Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kanola tarımı

  1. #1
    ubeyd
    Guest

    Kanola tarımı

    1. KANOLA TARIMININ ÖNEMİ:

    Kanola (Brasicca napus Oleifera sp.), bitkisel yağ kaynağı olarak yağlı tohumlu
    bitkiler olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı arasında üretim açısından üçüncü sırayı
    almaktadır. Dünya'da yıllık üretimi 22 milyon ton civarındadır. En çok üreten ülkelerden Çin
    4.5, Hindistan 4.4, Kanada 2.8, Polanya 0.5, Fransa 0.47, Pakistan, 0.4, Almanya 0.4, İngiltere
    0.3 milyon ha ekim alanına sahiptir. Ülkemize ise Balkanlardan gelen göçmenler ile kolza adı
    ile 1960 yıllarında getirilmiş ve Trakya'da ekim alanı bulmuştur. Ancak kolza ürününün
    yağında insan sağlığına zararlı Erusik asit, küspesinde de hayvan sağlığına zararlı
    Glukosinolat bulunması nedeniyle 1979 yılında ekimi yasaklanmıştır.
    Kolza'da erusik asit ve glukosinolat ihtiva etmeyen çeşitler araştırmalar sonucu
    geliştirilmiştir. Bu çeşitler ilkönce Kanada'da ıslah edilmesi nedeniyle kanola adı verilmiştir.
    Ülkemizde bitkisel yağ açığını kapatmak amacıyla kanola tarımının yaygınlaşması için
    çalışmalar yapılmaktadır.
    Ülkemizde rapiska, rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola, kışlık ve yazlık olmak
    üzere iki fizyolojik döneme sahip bir yağ bitkisidir. Kanola danesinde bulunan % 38-50 yağ
    ve % 16-24 protein ile önemli bir yağ bitkisidir. Eskidene kolza olarak isimlendirilen çeşitler
    % 45-50 oranındaki Erüsik asit içeriği ıslah çalışmaları ile % 0 düzeyine düşürülmesi sonucu
    bitkinin tekrar bitkisel yağ ihtiyacı için yeniden üretime alınmasını sağlamıştır (Algan, 1990,
    Shahidi, 1990).
    .
    Dünya kanola üretimi son yıllarda 12 milyon ton’dan 16 milyon tona yükselmiştir. Ülkemizde kanola tarımına tekrar son yıllarda Tekirdağ, Edirne,
    Kırklareli ve Samsun yörelerinde başlanmıştır, ancak ekilişi henüz 2000 ha gibi çok küçük
    alanda yapılmaktadır.
    Kanola bitkisinin kışlık çeşitlerinin Ülkemizde uygun iklim koşullarında buğday ile
    ekim nöbetine girmesi sonucu ekim nöbeti zenginleşebileceği gibi yağ açığının kapatılmasına
    da önemli katkısı olacaktır. Bu bitkinin yetişmesi için uygun iklim koşulları Ege, Çukurova,
    Akdeniz, Güneydoğu Anadolu’nun pamuk, Marmara bölgesinin Trakya kesiminde ise
    ayçiçeği ve buğday ekilen alanlarında mevcuttur.
    Kanada ve Avrupa ülkelerinde ıslah edilmiş erüsik asitsiz, yağ ve protein oranı yüksek
    yeni kolza çeşitleri kanola ismiyle ekilmektedir. Kanola çeşitlerinden elde edilen bitkisel yağ
    besin değeri ve içeriği bakımından zeytinyağı ve yerfıstığı yağının kalitesine yakın olup,
    dünya kanola üretiminin önemli bir kısmı insan beslenmesinde kullanılmaktadır (Atakişi,
    1991). Kanola tohumlarında yağ çıkarıldıktan sonra geriye kalan küspe değerli bir hayvan
    yemidir. Küspesinde %38-40 protein bulunduğundan soya küspesi ile karıştırılıp hayvan yemi
    olarak kullanılabilmektedir. Kanola arıları cezbeden sarı çiçeklere bol miktarda sahip
    olduğundan arıcılar içinde değerli bir bitkidir. Bir hektardan kanolanın çiçek döneminde bal
    arıları 15 günde 100 kg bal ve yaklaşık 1 kg bal mumu yapabilir.
    Bunun yanında kolza olarak isimlendirdiğimiz erusik asit oranı yüksek olan
    çeşitlerden elde edilen yağlar sanayide, elektrik trafolarında, bioyakıt (biodizel) olarak Fransa
    ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır.
    Kanola tohumlarından soğuk presleme ile elde edilen ham yağ metanol ile katalizör
    eşliğinde normal basınç ve ısıda estere dönüştürülür ve Dın 51606 kalitesindedir. 1 kg
    tohumdan 450 gr yağ çıkmaktadır ve metanol ile reaksiyondan sonra 450 gr biodizel yakıt
    elde edilebilmektedir.

    Trakya bölgesinde 54 civarında kapasitesi 2 milyon tonun üzerinde ayçiçeği ürününü
    işleyen yağ fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikaların ürün işleme kapasitesi Türkiye'nin
    bitkisel yağ ihtiyacının tamamından fazlasını işleyebilecek düzeydedir. Türkiye ayçiçeği
    üretimi 850-950.000 bin ton arasında yetersiz bir düzeyde olduğundan bu yağ fabrikaları
    hammadde yetersizliğinden kapasitelerinin ancak % 30-40’ını kullanmaktadırlar (İnan ve
    Gaytancıoğlu, 1996). Oysa ayçiçeğinin olmadığı dönemde olan Temmuz ayından itibaren
    fabrikalar kanola ürünü işleyerek kapasitelerini değerlendirme şansına sahip olabilirler.

    2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ:
    Kanola bitkisi kışlık ve yazlık olarak yetiştirilebilmektedir. Ülkemizde genellikle
    kışlık kanola tarımı yapılmaktadır. Kışlık kanola kışa kar altında -15 oC'ye kadar dayanıklıdır.
    Ancak kışa girerken kuvvetli bir kök oluşturması ve rozetleşmesini tamamlamış olması
    gerekmektedir. Bunun içinde Ekim ayı başında tavlı toprağa ekilmeli ve çıkışı sağlanmalıdır.
    Eğer kuraklık nedeniyle kuruya ekilmişse bir çıkış suyu verilmesi zamanında bitki çıkışını ve
    kış gelmeden bitkinin yeterince kuvvetlenmesini sağlar. Kışa zayıf giren kanola bitkileri
    soğuktan sıfırın altındaki sıcaklıklarda zarar görmektedir. Kışlık kanolanın sıcaklık isteği
    toplamı 2300-2500 oC'dir. Yazlık kanola daha çok ılıman iklim bölgeleri olan Ege ve
    Akdeniz'de yetiştirilmektedir.
    Kanola bitkisi kumlu ve hafif topraklar dışında hemen hemen her toprakta
    yetişmektedir. Toprak yüzeyinin tesviyesi iyi olmalıdır, su tutan, göllenen tarım
    alanlarında çok zarar görmektedir. En iyi yetiştiği toprak humuslu derin yapılı nötr veya
    hafif alkali ve hafif asit topraklardır. pH:6.5-7.5 arası en uygun topraklardır.

    3. TOPRAK HAZIRLIĞI:
    Kanola tohumu çok küçük ve çimlendikten sonra toprak yüzeyine çıkış gücü düşük
    olduğundan tohum yatağının iyi hazırlanması gerekmektedir. Hububat hasadından sonra
    kanola ekilecekse, gölge tavında veya düşen yağışlardan sonra pulluk ile sürüm yapılarak anız
    toprağın altına gömülür. Daha sonra goble disk ve tırmık çekerek ince bir tohum yatağı
    hazırlanır. Kanola ayçiçeği, mısır veya pamuk yerine ekilecekse hasatta kalan saplar tırmıkla
    tarla dışına çıkarılır. Daha sonra eğer tarla otlu veya çiğnenmiş ise sürülerek, otsuz ise
    kazayağı veya goble disk ve tırmık ile tohum yatağı keseksiz olarak hazırlanır. Gerekirse
    ekimden önce ve sonra toprağın yüzeyinin düzgün olması ve bastırılması için merdane
    çekilmelidir.

    4. EKİM ZAMANI:
    ısısı ile yakından ilgilidir. Çimlenmenin iyi olabilmesi için toprak
    ısısı en az 10-12 oC olmalıdır. Bundan daha yüksek sıcaklıkta tohumların çimlenme ve çıkışı
    daha hızlı olur. Kanola ekim zamanı Trakya-Marmara, Ege, Güneydoğu Anadolu, Marmara,
    Orta Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde 15 Eylül-15 Ekim tarihleri arasında yapılmalıdır.
    Eylül ve Ekim ayı içerisinde düşecek yağışlar toprağa ekilen kanola tohumlarının çıkmasına
    yardımcı olacaktır. Bu şekilde iyi çıkış yapan kanola bitkileri kışa 6-8 yaprak arasında (rozet
    devresi) girer ve kuvvetli bir kök sistemi geliştirerek soğuktan zarar görmez. Eğer kanola
    ekimleri Kasım ayına sarkarsa çıkış yavaş ve fidelerde çok zayıf olduğundan soğukların
    başlaması ile sıcaklık - 2 oC ve altına düştüğünde genç fideler zarar görmektedir. Bu nedenle
    kanola ekiminde geç kalınmamalıdır.

    5. TOHUMLUK:
    Ekolojik kanola tarımında tohumluğun önemi büyüktür. Sofralık bitkisel yağ
    üretiminde içeriğinde erusik asit ve küspesinde glukozonalat içermeyen kanola tohumluğu
    kullanılmalıdır. Çiftçiler kendi hasat ettikleri üründen kesinlikle tohumluk olarak
    ayırmamalıdır. Çünkü kanola bitkisi %50'lere varan ölçüde yabani hardal türleri ile
    melezlendiğinden ikinci yıl hasat edilen ürün tohumluk olarak ekildiğinde hasat edilen ürünün
    yağında erusik asit ve küspesinde glukozanalat oranı artacaktır. Her yıl kontrollü olarak
    üretilen sertifikalı tohumlukların üreticiler tarafından alınması gerekmektedir. Alınacak
    tohumluğun ekileceği bölgede denenmiş ve kış soğuklarına dayanıklı olması gerekmektedir.
    Ekilen kanola çeşidinin yağ oranı da %40'ın üzerinde olmalıdır.
    a) Her yıl kanola üreticileri mutlaka sertifikalı yeni tohumluk ekmelidirler.
    b) Ekilecek tohumlukların temiz, çimlenme oranı ve çıkış gücü yüksek olmalıdır.
    c) Verim düşüklüğüne neden olmamak için, hastalık ve zararlılara dayanıklı kanola
    tohumluğu tercih edilmelidir.
    d) Ekilecek tohumluklar tohumla geçen hastalılara karşı ilaçlanmalıdır.

    6. EKİM ŞEKLİ:
    Kanola ekimi yonca ekim makinesi gibi küçük tohumları ekebilen mekanik
    (şanzımanlı) ya da pnomatik mibzerlerle yapılabilir. Üreticiler gelişmiş hassas ekim
    makinelerini kullanarak, sıra arası, sıra üzeri ve ekim derinliğini kolaylıkla ayarlayabilirler.
    Bu tip gelişmiş ekim makineleri ile ekimde bir dekara kullanılan tohum miktarından önemli
    4 / 10 tasarruf sağlanmakta, bir dekara 400 gram yeterli olmaktadır ve düzgün bir çıkış elde
    edilmektedir.
    Kanola ekiminde sıra arası mesafe 17-30 cm ve sıra üzerindeki bitkiler arasındaki
    mesafe ise toprak verimliliği ve yağış durumuna bağlı olarak 4-6 cm arasında olabilir. Ekim
    derinli 1.5 cm civarında olmalıdır. Aşırı sık ve derin ekimden kaçınılmalıdır. Derin ekimde
    çıkışlar mütecanis olmaz, geç kalır ve kışa iyice gelişmeden gireceğinden zarar görür. Sık
    ekim içinde aynı zayıf gelişme söz konusudur. Zayıf kök yapısına sahip kanola bitkileri kış
    soğuklarından önemli ölçüde zarar görmektedir
    Bazı gevşek yapıdaki topraklarda ekimden sonra merdane geçirilirse çıkış iyi
    olmaktadır.

    7.BAKIM:
    Normal zamanında yapılan ekimlerde kanola gür geliştiği için içerisinde yabancı ot
    barındırmaz (Resim: 1). Tarlada yabancı ot olarak hardal varsa kanola ekilmez. Çünkü ikisi
    de aynı familyadan olduğundan mücadelesi zordur ve daha sonra hasat edilecek kanola
    ürününe karışarak kaliteyi bozar. Ayrıca kanola bitkileri Nisan ayına kadar olan gelişme
    döneminde toprakta taban suyu yüksekliğine ve su tutmasına karşı çok hassas olduğundan
    yağışlı dönemlerde tarlada göllenme olursa hemen su tahliye edilmelidir.

  2. #2
    ubeyd
    Guest
    8.GÜBRELEME:
    Kanola tarımında doğru bir gübreleme yapılması için üreticilerin topraklarını analiz
    yaptırması şarttır. Kanola tarımında yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu
    şartlarda uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri aşağıda çizelge 3’ de
    belirtilmiştir. Fosforlu gübrelerin ekimden önce toprağa verilmesi, bitkiler tarafından ileri ki
    gelişme dönemlerinde kolay ve yeterli alınmasını sağlar. Azotlu gübrelerin kanola üretiminde
    ideal uygulanması üçe bölünerek yapılır. Birinci uygulamada üçte biri ekimden önce veya
    ekimle birlikte Amonyum sülfat (%21) formunda veya 18-46-0 ile 20-20-0 kompoze
    gübrelerinden birini kullanarak dekara 25 kg, ikinci uygulamada diğer üçte biri Mart ayı
    başında üre formunda 10 kg/da , son üçte birlik kısımda Mart ayı sonu veya Nisan ayı başında
    Amonyum nitrat (%26) formunda olmak üzere 15 kg/da hesabıyla tarlaya verilmesi uygundur.
    Kanola, yetişme döneminde kükürt besin maddesine diğer bitkilere göre daha fazla ihtiyaç
    duyduğundan toprakta kükürt noksanlığı varsa, sülfat veya kükürtlü gübrelerin
    kullanılmasında fayda vardır.
    .
    Gübre Formu Uygulama Zamanı UygulanabilecekMiktarlar(kg/da)
    1. Amonyum sülfat Ekimde 20–25 veya 18-46-0 Ekimde 20–25
    2. Üre Şubat sonu - Mart başı 8–10
    3. Amonyum nitrat Mart sonu - Nisan başı 14–15

    8.1. Kanola Tarımında Kullanabileceğimiz Gübre Çeşitleri:

    8.2. Azotlu Gübreler:
    Azotlu gübreler, Amonyum sülfat (%21 N), Üre (%46 N) ve Amonyum Nitrat (%26
    N)’ tır. Bu gübrelerin tümü bitkinin ihtiyacı olan azotu sağlamalarına karşın özellikleri gereği
    toprak asitliğini nötrleştirmek için tuzlu veya alkali topraklarda Amonyum sülfat ekim öncesi
    veya ekimde tercih edilmeli, diğer nötr veya asit toprak karakterlerinde üre kullanılabilir.
    Amonyum nitrat gübresini, İlkbaharda, bitkinin hızlı geliştiği dönemde kullanmak uygundur.
    Azotlu gübreler topraktan değişik yollarla kayba uğradığından her yıl mutlaka toprağa
    verilmesi gerekir.
    Kanola tarımında, dekardan en yüksek dane verimi alabilmek için yapılan araştırmalar
    sonucunda saf madde olarak 12-14 kg/da arası azot yeterli olmaktadır. Yapılan araştırmalarda
    elde edilen sonuçların ekonomik analizi yapılarak gübreye verilen para ve tarladan alınan
    ürünün geliri olarak değerlendirilmektedir.

    8.3. Fosforlu Gübreler:
    Sadece fosfor içermesi yönünden en çok bilinen Triple Süperfosfat (%43 - %46
    P2O5)’ tır. Eğer toprak analizi sonucu bu gübreye ihtiyaç duyulursa tamamı ekim öncesi
    toprağa verilip karıştırılmalıdır. Her yıl fosforlu gübrelerle toprağa verdiğimiz fosfor besin
    maddesinin topraktan yağışlarla yıkanarak kaybı söz konusu değildir. Bu nedenle toprak
    analizi yaptırmadan her yıl gereksiz yere fosforlu gübre kullanmaktan ve gereksiz masraftan
    kaçınılmalıdır.

    8.4. Potasyumlu Gübreler:
    Türkiye toprakları genelde potasyum açısından zenginse de toprak analizleri sonucunda
    kumsal topraklarda potasyum besin maddesinin az olduğu görülmektedir. Toprak analizleri
    sonucu tavsiye edilen potasyum gübresi çoğunlukla potasyum sülfat (%50 K2O) formunda
    ekim öncesi toprak altına yapılacak bir gübreleme ile karşılanır.

    8.5. Kompoze Gübreler:
    Kompoze gübreler azot, fosfor ve potasyumun belli oranlarda karıştırılmasından
    yapılmıştır. Trakya çiftçisi en çok 20:20:0, 18:46:0, 26:13:0 ve 15:15:15 kompoze gübrelerini
    kullanmaktadır. Burada birinci rakam azot, ikinci rakam fosfor, üçüncü rakam ise potasyum
    miktarını göstermektedir. Özellikle kanola tarımında toprağımızın fosfora ihtiyacı varsa 18-
    46:0 gübresi ekim öncesi veya ekimle birlikte dekara 25 kg hesabıyla kullanılabilir. Burada
    şunu belirtmekte yarar var, her yıl kompoze gübrelerin bazı çiftçiler tarafından sürekli
    kullanılması sonucu tarla topraklarında fosfor fazlalığı söz konusudur. Bu nedenle Toprak
    analizi sonucunda fosfora ihtiyaç yoksa kompoze gübreler yerine diğer azotlu gübrelerden
    uygun olanının kullanılması daha ekonomik ve verimli olur.

    8.6. Yaprak Gübreleri:
    Yaprak gübreleri, son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır. Yaprak
    gübreleri içerisinde bir veya birden fazla besin maddesi elementi bulunmaktadır. Eğer tarla
    toprağında taban suyu, su kusması nedeniyle yüksek ve iklimde serin ise soğuk toprak
    şartlarına bağlı olarak azot, fosfor, çinko gibi herhangi bir besin maddesinin noksanlığı
    görülebilir. Söz konusu bu besin maddelerinin kanola kökleri ile alımı stres şartlarında zor
    olacağından, doğal olarak oluşacak bitki besin maddeleri noksanlığı nedeniyle gelişme
    geriliği, yaprak renklerinde morarma, kahverengileşme ve sararmalar (klorozis) görülebilir.
    Özellikle bu sorunlar Trakya’da serin geçen Mart ayında ortaya çıkabilmektedir. Eğer kök
    hastalığı değilse bu sorun, büyük ihtimalle mikro besin maddesi noksanlığıdır. İşte bu şekilde
    besin maddesi noksanlığından emin olunan kanola tarlalarına, serbest piyasadan Bakanlık
    kullanım iznine sahip ihtiyaç duyulan besin maddesi noksanlığını karşılayacak yaprak
    gübreleri temin edilerek, kullanma talimatına göre doğru oranda su ile karıştırılarak uygun bir
    pülvarizatörle verilmelidir.
    Yaprak gübrelerini tek başına, kanola tarımında ekim öncesi veya ilkbaharda
    kullanılan mineral gübrelere alternatif olarak kullanılması dekardan istenen verim artışını
    sağlamaz. Unutulmamalıdır ki bitkinin esas besin maddesi, su alma ve toprakta dik durmasını
    sağlayan kökleridir. Dolayısıyla bitki doğal olarak topraktan normal bir şekilde besin
    maddelerini alabilir. Ancak toprakta bitki besin maddesi yoksa, iklim ve toprak şartları
    nedeniyle bitki besin maddesi alınamıyorsa fotosentez organı olan yapraktan bitkiye zorunlu
    olarak yaprak gübreleri kanalıyla noksan olan besin maddesi verilebilir. Bu şekilde bilinçli
    gübreleme çiftçilere önemli oranda ekonomik kazançlar sağlayabilir.

    9. EKİM NÖBETİ (MÜNAVEBE):
    Tarım topraklarının üretim gücünün ve sağlığının korunması, ilaçlara bağımlılığın
    azaltılması ve üretilen kolza bitkisinin sağlığı için ekim nöbeti uygulanmalıdır. Tarım yapılan
    alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin
    hastalıklarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kanola tarımından yüksek verim
    alabilmek için mutlaka ekim nöbeti planlaması yapılmalıdır.
    Kanola tarımında ekim nöbeti planlamasında dikkat edilecek esaslar:
    - Yüzeysel köklü bitkilerle ekim nöbetine girmesi (hububat, pırasa, marul, soğan),
    - Az su tüketen hububat gibi bitkilerle ekim nöbetine girmesi,
    - Toprağı temizleyen bezelye, soya, fasulye ile ekim nöbetine girmesi,
    - Monokültür üretimden kaçınılması,
    - Münavebe planında yer alan bitkiler toprağın verimlilik özelliklerini dengelemeli,
    Kanolanın gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:
    1. Model: Soya Fasulyesi + Kanola + Buğday + Mısır
    2. Model: Buğday + Kanola + Baklagil + Ayçiçeği
    3. Model: Pamuk + Kanola + Şeker pancarı + Kavun-karpuz
    4. Model Ayçiçeği + Kanola + Buğday

    10. KANOLA TARIMINDA YABANCI OT MÜCADELESİ:
    Yabancı ot mücadelesi kanolanın ilk yetişme devresinin ilk ayında çok önem taşır ve
    yapılması % 20-30 oranında daha fazla verim alınmasını sağlayabilir. Hızlı gelişme
    yeteneğine sahip yabancı otlar özellikle ilk gelişme devresinde faydalı tarla alanını kaplayarak
    kanola bitkisinin gelişmesini engelleyerek ve bitki besin maddelerine ortak olarak önemli
    oranda zarar yaparlar. Kanola bitkisi 30-40 cm boyunda olduğunda gür gelişip, gölge yaparak
    diğer yabancı otların gelişmesi büyük ölçüde engellemektedir.
    Yabancı ot mücadelesi kültürel tedbirlerle, mekanik yollarla ve kimyasal yöntemlerle
    yapılmaktadır.
    10.1. Kültürel Yabancı OtMücadelesi:
    - Ekimde yabancı ot tohumu bulundurmayan temiz tohumluk kullanılmalıdır.
    - Mümkün olduğunca ekim nöbeti yapılmalıdır.
    - Rizomlarla vegetatif olarak büyüyüp gelişen ayrık gibi otların toprak işlemesi
    sırasında kullanılan aletlerle bir tarladan başka bir tarlaya taşınması engellenmelidir.
    - Tarla sınırlarındaki yabancı otlar ile de mücadele edilmelidir.
    10.2. Kimyasal Yolla Yabancı Ot Mücadelesi:
    - Kanola tarımında en ekonomik yabancı ot mücadelesi yabancı ot ilaçları ile yapılır.
    Kimyasal yabancı ot ilaçları kullanımında aşırı ilaç kullanımından kaçınıp, çevre dostu doğru
    ilacı, doğru zamanda, gereken dozda ve ayarlı uygun basınçta ilaçlama başlıklarına sahip
    pülvarizatörle yeterli suyla (30-40 litre/da), rüzgarsız, güneşin etkili olmadığı sabah ve akşam
    saatlerinde yapılmasına dikkat edilmelidir.
    - Kimyasal mücadelede tarlada görülen yabancı ot türlerine göre seçilen ilaçlar
    kullanım özelliklerine göre ekim öncesi, ekim sonrası veya çıkış sonrası uygulanabilir.
    - Kanola tarımında ekim öncesi trifluralin etkili maddeli yabancı ot ilaçları 150 cc/da
    ölçüsünde pülvarizatörle toprağa uygulanıp goble disk veya diskaro ile 10-12 cm derinliğe
    iyice karıştırılsa etkili bir yabancı ot kontrolü sağlamaktadır.
    - Ekim sonrası çıkış öncesi kullanılan yabancı ot ilaçları tarla yüzeyine atılır ve
    toprağa karıştırılmaz.
    - Çıkış sonrası kullanılan ilaçlarının, yabancı otların 2-4 yaprak olduğu küçük
    dönemde kullanılması çok etkili olmaktadır. Uygulamada geç kalınırsa kanola bitkilerine
    zarar verebileceği gibi yabancı otlar da iyi kontrol edilemez.

    11. KANOLA HASTALIK VE ZARARLILARI:
    Kanolanın önemli zararlıları toprak pireleri, tarla salyongozu, kanola sap hortumlu
    böceği, lahana böceği ve yaprak bitidir. Özellikle Trakya'da bazı lokasyonlarda lahana böceği
    zararı fazladır

    Lahana böceği yaprakların öz suyunu emerek beyazlama yapmakta ve önemli verim
    kayıplarına neden olmaktadır.
    Kanolanın önemli hastalıkları ise mildiyö, kolza kök uru, kurşuni küftür. Trakya'da
    hastalıklar pek yaygın değildir.

    12. KANOLADA TOHUM BAÐLAMA:
    Kanola çiçeklenme döneminde tozlanma (döllenme) için çeşidin kendine
    tozlanmasının az veya çok olmasına bağlı olarak bal arılarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle
    çiçeklenme dönemindeki süre de kanola üretim tarlaları yakınında arı kovanı bulunması
    harnuplarda (kapsüllerde) döllenme, dane tutmayı artırır. Çiçeklenme ve döllenme bitkide
    alttan yukarı doğru olmaktadır. Nisan sonu Mayıs ayı başında kanolanın çiçeklenmesi arılara
    bol miktarda çiçek tozu


    13. HASAT VE DEPOLAMA:
    Kanola, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşitin erkenciliğine bağlı olarak
    çiçeklenmeden 40 ile 50 gün sonra hasat olumuna gelir. Trakya'da 10 Haziran, Akdenizde 10
    Mayıstan itibaren Kanola hasadı yapılabilmektedir. Kanola hasat olumuna geldiğinde
    bitkilerin sap, yaprak ve kapsülleri tamamen kuruyup sararır, sarı bir renk oluşur. Tohum
    kahverengine dönüşmüşse hasat zamanı gelmiş demektir. Tohumdaki hasat rutubeti %10-12
    düzeyinde olabilir.
    Kanola bitkisinde olgunlaşma aşağıdan yukarı doğrudur. Hasatta bitkilerin tam
    olgunlaşması beklenirse alt kapsüllerde çatlama ve dökülmeler görülür. Erken hasatta ise üst
    kapsüller tam olgunlaşmadığından hasat kaybı olur. Kanola daneleri çok küçük olduğundan
    hasada başlamadan önce biçerdöverin ayarları çok iyi yapılmalıdır. Hasatta kayıpları azaltmak
    için uygun silindir hızı (250-350 devir/dakika), batör-kontrobatör açıklığı, vantilatör, elek
    ayarları yapılmalıdır. Hasatta biçerdöverin ön tablası ayarlı olmalı ve uygun yükseklikten
    zamanında hasat yapılmalıdır. Fazla yüksekten hasat yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön
    tablasına alınmasını önleyerek verim kaybına neden olabilir. Dekardan alınan verim ekilen
    çeşidin verim gücüne ve toprak verimliliği ile iklim koşullarına bağlı olarak 200-350 kg/da
    arasıdır (Resim: 4).
    Emniyetli bir depolama için danelerin rutubeti % 9'u geçmemelidir ve ürün içersinde
    yaş ot tohumları ve bitki parçaları olmamalıdır. Kanola, kuru ambarlarda depolanmalıdır, aksi
    halde çok çabuk kızışma olur ve küflenir.

    14. SONUÇ:
    Sonuç olarak kanola tarımında çiftçilerimiz birim alandan yeterli kazanç elde etmeleri
    aşağıda belirtilen yetiştirme tekniği esaslarını tam olarak uygulamalarına bağlıdır.
    · İyi, mütecanis, keseksiz bir tohum yatağı hazırlığı,
    · Her yıl sertifikalı yeni tohumluk kullanılması,
    · Zamanında, uygun ekim makinesi ile ekim,
    · Ekimden sonra merdane çekilmesi,
    · Yabancı ot için zamanında bilinçli bir mücadele,
    · Tohum dökümüne fırsat vermeden zamanında hasat,
    · Depolamada tane rutubetin %9’ın altında olması gerekir.
    Kanola tarımı konusunda daha geniş teknik bilgi almak isteyenler en yakın Tarım ve
    Köyişleri Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine
    başvurdukları takdirde kendilerine yardımcı olunacaktır. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE
    BEREKETLİ OLSUN.

    YARARLANILAN KAYNAKLAR:
    Algan, N., 1991. “Çukurova Bölgesinde Kışlık 2.Ürün Olarak Yetiştirilebilecek Bazı Yemlik
    Kolza (B.nappus ssp.rapifiera) Çeşitlerinin Verim ve Diğer Bazı Özellikleri Üzerine
    Araştırmalar”. 1.Çukurova Tarım Kongresi 9-11 Ocak 1991, Adana.
    Algan, N:, 1990. “Kanola Tarımında Çeşit Sorunu ve Agroteknik Yöntemler”, TOKB Ege
    Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Menemen, İzmir.
    Arnaud, F., 1989. “L’evoution des surfaces et des varietes de colza en France” Colza d’hiver
    1989/90, France.
    Atakişi, İ.K, 1991. “Yağ Bitkileri Yetiştirme ve Islahı”, T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Yayın
    No: 148, Ders Kitabı No : 10, Tekirdağ.
    DİE, Çeşitli Yıllar, “Tarımsal Yapı ve Üretim” Ankara.
    İnan, İ.H., Gaytancıoğlu, O., 1996. “Türkiye’de Ayçiçeği Tarımı ve Bitkisel Yağ Sanayiinin
    Ekonomik Yapısı”T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi Cilt 4, Tekirdağ
    Süzer, S. 2001. Kanola Tarımı. Marmara'da TARIM. Yayın No: 77-78:38-43.
    Süzer, S. 2001. Destek Kapsamına Alınan Kanola Tarımı. CİNETARIM,Yıl:5, Sayı:38:38-9.
    Öğütçü, Z. Ve Ö. Kolsarıcı, 1979. Kolzanın Yetiştirme Tekniği ve Islahı.
    Kroeze, H.F, 1987. “Dünyadaki Bitkisel Yağ Üretimi”, Tebliğler ve Panel, İ.K.V Yayınları,
    İstanbul Matbaası, s.21-28, İstanbul.
    Oil Word, 1995. “The 95/96 Outlook for Rapeseed” Oıl Word Annual 1995, s.36-37,
    Almanya.
    Sezgin. S. ve N. Yıldız., 1992. Yağ Bitkisi Olarak Kanolanın Önemi ve Çukurova Tarım
    İşletmesi Müdürlüğünde Kanola Tarımı. TİGEM. Yıl:7, Sayı:37:13-19.
    Shahidi, F., 1990. Rapeseed and Canola :Global Production and Distibution Chapter 1, Grain
    Research Laboratory Quality of Canadian and Flaxseed Cargoes.1989-1990 Crop
    Yearcargo Bulletin, No.260, Canada.

    KANOLA TARIMI
    Dr. Sami SÜZER
    Ziraat Yüksek Mühendisi
    Yetiştirme Tekniği Bölüm Başkanı
    Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü, EDİRNE
    suzersami@yahoo.com

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •