Fındıkçıyı kontrat endişesi sardı!

  ORDU - Fındık üretiminde dünyada ‘tekel’ konumunda olan Türkiye’de, sektör bir ‘afet’le karşı karşıya. Don felaketiyle 2004 krizinden bile daha kötü bir dönem yaşadıklarını belirten
...

Araplar'dan Türk sucuk firmasına yatırım

Türk gıda sektörünü yakından takip eden Körfez sermayesi Moody's'i dikkate almadı. Araplar Şahin Sucukları firmasından 200 milyon dolarlık hisse alacak   Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Türkiye'nin
...
Istanbul Altin Rafineri
Anasayfa | KÖŞE YAZILARI | Zırat Y. Mühendisi Hakan Ozan Erzincanlı | Çayır-Mera Yönetimi ve Islahı Nasıl Yapılır?

Çayır-Mera Yönetimi ve Islahı Nasıl Yapılır?

Bu konu tarihinde yayınlandı  4405 defa okundu  ve  2 adet farklı yorum eklendi.
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Tarımsal Yatırım Yapmak 7. Bölüm: Çayır-Mera Yönetimi ve Islahı Nasıl Yapılır? Geçenlerde bir haber okudum. İsmini vermek istemediğim bir yerde mera ıslah ve amenajman (yönetim) uygulaması yapılmış. Buna göre önce toprak tahlili yapılmış ve bitki örtüsü çeşitli incelenmiş. Buraya kadar her şey güzel…

Ancak sonrasında şunlar yapılmış: Ekim yapılacak alana ekimden önce gereken miktarlarda fenni gübre verilmiş. Ekim yapılacak tarihte çiftçilere ait 8 adet traktör merada kazayağı tırmık çekerek toprak işlenmiş ve alınan yem bitkisi tohumları arazide harmanlanarak traktörlerin peşinden 15 kişi tarafından elle serpme yöntemi ile meraya atılmış. Daha sonra tohumların üstü kapatılmış. Yeterli kök gelişimi sağlamak için ilk yıl otlatma yapılmayacak ve sonuçta buradan uzun yıllar yüksek verim ve kaliteli yem elde edilecekmiş.

“Bunların neresi hatalı” dediğinizi duyar gibiyim.

Buna cevap vermek yerine önce şöyle bir soru sormak istiyorum:

Selçuk’ taki Efes antik kentine gitsek ve desek ki “yahu bu Efes Antik kenti çok harap olmuş, çok yıpranmış. Gelin biz burayı yıkıp yepyeni bir şehir kuralım. Hem daha sağlam olur, hem içerisine insanlar yerleşir, işe yarar!”

Ya da şöyle desek:

“Bu flamingo ve pelikan kuşları hiçbir işe yaramıyor. Hem de boşu boşuna bir sürü balık yiyor. Biz flamingolarla pelikanların hepsini öldürelim, yerine ördek salalım doğaya, balıkları onlar yesin, çoğalsınlar. Daha iyi olur!”

Değerli dostlar,

Çayır ve meralar bir ülkenin, bir bölgenin doğal zenginlikleridir. Çayır ve meralarda bulunan binlerce çeşit, tür ve hatta suştaki bitkiler o bölgenin doğal florasını oluşturur ve o bölgeye özel hayvan (özellikle böcek) nüfusunu (popülasyonunu) içinde barındırır. Burada bulunan bu binlerce çeşit bitki ve hayvan, yüz binlerce yılda o bölgeye uygun hale gelmek için evrilmiş; birbirleri ile uyum içerisinde yaşayarak sinerjik bir yaşam ortamı oluşturmuşlardır. Bu durum o bölgenin hem zirai, hem kültürel zenginliğinin temel direğini oluşturur.

Peki, ot verimi düşük olan bu çayır ve meraları nasıl ıslah edeceğiz?

Gelin bunu konuşalım.

Elbette ki ot verimi düşük olan bu alanları, kendi hallerine de bırakalım demek değildir bu. Ancak tüm merayı kazayağı ile sürüp oradaki mevcut tüm bitkileri ve onlarla birlikte yaşayan hayvanları (böcekleri) öldürüp yerine ıslah edilmiş birkaç çeşit tohumu atmak ve yetiştirmek, ilk bakışta faydalı gibi görünebilir ama bu uygulama uzun dönemde büyük bir kayıptır.

Çayır ve meralara müdahaleler yapabiliriz. Örneğin çayırlarda biçimi kolaylaştırmak ve bu amaçla buğdaygilleri arttırmak için mevcut çayıra uygun zamanda, toprak analizi neticelerine de dayanarak azotça zengin gübreleme yapabiliriz. Böylece buğdaygiller tüm mera nüfusu içerisinde daha güçlü hale gelirler. Biçim sayısını arttırmak da buğdaygilleri kuvvetlendirip, geniş yapraklı bitkileri zayıflatacak bir uygulama olabilir.

Mera ıslahında merada mevcut bitki yapısını önce tanımlar, daha sonra hangi bitkilerin çoğalıp büyümesini, hangi bitkilerin zayıflamasını istediğimizi tespit edip gübreleme, biçme, otlatma ve hatta büyük çalılar vs. için seyreltme gibi işlemler uygulayabiliriz.

Batı bilimi, her bitkinin bir işe yaradığını, doğada her bitkinin çeşitli faydaları ve etkileri olduğunu temel alıyor. Bir örnek vereyim:

Öğrenciliğimde Almanya’ da çayır-mera üzerine yapmıştım stajımı. Bu amaçla, beni doktorasını yapan bir Alman ziraat mühendisine yardım etmekle görevlendirmişlerdi. Araştırdığımız konu, bulunduğumuz bölgede (Giessen şehri) meralarda yoğun olarak bulunan çok acı kekik, nane tadında bir bitkinin ete, süte etkisi; merada verimi nasıl etkilediği idi.

Buna göre bu bitkinin verimini ölçtük. Ete, süte etkisi konusunda denemeler yaptık. Çalışma aylardır devam ediyordu. Sonunda şu tip verilere ulaştık: Bu otu hayvanlar çok az miktar yiyordu ve o sebeple hayvan otlatılan meralarda bu ot zamanla çoğalıyordu. Ancak bu ottan yiyen hayvanların etleri ve sütleri çok lezzetli oluyor, kendine özgü bir rahiya kazanıyordu. Ayrıca bu otu tüketen hayvanlar daha sağlıklı oluyordu. Hatta ağrısı ve rahatsızlığı olan bazı yaşlı hayvanların gidip özellikle bu otu tükettiklerine şahit olduk kimi zaman. Yine ayrıca bu ot biçilip yeme karıştırıldığı zaman otlatmaya nazaran daha fazla tüketiliyordu hayvanlar tarafından. Bu otun yüksek miktar tüketiminin hayvana zararı var mıdır öğrenemedik çünkü hayvanlar bu otu pek tek başına tüketmiyorlardı.

Sonuç olarak bu otun da diğer tüm otlar gibi merada az da olsa bulunmasının, toplam et ve süt kalitesini, hatta miktarını arttırabileceği çıktı ortaya.

Varmak istediğim nokta şu; bir meradaki tüm otları yok eder, bunun yerine sadece seçilmiş verimli bitkilerin tohumlarını ekip oraya bir yem bitkileri tarlası gibi davranırsak, aslında birçok değerli gen kaynağını kaybederiz.

Yazımın başında anlattığım uygulama, yani yapay çayır-mera oluşturmak bazı zamanlar zorunlu olabilir.

Doğal çayır-meraların bozulup yapay çayır-meraya dönüştürülmesi zorunlu olan durumlar:

1) Doğal çayır-meraların çok bozulmuş olması: Ağır otlatma, fazla ezilme gibi sebeplerle doğal çayır-meralar geri dönüşsüz şekilde bozulabilir ve buraların yapay çayır-meraya dönüştürülmesi zorunlu hale gelebilir.

2) Doğal çayır-meraların bitkisel çeşitliğinin zayıflaması: Yine ağır otlatma, çeşitli iklim olayları, çeşitli insan faaliyetleri sebebi ile doğal çayır-meraların bitkisel çeşitliliği zayıflayabilir ve buraların yapay çayır-meraya dönüştürülmesi zorunlu hale gelebilir.

3) Doğal çayır-meraların topraklarının elverişsizleşmesi: Yine kimi kez doğal çayır-meralar, asitleşme, çoraklaşma, taban taşı oluşması, toprakta aşırı sıkışma veya gevşeme gibi sebeplerle elverişsiz duruma düşebilir. Bu durumda buraların yapay çayır-meraya dönüştürülmesi zorunlu hale gelebilir.

Bu durumların haricinde doğal çayır-meraların sürülüp bozularak yapay çayır-mera oluşturmanın hem ekonomik ve hem de tarımsal verimliğe büyük oranda olumsuz olarak yansıyacağını; ayrıca bu uygulamaların yaygınlık kazanmasının, ülkemizde var olan bitkisel genetik zenginliği kaybetmek yolunda dönüşü mümkün olmayan bir geri adım olduğunu düşünüyorum.

Umarım yazımın başında isim ve bölge vermeden bahsettiğim uygulama, az önce üç madde ile bahsettiğim ve doğal çayır-merayı bozup yapay çayır-mera oluşturmayı zorunlu kılan sebeplerden biri yüzünden yapılmıştır.

Ve/veya umarım bu 180 dekarlık sınırlı uygulamanın bir amacı da, bu alanda yetişecek kaliteli ve yüksek verimli yem bitkilerinin tohum da üreterek tüm çevreye yayılmasını sağlayarak bölgedeki doğal çayır-mera kapasitelerini arttırmaktır.

Doğru uygulamalarla, her geçen gün daha zenginleşip refaha ulaşacağımıza inanıyorum. Bu amaçla kısa dönemde acil sonuç alınacak uygulamaları yaparken, uzun dönemde neleri kaybedebileceğimizi unutmamamız gerektiğini savunuyorum. Diyorum ki doğal çayır-meraların ıslahı, buraları tamamen bozup yeniden yapmaya göre daha zor, daha planlı hareket etmeyi gerektirici ve daha fazla teknik bilgi gerektirici olabilir.

Ancak bu zengin genetik çeşitliliğimizi uygun şekilde koruyabilmenin yegâne etkin yolu, çayır-meraları bozarak yeniden yapmaya çalışmak yerine, mevcut olanları bilimsel yöntemlerle uzun dönemli plan ve programlarla ıslah etmeye çalışmaktır.

Görülecektir ki bu davranışın uzun dönemde birim maliyeti daha düşüktür ve orta vadede tüm hayvansal kaynaklı ürünlerimizin kalitesi ve miktarı düzenli olarak artacaktır.

Bunu Oprah Winfrey çok güzel ifade ediyor: “Başarı sahibi olmak istiyorsanız başarı sizin hedefiniz olamaz. Anahtar, başarılı olmayı dert etmek değil, ANLAMLI olmayı amaçlamaktır, başarı doğal olarak gelecektir. Hizmet ederek büyüklüğe nasıl ulaşabilirsiniz? Odağınızı başarıdan hizmete kaydırdığınız an, işiniz çok daha büyük bir anlam kazanacaktır.”

En derin saygılarımla,

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (2 gönderilen)

avatar
abdulkerimsagay 13/04/2008 11:16:00
Hakan Bey duyarlılığınız için teşekkürler; ayrıca çok kimsenin önemsemediği
çok önemli bir konuyu gündeme taşıdığınız için teşekkürler.

Bahis konusu çalışma hangi bölgede yapıldı ise, o bölgedeki tarım kuruluşları bu konuda bir açıklama yapmak zorundalar. Böyle bir çalışma yapılırken herhalde onların bilgisi dahilinde yapılmıştır. Yok hayır böyle değilse o zaman daha vahim...

Ben, mera yozlaşmasını dededen kalma arazimizde (küçükbaş merası) yaşadım. Kuzey-güney eğimli merada kuzey bölgesindeki meşe ağaçları akrabalarım tarafından gençleşme amaçlı kesildiler. Arazide tüzey akış hızlandırıldı, sonuçta, bizim ağaçlar büyümeden, 850 dak. merayı kaybettik. Evet bu kadar kolay ve iki yıl içinde; toprak gevşek parmaklama, yarılmalar... hepsi yaşandı. Olay gerçekleştikten sonra haberimiz oldu, olacakları anlattık inanmadılar, iki yıl içinde çorak bir mera kaldı ortada.

Bu olayı şunun için anlatıyorum, ülkemizin her tarafında artık sulama amaçlı göletler, barajlar veya bireysel olarak bentler yapılmakta ve şahıs meraları işlemeli tarıma açılmakta; mera içindeki çalı, ağaç korulukları yok edilmektedir. Sonucu öngörülemeyen bu faaliyetler yukarıda örnek olsun diye anlattığım sonuçlara yol açmaktadır.

Tamam, batı bölgelerimizde mera hayvancılığı her geçen gün azalıyor, bitiyor. Meralar işlemeli tarıma açılıyor, bu işlemlerin uzmanların bilgileri ve kontrolleri dahilinde yapılması gerekmektedir. Hesaplanamayacak miktarlarda toprak kaybediyoruz.

Sonuç olarak bu tür işlemler resmi tarım kuruluşları veya yetkin ziraat mühendislerinin bilgisi dahilinde yapılmalıdır. Şayet yapılmazsa dağ kekiklerini çok arayacak çocuklarımız, bulamayacaklar...
Çünkü; şu anda biz bulmakta zorlanıyoruz...

Herkese esenlikler.
avatar
Hasibe 13/04/2008 23:01:00
Merhabalar
1949 lu İzmir'de bahçeli evlerde yaşamını geçirmiş bir ev hanımı olarak tarımla ilgim sadece ilköğretim sıralarında okutulan tarım dersleri ile sınırlı olsada devamlı yazılı sözlü basını takip eden birisi olarak geleceğimizin insan neslinin bigi adına yaptığı cahillikler yüzünden tehlikede olduğunun farkında olan birisiyim.
Tabiatın dengesini şu yada bu şekilde bozarak dünyanın sonunu hazırladığımızın farkına vararak suni müdahalelerden vazgeçmeliyiz diyorum.
toplam: 2 | gösteriliyor: 1 - 2

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır

Etiket:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0