Hükümet; tarım ve gıdada üretimi artıracak yeni destekleri hayata geçiriyor. Seracılık, zeytincilik, balıkçılık, sebze, meyve başta olmak üzere üretimin modern yöntemler kullanılarak artırılması ve ihracatı desteklenecek. Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçilerek ölçek ekonomisi özendirilecek.

Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı Ender Yorgancılar, Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, Meclis Başkanlık Divanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'e yaptıkları ziyarette sanayicinin sorunlarını ve çözüm önerilerini aktarırken, sektöre ilişkin iyi haberlerle döndü. Bakan Eker'in tarımın önünü açacak yeni projelerden bahsettiği öğrenildi.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarım ve gıda sanayinin gelişimi konusunda her türlü desteği verdiklerini bildirdi. Seracılığı çok önemsediklerini söyleyen Bakan Eker, "Üretim tarımsal olmasına rağmen tarzı, kullanılan bilgi ve teknoloji nedeniyle sera bir endüstriyel üretim alanı. Topraksız alanda bile bitki üretilmesi sözkonusu. Taban arazilerinin dışında da üretim yapılmasını destekliyoruz. Organize Sera Bölgeleri düzenliyoruz. Meraların bile seracılık için kullanılmasını planlıyoruz. Tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kuruluyor. Seraların alternatif enerji kaynaklarıyla ısıtılmasını teşvik eden düzenlemeler gerçekleştiriyoruz. Bununla ilgili kanun tasarısı Bakanlar Kurulu'ndan geçti, TBMM gündemine geliyor" dedi.

ÇİÇEK VE YAŞ SEBZE MEYVEDE ATILIM

Küreselleşmeyle mesafelerin anlamını kaybettiğini, pazar ve pazarlamanın önem kazandığını vurgulayan Eker, buna örnek olarak İsrail'in Amsterdam Çiçek Borsası'nda söz sahibi olmasını gösterdi. Mehdi Eker, akşam toplanan çiçeklerin geceyarısından sonra borsaya sunulduğunu hatırlatırken, "Çiçek bizde yeni bir üretim kolu. Refah düzeyi arttıkça çiçek tüketimi de artıyor. Uluslararası alanda başarılı olmak önemli. Sadece çiçek değil yaş sebze ve meyvede de bunu yapmak gerekiyor. Biz de spesifik ürünleri destekliyoruz. Tropik ortamda yetişen muz için destek veriyoruz mesela.. Üretim başarılı oldu, 70 bin tondan 150-160 bin tona çıktı. Pazardaki çikita muzların bile çoğu yerli" diye konuştu.

BALIKÇILIKTA YENİ UFUKLAR

Ege'de son dönemlerin yıldız sektörlerinden biri olan balıkçlığa da önem verdiklerini açıklayan Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, uyguladıkları bilinçli destekler sonucu kültür balıkçılığında üretimin 60 bin tondan 130 bin tona yükseldiğini bildirdi. Balık ihracatının arttığını, en büyük müşterinin Yunanistan olduğunu söyleyen Eker, yeni düzenlemeden sonra sektörün kendine çeki düzen vereceğini, bazı işletmelerin birleşeceğini haber verdi.

Kültür balıkçılığının gelişmesinde yem teknolojisindeki değişimin etkisine dikkat çeken Eker, şu bilgileri verdi: "Yeni balık çiftlikleri kıyıdan en az 0,6 deniz mili mesafede, deniz suyunun en az 30 metre derinlikte olduğu ve uygun akıntı olan yerlerde kurulacak. Eskiden yemlerin askıda kalma süresi kısaydı ve dibe çöküyordu. Şimdi daha uzun süre askıda kalabildiği için balıklar tarafından tüketimi artıyor. Ayrıca kafesin altına huni şeklinde bir düzenek yapılıp atıkların yüzeye alınarak bertaraf edilmesi, hatta kafeslerin bile su üstünde görünmesesi teknolojileri sonuç verdi. Bu arada sadece bu sularda yetişebilecek balık türleri üzerinde de çalışıyoruz. Balıkçılık ve turizm birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Türkiye'nin kaynaklarını iyi kullanmalıyız. Standartları koymalı ve uygulamalıyız."

KURAKLIĞA KARŞI ÖNLEM

Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, küresel ısınma sonucu Türkiye'de yaşanan kuraklığa karşı yeni bir tedbirler paketini de uygulamaya koyduklarını açıkladı. Tarımsal Kuraklık Koordinasyon Kurulu oluşturduklarını bildiren Eker, "Eylem planımızı hazırladık ve uygulamaya başladık. Kuraklığa karşı dayanıklı hububat türlerini belirleyip oluşturduğumuz listeleri çiftçilere gönderdik. Su yönetimi ve kuyuların iyi kullanımı çalışmamız var. Orta Anadolu'da Kuraklık Test Merkezi kuruyoruz. Küresel ısınmada Akdeniz havzası tehdit altında ama biz şimdiden önlem alıp krizi avantaja çevirmeye çalışıyoruz. Damla sulamaya yüzde 50 teşvik ve 5 yıl vadeli sıfır faizli kredi veriyoruz. Bu kredinin ödenemediği durumlarda tarımsal desteklemeden kesilerek ödenme yolu da açıldı" diye konuştu.

Tarımsal üretimde kalitenin artırılması ve ürünlerin uzun süre korunabilmesi için soğuk taşımaya yönelik makine ve ekipman desteği sağladıklarını, sertifikalı meyve mahçesine ve yağlık zeytine 250-300 YTL destek verdiklerini bildiren Mehdi Eker, "Bu desteklerden yararlanmak için en az 10 dekarlık alana sahip olmak gerekiyor" dedi.

Tarımda en büyük problemlerden birini İsviçre'den alınan Medeni Kanun'un oluşturduğunu dile getiren Eker, tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmasının çok acı olduğunu vurguladı. Eker, Medeni Kanun'da 2001 yılında yapılan değişikliğe rağmen bu hükmün aynen korunduğunu hatırlattı ve "Biz yeni bir düzenlemeyle tarım arazilerinin 20 dekarın altına bölünümez şartı getirdik. Ayrıca tarım arazilerini miras hukukunun dışına çıkaran düzenleme yapıyoruz. Destekleme politikalarına da bu şartı koyuyoruz. Türkiye'de ortalama ölçek 55 dekar, AB ülkelerinde bu rakam 75 dekar. ABD'de ise binlerce dekar. Tarımda karşımıza çıkan temel sorunları çözmeye kararlıyız" dedi.

EBSO Meclis Başkanı Yorgancılar, ziyarette yaptığı konuşmada kamuoyunun iç siyasi çekişmelerle meşgul edildiğini hatırlatırken, gerçek gündemin ekonomi olması gerektiğini savundu. Yorgancılar, "En önemli meselemiz istikrar. İstikarın olduğu yerde yatırım, üretim, istihdam, başarı oluyor. Bu ülkenin özel sektörün gelişmesiyle bir noktaya geleceği aşikar. Hükümetin geçmiş dönemde en büyük başarısı istikrarı sağlamış olmasıdır. Bizler üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı düşünüyoruz. Türkiye'nin genç nüfusuna iş alanları yaratılması için çaba gösteriyoruz. Ancak bugün gelinen noktada iç politika gelişmeleri herşeyin önüne geçti. Yatırımlar erteleniyor. Türkiye'nin bir an önce gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesini, üretim, yatırım ve istihdamın önündeki engellerin kaldırılmasını arzu ediyoruz" dedi.

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın da, global ekonominin eski büyüme oranlarının yakalanamayacağını gösterdiğini hatırlatırken, "Ancak bu işin üstesinden gelmek zorundayız. Türkiye her yıl ortalama yüzde 7'lik büyümeyi gerçekleştirmeli" dedi.

Ege'de tarım ve gıdanın, tarıma dayalı sanayinin önemli yer tuttuğunu belirten Taşkın, tütünü değerlendiren global sermayeli sigara fabrikalarının İzmir'de bulunduğunu, incir, üzüm, zeytin gibi geleneksel ürünlerin yanısıra seracılık ve kültür balıkçılığının yükselişe geçtiğini anlattı. Tamer Taşkın, ekvator kuşağının altındaki ülkelerin 12 saatlik uçuş mesafesine rağmen Avrupa'ya çiçek gönderdiğine dikkat çekerken, "Bizler de İzmir'de bu sektörü geliştiriyoruz. Hazine arazilerini büyük ölçekli sera yapabiliriz. Ülkemiz yepyeni bir sektör kazandığı gibi köyden kente göç de azalır. Kültür balıkçlığında güzel gelişmeler yaşıyoruz, ancak kirliliğe de karşıyız. Bu nedenle sektörün üretim yapabileceği yerler gösterilmeli, buralara taşınma teşvik edilmeli" diye konuştu.

Pamukta ithalat artışı nedeniyle Türkiye'nin en kaliteli ürününün elde edildiği Ege'de yavaş yavaş başka ürünlere kayma yaşandığını anlatan Taşkın, zeytinde de karasu bertarafı için İspanya, İtalya gibi ülkelerdeki teknolojinin ülkemizde uygulanabilmesine yardımcı olunmasını istedi. Türk lirasının aşırı değerli olması nedeniyle ithalatın cazip hale geldiğini hatırlatan EBSO Meclis Başkanı Yorgancılar ile Yönetim Kurulu Başkanı Taşkın, özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen, yerli üretimi tehdit eden hatta fabrikaların kapanmasına neden olan dampingli mallara karşı önlem alınması gerektiğini savundu.

Zaman