YENİ TÜRKİYE, BURHANA TABİ OLAN VE AKLINI KULLANAN GENÇLERİN ZEKÂ IŞIĞIYLA AYDINLANACAKTIR

Bugün Milletimizi ve İslam Âlemini eğitimle ayağa kaldırmak için, tahkik eden ve bitmez tükenmez bir merak duygusuyla hakikati arayan ve altını bakırdan ayırmak için düşünen ve sorgulayan beyinler yetiştirmeye ihtiyacımız var. Bunu yapabilmek için başta Milli Eğitim Bakanımızın karar verme tekniklerini bilen düşünen üreten ve sorgulayan lider bürokratları arayıp bulması gerekir. Milli Eğitim Bakanlığının üst yönetim kademesinde kurulacak lider karakterli ehli tahkik bir ekiple hiyerarşik olarak yukarıdan aşağıya doğru “düşünme eğitimleri” vererek eğitimcilerin öncelikle düşünen, sorgulayan, karar veren ve üreten bireylerden oluşması sağlanmalıdır.
           ”Biz Kur’ân şakirtleri olan Müslümanlar, burhana tâbi oluyoruz, akıl ve fikir ve kalbimizle hakâik-i îmâniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklit için burhanı bırakmıyoruz. Onun için akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbâlde, elbette burhan-ı aklîye istinat eden ve bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur’ân hükmedecek (Hutbe-i Şâmiye)”. Ruhbanları veya ruhbanların mukalliti olan bazı harika gibi görünen zatları taklit ederek burhanı terk etmek akıl, fikir, ilim ve fen hakikatlarıyla asla bağdaşmaz.
            Kur’an’ı kerimde sıklıkla tekrar edilen “Efela Yakilun, Efela Yetefekkerun” gibi emir ve tavsiyeler akıl etmenin ve düşünmenin önemini vurgulamaktadır. Kur’an da akıl ile ilgili yaklaşık olarak yetmiş beş ayet-i kerime bulunmaktadır. Allah (c.c.) Kur’an’ı Kerim’in yüz otuz yedi yerinde insanları düşünmeye davet ediyor.
           Bu hakikatler Kur’an’ı Kerimde gayet açık ve net bir şekilde izah edildiği halde Müslümanlar neden akılarını kullanıp düşünmek yerine birilerini taklit etmeyi seçiyor? Kanaatimize göre bunun en önemli nedeni şudur, “Nev-i insanın yüzde sekseni ehl-i tahkik değildir ki, hakikate nüfuz etsin ve hakikati hakikat tanıyıp kabul etsin. Belki, surete, hüsn-ü zanna binaen, makbul ve mutemet insanlardan işittikleri mesaili tekliden kabul ederler. Hattâ, kuvvetli bir hakikati zayıf bir adamın elinde zayıf görür; ve kıymetsiz bir meseleyi kıymettar bir adamın elinde görse, kıymettar telâkki eder. (Sikke-i Tasdiki Gaybi 203). Yani insanların çoğu tahkik etmeye, sorgulamaya ve araştırmaya yatkın ve meyilli değildir. Her insanın araştırmacı ve sorgulayıcı olması beklenemeyeceği için çevresinde gördüğü kişileri taklit etme eğilimindedir.
            Bu açıklama ışığında eğitim sistemimizde bundan sonra yapacağımız en önemli değişim çocuklarımıza ve gençlerimize düşünmeyi, sorgulamayı ve delile yani burhana tabi olmayı öğretmek olmalıdır. Düşünmek görmekle, işitmekle, dokunmakla, tat almakla ve birçok farklı yollarla olabilecek şok edici düşündürme vesileleriyle olabilir. Soru sormak ve araştırmak, merak duygusu ve hayretle etrafımıza bakmak ve delillere dayalı olarak hakikati arama gayreti genç nesillerimizi körü körüne taklitçilikten kurtaracak yegâne çarelerdendir.
           Düşünmeyen, sorgulamayan ve araştırmayan insanlar tehlikenin her türlüsüne açıktır. Kötü niyetli kişiler, guruplar ve terör örgütleri düşünen ve sorgulayan bir insanı asla istemez. Onlara, söylenenleri itirazsız bir şekilde kabul edecek taklitçi kişiler lazımdır. Bu taklitçi kişiler bir dolgu malzemesi gibi ancak boşlukları dolduran istatistik insanlardır. Yalnızca istatistiki rakamlarda sayılarla ifade edilen bu insanlar kötü emelli her yapının vazgeçemeyeceği kişilik tipleridir. Önündeki liderine, ağasına, abisine, şeyhine sorgusuz sualsiz bir şekilde inanan ve “emredin yapayım efendim” diyen kişiler arasından suç makineleri ve canlı intihar bombacıları yetiştirmek hiç de zor değildir.
           Bugün Milletimizi ve İslam Âlemini eğitimle ayağa kaldırmak için, tahkik eden ve bitmez tükenmez bir merak duygusuyla hakikati arayan ve altını bakırdan ayırmak için düşünen ve sorgulayan beyinler yetiştirmeye ihtiyacımız var. Bunu yapabilmek için başta Milli Eğitim Bakanımızın karar verme tekniklerini bilen düşünen üreten ve sorgulayan lider bürokratları arayıp bulması gerekir. Milli Eğitim Bakanlığının üst yönetim kademesinde kurulacak lider karakterli ehli tahkik bir ekiple hiyerarşik olarak yukarıdan aşağıya doğru “düşünme eğitimleri” vererek eğitimcilerin öncelikle düşünen, sorgulayan, karar veren ve üreten bireylerden oluşması sağlanmalıdır.
          Doğru düşünme becerilerine sahip öğrenciler ancak doğru düşünen eğitim yöneticileri ve öğretmenler tarafından yetiştirilebilir. Şayet böyle olmaz da, “ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur” mantığıyla öğrenci yetiştirilirse genç nesillerimizi sapık kişi ve örgütlere kaptırmaktan kurtulamayız. Ülkemizin bugün “emme basma tulumba gibi” başını sallayarak söylenen her şeyi kabul eden taklitçi ve zavallı bireylere değil, gözleri çakmak çakmak yanan, beyni değirmen gibi çalışıp bilgi öğüten zinde ve çalışkan gençlere ihtiyacımız var.
Yeni Türkiye, beyinlerinin uyuşturulmasına izin vermeyen ve beynini ve aklını kimseye satmayan, kullandırmayan çocukların ve gençlerin zekâ ışığıyla aydınlanacaktır.
Dr. Nadir Çomak
15.09.2016

 


Facebookta paylaş
Twitter'da paylaş
Google+'da paylaş!
Pinterest'te paylaş!
Yorum ekle

Yorum ekle

    • bowtiesmilelaughingblushsmileyrelaxedsmirk
      heart_eyeskissing_heartkissing_closed_eyesflushedrelievedsatisfiedgrin
      winkstuck_out_tongue_winking_eyestuck_out_tongue_closed_eyesgrinningkissingstuck_out_tonguesleeping
      worriedfrowninganguishedopen_mouthgrimacingconfusedhushed
      expressionlessunamusedsweat_smilesweatdisappointed_relievedwearypensive
      disappointedconfoundedfearfulcold_sweatperseverecrysob
      joyastonishedscreamtired_faceangryragetriumph
      sleepyyummasksunglassesdizzy_faceimpsmiling_imp
      neutral_faceno_mouthinnocent
Okunamayan kodu yenilemek için resmin üstüne tıklayınız