bazı yerlerde de belli bir bitki tarımını ortadan kaldırmıştır.
Epidemilerin önemi, geniş bir sahada, önemli ürün kaybına ve ekonomik zarara neden olmalarından ileri gelir.
Önceden tahmin ve uyan servisleri
Epidemiler zaman zaman bir memleketi ekonomik krize sokacak kadar önemlidir.Örneğin Seylan'da kahve pası etmeni Hemileia vastatrix kahve ziraatının yerini çay ziraatına terk etmesine neden olmuştur. Bu nedenle epidemileri önceden tahmin eden ve çiftçileri uyaran "Tarımsal uyarma (ikaz) servisleri" kurul¬muştur. Bu servisler Amerika Birleşik devletleri ve Avrupada yıllardan beri teşki¬latlandırılmış durumdadır. Memleketimizde de 1978 yılında yapılan erken uyarı seminerinde bazı patogen ve zararlılar için bölgesel istasyonlar kurulmasının ge¬rekliliği ortaya çıkmıştır. Bağ mildiyösü,elma kara lekesi gibi hastalıklar üzerinde erken uyarı için ön çalışmalar 1978 yılında başlamıştır. 1976 yılında ilk kez Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü öğrencileri için "Epidemiyoloji" dersi öğrenime konulmuş 1982 yılında 2 saatlik ders olarak Doç. Dr. Gürsel Erdiller tarafından verilmeye başlanmıştır.
Epidemilerin önceden çiftçiye haber verilebilmesi için hastalığın biyolojisi ve ekolojik şartlarla ilgisi saptanmalıdır.^Böylece hastalığın başlaması ve yaygın hale geçmesi, hastalık daha çıkmadan önce tahmin edilebilir. Bu ön tesbit yapıldıktan sonra çeşitli yayın araçları ile çiftçiler uyarılır. Avrupuda, Fransa, Hollan¬da, Belçika ve Almanya'da tarımsal uyarı servislerinin isabetli tahmin metodları vardır.
Hastalıkların bir kısmı hayatının tümünü veya büyük bir kısmını konukçu bitkinin sathında geçirir. Bir kısmı ise bitkinin içinde geçirir. Hayatını konukçu bitki sathında geçirenlere^örnek küllemelerdir. Bitki içinde hayatını geçirenlere örnek olarak mildiyöler, elma ve armut kara lekesi verilebilir.
Hastalığın bitki dışında olduğu küllenmeler gibi hastalıklarda ihmale vardırmamak şartı ile ilaçlı mücadele daha geniş bir zaman içinde yapılabilir. İkinci gruptakilerde ise özellikle belirli bir zamanı geçirmeden yani hastalık etmeni konukçu içine girmeden önce ilaçlama zorunluluğu vardır. Bunların hariçte geçirdikleri zaman çok kısadır. Tarımsal uyarı hizmetleri daha çok bu ikinci tip hasta¬lıkların yayılma ve gelişmesini önlemeye yöneltilmektedir.

Önceden tahmin ve uyarı yapabilmek için:
1) Hastalık etmeninin biyolojisinin
2) Konukçunun ekolojisinin
3) Çevre şartlarına bağlı meteorolojik verilerin tam olarak elde edilmesi ge¬
rekir.
Bunu bağ mildiyösü örneği ile açıklayalım.
Bağ mildiyösünün etmeni Plasmopara viticola'nm biyolojik özelliklerişunlardır: Etmen kışı sonbaharda dökülen asma yaprakları dokusu içinde oospor ha¬linde geçirir. İlkbaharda bu oosporlar çimlenir, sporangium veya makrokonidiler oluşturur. Bunların içinde çift kamçılı zoosporlar meydana gelir. Zoosporlar su damlaları içinde yüzerek çimlenir ve çim borucukları stomatlardan içeri girer.