28 Aralık 2011 tarihinde Ege Üniversitesinde yapılması planlanan Gıda Egemenliği konulu ve katılımcı Kanada … Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.Wiebe’ın konferansına dinleyici olarak katılmak üzere öğleden önce sayın Prof.Dr.Tayfun Özkaya’nın yanındaydım. Tanıştık, konuşmalar içerisinde bir üyemize gönderilmek üzere yanımda bulunan tohum paketlerini cebimden çıkardım. Prof.Dr. Wiebe çok ilgilendi, soruları ve anlatımlarımda; bunun bir tohum takası ve dağıtımı olduğunu, isteklilerin kargo ücretini yatırmalarını takiben tohumları gönderdiğimi, herhangi bir ticari düşünce taşımadığını, tohumların en az 2 yıl yetecek sayıda olduğunu, ekimleri konusunda internetteki üretim sayfalarında hertürlü bilginin bulunduğunu ancak başka bir sorun olursa yine internet üzerinden yardımcı olunmaya çalışıldığını anlattım. Tohum dağıtımına ve takasına katılan üyelerin birbirlerini hiç tanımadığını ve karşılaşmadığını, böyle bir zorunluluk hissetmediğimizi, amacımızın sadece kendi ve yerel tohumlarımızı paylaşmak ve yaşatmak olduğunu da belirttim. Bu arada Prof….. eşi de özellikle tohum paketlerinin ve içindeki tohumların resimlerini çekti. Kendisi, internet üzerinden tohum satışlarının yapıldığını ancak yine internet üzerinden tohum takasını hayatında ve dünyada ilk kez duyduğunu da belirtti.
Kendisi çok tatlı, küçük boylu bir bayan. Kanada’da bir üniversitede öğretim görevlisi profesör, aynı zamanda çiftçi, 4 çocuk annesi. Eşiyle birlikte birkaç ürünle tarımsal üretim yapıyorlar ve birkaç evcil hayvan besliyorlar.
Kanada’da örgütlenen küçük çiftçilerin oluşturduğu La Via Campesina isimli çiftçi örgütlerinin bir üst örgütü. Dünyada 100’den fazla benzeri örgütlerinde üye olduğu bir sivil halk oluşumu. Bu oluşuma ülkemizden Çiftçi-Sen’de üyedir.

Gıda üretim sistemlerinde hızlı bir değişikliğin yaşandığını, 2 kuşak içerisinde özellikle teknolojik anlamda çok büyük değişikliklerin oluştuğunu da belirtti. 1950’lerden sonra kimyasal ve teknolojik anlamda çok büyük değişikliklerin yaşandığını, kimya ve gübre sanayinin çok geliştiğini belirtti. Bu bağlamda, üretimde önceleri büyük artışların elde edildiğini ancak sonraki 3-5 yılda toplamda karların azaldığını açıkladı. Gübre fiyatlarındaki artışların, tarımsal zorunlu harcamadaki artışların, nihai ürün satışlarıyla kıyaslandığında çiftçi gelirlerinin azaldığını belirtti. Takiben, tarımsal üretimde küçüklerin yaşama şansının gittikçe azaldığı, endüstriyel tarıma yönelindiğini, üretimin şirketleştiğini vurguladı. Hali hazırda Kanada’da tarımsal üretimin %90’ının şirketler tarafından yapıldığını ve buradaki en büyük payın da Cargill şirketine ait olduğunu açıkladı. Ülkede, köylü tarımının ve kırsal yaşamın bitmek üzere olduğunu benzer olayların Türkiye’de de gözlemlendiğini vurguladı. Köylünün, şehirlere taşındığını ve kırsal alanların boşaldığını, bu boşluğu da şirketlerin tamamlamaya çalıştıklarını açıkladı. Sonuçta dünyada var olan kapitalizmin, tarıma egemen olduğunu ve yönettiğini vurguladı. Kendilerine üye olan çiftçi kuruluşları aracılığı ile küçük çiftçilere, şirketlere varan gübre ve kimya sanayinden uzak kalmalarını, firma tohumlarından uzaklaşmalarını, kendi yerel tohumlarıyla üretim yapmalarını, topraklarını kendilerinin ıslah etmelerini, tarımsal ve hayvancılık çıktılarının karşılıklı kullanılabileceği ve değerlendirilmesi gerektiğini anlattıklarını beyan etti.

Kırsaldaki hayatın azalması nedeniyle üretimde bir daralma olduğunu bu daralmanın da şirketler tarafından hormona/gübreye dayalı tarımsal sistemi tetiklediğini, GDO’lu ürünlerin çoğalmaya başladığını belirtti. Halen Kanada’da 4 ayrı GDO’lu ürünün ekimine yasal olarak izin verildiğini de belirtti. GDO’lu ürünlerin özellikle şirketler tarafından yapıldığını söyledi.

“Hiçbir kimse tarımdan uzak kalamaz.”

Sabah, öğle ve akşam yemeklerini yiyen her bireyin, tarımsal üretimden uzak kalamayacağını açıkladı, zira bu kişiler de tarımsal çıktıları alıyorlar. Özellikle marketlerde satılan tarımsal ürünlerin maliyet girdilerinde en büyük harcama kalemi olarak ambalaj sanayidir. Ambalaj sanayi gelişmiş ve üreticinin eline geçen tarımsal ürün karşılığı azalmıştır. Bu nedenle biz tüketicilerin ambalajlanmış ürünlerden uzak yaşamaya mecbur olduğumuzu vurguladı.

Diğer katılımlarımda olduğu gibi yeni yeni insanlarla tanıştık, eski tanıdıklarımızı da görmüş olduk bu konferans sayesinde.