Çeşitli iç ve dış faktörler nedeniyle tohum çimlenmesinin önlenmesi olayını durgunluk olarak tanımlıyoruz.

Böylece, durgunluk “dormancy” terimi iki inaktif koşulun açıklanması için kullanılmaktadır. Bunlardan biri, uygun olmayan çevre koşullarının sonuçlarıdır. Diğeri ise içteki önleyici unsurlara bağlıdır. [Üyelerimiz Mesaj Yazmadan, Misafirlerimiz Kayıt Olmadan Linkleri GöremezlerÜcretsiz Kayıt İçin Tıklayınız ! ]

Durgunluk ile tohuma; tarlada karşılaştığı koşulların büyüme ve gelişme için uygun oluncaya kadar çimlenme gecikmesi sağlanır. Böylece bitki türlerinin tohumlarına donma, kuraklık yada aşırı nem gibi ters ekim koşullarından zarar görmeden, çimlenme olanağı sağlamak yönünden büyük önem taşır.

Öte yandan tohumda durgunluk olayı, sorunlarda yaratabilir. Bu sorunlar arasında en önemlisi, yeterli düzeyde çimlenmenin elde edilememesidir.

Kuru dormant tohumlar dormant olmayan tohumlardan daha fazla Abisisik Asit ihtiva ettiği bilinmektedir. Bununla birlikte tohum çimlenmesi esnasında sitokininler ve giberellinler gibi büyüme uyarıcılarının miktarında artış gözlenmektedir. Abisisik Asit genellikle strafikasyona (düşük soğuk muamelesi) ihtiyaç duyan tohumların dormansisinde rol oynar.

Dıştan uygulanan GA(giberellinler) iki yıllık bitkilerde vernalizasyonun (bitkinin soğuk şoku etkisiyle çiçeklenmenin uyarılması olayı) yerini tutar. GA uygulanması, soğuğa maruz kalmadan çiçeklenmeyi sağlar.

Bazı tohumlar özellikle yabani bitkilerin tohumları çimlenmek için ışık ya da soğuğa ihtiyaç duyar. Böyle tohumlarda, ışık ya da soğuk muamelesi olmaksızın giberellin uygulaması dormansi kırılabilir. Daimi olmamakla beraber tohumların üşümesine cevap olarak giberellin seviyesinde sık sık değişiklik olur.

Yoncada dormansi (dinlenme dönemi=durgunluk) olayı ile vernalizasyon (soğuklama isteği) arasında tanımlanabilecek bir ilişki vardır. Fakat, aynı anlamlara gelmemektedirler; yoncada dormansi değeri düştükçe vernalize isteği artmakta ve soğuğa dayanımlı olmaktadırlar. Örneğin, dormansisi 1-3 olan çeşitler; -15 derecenin üstündeki soğuklara dayanabilmekteyken, dormansisi 4-6 olan çeşitler; -8 derecelere, dormansisi 8 üzerinde olan çeşitler -3 derecelere dayanabilmektedir. Ülkemiz şartlarında doğu bölgelerimizdeki kış daha soğuk geçtiği için dormansisi 1-3 arası olan yonca çeşitleri kullanılır iken sahil şeridindeyse 4-6 dormansili bitkiler yetiştirilir. Peru yoncası buna örnektir.

Dormansi derecesi düşük, soğuğa dayanıklı yonca çeşitlerinin; sapa kalkma özellikleri gelişmiş olup, içleri dolu olduğundan dolayı küçükbaş hayvanlarca tüketimi zor olmaktadır. Ayrıca bunların, tohum verim yüksekliği nedeni ile temini kolay olduğu gibi tohumluk satış fiyatları da düşüktür. Gerek yetiştirildikleri soğuk iklim bölgelerinin vejetasyon süresinin kısalığı, gerekse kendi özellikleri nedeni ile yıl içindeki biçim sayıları azdır.

Dormansi derecesi yüksek, ılıman iklim yoncaları; yatay gelişim göstererek kabalaşmadan içleri boş kaldığı için, yumuşak doku özellikleri sayesinde koyun ırklarınca sevilerek tüketilirler. Sapa kalkma özellikleri zayıf olduğu için tohum verimleri de düşüktür. Tohum verimi düşük olan bu yonca çeşitlerinin satış fiyatları yüksek olduğu gibi tohumlarının temini hem güç hem de dikkat ister. Yıl içindeki biçim sayıları oldukça fazladır.

Tahılların büyük bölümünde durgunluk süresi, büyük ölçüde genetik faktörler tarafından kontrol edilir. Gübreleme vb. kültürel uygulamalar bu konuda az etkilidir. Öte yandan çevre koşulları durgunluk uzunluğunu etkiler. Tanenin gelişmesi süresindeki kuru ve güneşli hava, hasat sonrası durgunluk süresini kısaltıcı etkide bulunur. Belderok (1968), tahıllarda sarı olum döneminde havanın sıcak geçmesi sonucu durgunluk süresinin kısaldığını, serin havanın ise bu sürenin uzamasına neden olduğunu açıklamaktadır. Başka bir deyişle durgunluk dönemi; sarı olum döneminin uzunluğuna ve bu süredeki hava sıcaklığına bağlıdır.

Tohumda çimlenmenin önlenmesi, çok sayıda farklı fizyolojik mekanizmasının etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bazı önleyici unsurlar basittir ve kolay anlaşılır. Bazıları ise çok karmaşıktır ve çoğunlukla bilinmez. Ancak her iki durumda da sonuç daima aynıdır ve tohumlar çimlenmeyecek koşullarda tutulur.

Durgunluğun Nedenleri

1-Tohum Kabuğunun Geçirgenliği:

Tohum durgunluğunun en yaygın bilinen nedeni, sert tohum kabuğunun bulunmasıdır. Sert tohum kabuğuna, birçok bitki familyasında rastlanılmaktır ve sert tohum kabuğu; suyu karşı, gazlara karşı geçirimsiz ya da mekanik olarak, embriyoyu zorlayarak durgunluğa neden olmaktadır.



Tohum kabuğunun suya geçirimsizliği baklagillerde yaygındır. Bu familyanın çok sayıdaki üyesinde, tohum kabuğu çok sert, aşınmaya dayanıklı ve mumsu bir tabaka ile kaplanmıştır. Bu gibi tohum kabukları, suya karşı tamamıyla geçirimsizdir. Bu durumlarda, suyun tohuma geçişi tohum kabuğundaki küçük açıklıklar tarafından kontrol edilir.

2-Sıcaklık:

Sıcaklığın çimlenme faktörü olarak etkileri bilinmektedir. Ancak bu etkilere ek olarak çok sayıda tohumun çimlenme için uygun sıcaklığa konulmadan önce farklı süre başka bir sıcaklığın etkisinde kalması gerekmektedir. Yüksek ya da düşük sıcaklıklar etkisindeki bitkiler çimlenmeyebilir. Bunların çimlenmesi yalnızca başka sıcaklıklara taşınması ile sağlanır. Bu gibi sıcaklıklara gereksinim duyan tohumlar, durgun olarak tanımlanır ve nemli depolama koşullarında hasat sonrası olgunlaşmaya bırakılan tohumlarda bu duruma rastlanır. Bunun çok yaygın olarak bilinen ve kullanılan örneği tohumların düşük sıcaklıkta nemli koşulların etkisinde bulunma halidir. Buna katlama (stratification) demekteyiz.

Tohumların, doğada etkisinde kaldığı katlama koşulları çoğu kez benzerdir. Çok sayıda tohum, sonbaharda dökülür ve daha sonra kış süresince düşük sıcaklığın etkisinde kalır. Bu sırada toprakta ya da yaprak kalıntılarının altında, nemli koşulların da etkisindedir. Bu durum, çok sayıdaki bitkide katlama isteklerinin benzer olduğunu gösteriyorsa da, çok sayıdaki bitkide bu istekler büyük farklılık gösterir. Bu farklılık, soğuk uygulama süresi ve işlem sırasındaki gerçek sıcaklıkta görülür. Bu yönden Rosaceae familyasından bir cinste büyük farklılıklar saptanmıştır. Örneğin Rosa multiflora, katlama için 5-10oC de iki aylık bir süreye gerek gösterdiği halde, Rosa rubiginosa 5oC de altı aylık bir süreye gerek gösterir.



3-Işık:

Bazı tohumların çimlenmesinde ışık, değişiklikleri başlatan etkin bir faktördür. Tarlaların sürülmesiyle toprak yüzeyine çıkan ve ışıkta kalan ot tohumları hemen çimlenir. Bu nedenle tarlaların her sürümünden sonra bol miktarda yeni ot çıkar.

Çok sayıda durgun tohum, ışığın etkisiyle çimlenir. Burada spektrumun kırmızı ışınları etkili olur. Hücre içinde suda eriyen proteinler çok az konsantrasyondadır. Işığa duyarlı olan pigment enzim gibi etki göstererek bazı tohumlarda çimlenmeyi kontrol eder. Ayrıca bitkinin büyüme ve gelişmesinde farklı etkileri de bulunur.

Işık isteği olan tohumlar, toprağa derin gömülünce; üzerindeki toprak kalınlığı ışıktan yararlanabilecek kadar azalıncaya kadar, tohum çimlenemez. Tohumun üzerinin tamamen açılmasına gerek yoktur. Çünkü çok az ışık enerjisine gereksinimi vardır.

Tohumda durgunluğu meydana getiren koşullar ile onu gideren koşullar çoğu kez aynıdır. Bu durum, tohumun karşılaştığı mevsim değişiklikleri ile sıkı ilişkilidir.