Yapılan ıslah çalışmaları sayesinde, pek çok bölgeye ve şartlara adapte olan çilek, alternatif ürün olarak giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Ayrıca küçük ölçekli yetiştiriciler için, çoğu üründen daha karlı oluşu yaygınlaşmasını teşvik etmektedir. Bununla birlikte çileğin organik yetiştiriciliğinde, üretim maliyetlerine eklenen masraflar, maliyetleri artırmaktadır.


Organik yetiştiricilikte, sentetik gübreler ve pestisitlerin kullanımı engellenmekte, toprağın yapısı iyileştirilerek hastalık ve zararlılarla biyolojik mücadele sağlanmaktadır. Üreticiler bu uygulamalarda, sertifikasyondan sorumlu kurutuşların belirlediği şartlara uymakla yükümlüdür. Özellikle; herbisitlerin kullanımının azaltılması için toprak işleme, malçlama, toprak solarizasyonu ve buhar uygulamaları gibi tekniklerle yabancı ot kontrolünün sağlanması, toprakta yeterli seviyede organik materyalin bulundurulması ve diğer besin maddelerinin ilavesinde organik kaynaklı unsurların ( kompost, kan tozu, kemik unu, balık artıkları, yosun ekstraktları, yaprak çürüntüsü, odun artıkları, hızar talaşı, yeşil gübre-baklagiller ve hayvan gübresi gibi) kullanılması organik çilek yetiştiriciliğinde esastır.

Bütün bunlara rağmen, organik çilek üretim metotlarının üreticiler tarafından benimsenmesi, ürün rotasyonu, uygun örtü bitkisi seçimi, yeterli yabancı ot kontrolü, hastalık ve zararlılarla biyolojik mücadele, organik gübreleme gibi bazı uygulamaların çok iyi bir şekilde yerine getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Organik yetiştiriciliğin, ilave masrafları organik ürünlerin pazardaki değerlerinin daha yüksek olması sayesinde telafi edilmektedir.

Bu makalede, çilek yetiştiriciliğinin ekolojik esaslara göre üretim uygulamaları ile ilgili bilgiler derlenmiştir.


GİRİŞ

Üzümsü meyveler grubuna giren türlerden en önemlisi çilektir. Fragaria cinsine bağlı olan çileğin, Avrupa, Asya, Güney ve Kuzey Amerika'da 12 kadar türü doğal olarak yetişmektedir (Konarlı, 1986).

Çilek, turfanda yetiştiriciliğe uygun, ihracat ve iç satış imkanları iyi, otsu fakat çok yıllık bir meyve türü oluşu ve ayrıca üzerinde yapılan çok sayıdaki ıslah çalışmaları sayesinde dünya üzerinde yaygınlığı gün geçtikçe artan bir türdür. Özellikle karlı bir alternatif ürün olarak önemli olması, organik olarak yetiştirilen ürünlerdeki ek maliyetlere rağmen ekolojik olarak yetiştiriciliğini de yaygınlaştırmaktadır. Nitekim şu anda dünyada toplam 3.028.548 ton çilek yetiştirilmektedir. Bu ürün miktarının tahminen % 4.8' i ekolojik yöntemlerle yetiştirilmektedir (Anon, 1999 a). Ülkemizde ise son istatistiklere göre 110.000 ton olan toplam çilek üretiminin % 2.07'si (2279,90 ton) organik yöntemlerle üretilmektedir (Anon, 1999 b).

Ekolojik yöntemlerle yapılan çilek yetiştiriciliği geleneksel yetiştiriciliğe oranla daha masraflı ve zahmetli bir uygulamadır. Yabancı ot mücadelesinde kullanılan örtü bitkileri, malçların temin edilmesi, uygulanması masraflı ve yoğun emek isteyen uygulamalardandır. Yine, hastalık ve zararlılarla mücadelede sentetik pestisitlerden tamamen arındırılmış bir prosedür uygulanmakta, özellikle biyolojik mücadele yöntemlerine başvurulmaktadır. Bu yöntemler çoğu zaman sentetik uygulamalar kadar etkili olmamakta, tek başına yapılan ekolojik uygulamalardan ziyade, kombineli olarak kısmen de olsa başarı sağlanabilmektedir. Genel olarak organik uygulamalarla elde edilen ürünün kalitesi ve kantitesi, geleneksel çilek yetiştiriciliğinin seviyesine ulaşamamaktadır (Er, 1999).

Ekolojik çilek yetiştiriciliğindeki tüm ek uygulamalara, verim ve kalitedeki düşüklüklere rağmen; çevre bilincinin artması, doğal ürünlere talebin yükselmesi çilek yetiştiriciliğinde ekolojik uygulamaları teşvik etmektedir. Ekolojik yöntemlerle çilek yetiştiriciliğine ilgi gün geçtikçe artmakta, organik olarak yetiştirilen çileklerin pazar payı büyümektedir (Anon, 1999 a).

Bu makalede; çilek yetiştiriciliğinin değişik kademelerinde organik uygulamalar ve etkileriyle ilgili bilgiler derlenmiş ve aşağıda özetlenmiştir.

Çilek Yetiştiriciliğinde Organik Olarak Yabancı Ot Kontrolünün Sağlanması

Yetiştiricilikte Plastik Malç Kullanılması:
Yabancı otlar organik çilek yetiştiricilerinin karşılaştıkları en önemli problemlerden biridir. Bitkinin dikiminden önce ve yer hazırlığı aşamasında bu konu çok önemlidir. Özellikle bitki yaşlanması ile bu problem daha da artmaktadır. Bu yüzden pek çok organik üretici daha kısa sürede meyve verimi sağlayan münavebe sistemlerini seçmektedir. Bu da, bir yastıktan şartlar uygun olsa da en fazla bir ya da iki ürün alınmasına olanak sağlamaktadır. Bu uygulama, hem organik hem de geleneksel çilek yetiştiriciliğinde giderek yaygınlaşmaktadır. Sadece ABD'deki çilek yetiştiriciliğinin %90'ı bu yöntemle yapılmaktadır. Esası, siyah ya da farklı renklerdeki plastik örtünün yetiştirme yastıkları üzerine kapatılmasına dayanmaktadır. Bu sistemde damla sulama kanalları örtünün altından, örtme işlemi yapmadan önce geçirilmektedir. Bitkilerin dikim yapılacağı yerler özel aletlerle kesilerek hazırlanır. Bu yöntem sayesinde mükemmel bir yabancı ot kontrolü sağlanır. Meyveler temiz ve daha iri olur. (Whitcomb, 1979; Martin, 1989). Bu avantajlara rağmen, sistemin bazı dezavantajları da mevcuttur. Plastiklerin 1-2 yıl kullanıldıktan sonra atılmak zorunda kalınması, çevresel sürdürülebilirlik açısından olumsuz bir durum ortaya çıkarmaktadır. Çevresel maliyetler düşünüldüğünde; uzun vadede plastik malç kullanımının hem sürdürülebilir, hem de ekonomik olmadığı savunulmaktadır. Soğuk iklimlerde masraflar daha da artmaktadır. Çünkü böyle yerlerde plastik kısa sürede deforme olmaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalar, fazla sayıda plastik örtü malçlamasının yapıldığı topraklarda, organik malçlama yapılan topraklara göre su kaybının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yüksek düzeydeki su kaybından dolayı erozyon riski de 15 kat daha fazladır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen uzun yıllardır yabancı ot mücadelesinde bu sistem kullanılmaktadır (Anon, 1995; Ames and Born, 2000)

Mekanik Kontrol:
Avrupa'da üreticiler ve araştırmacılar tarafından bu konudaki çalışmalar halen devam etmektedir. ABD'deki son çalışmalarda, çilek yetiştiriciliğinde çeşitli alet ve ekipmanların (flex-tine harrow, brush hoe, finger finder- çapa ve tırmık özelliklerinde alet ve ekipmanlar) ekonomik olarak yabancı otların kontrolünde kullanılabildiği gözlenmiştir. Ayrıca diğer ekipmanlarla karşılaştırıldığında, bu alet ve makinalarla iki kat daha başarılı bir yabancı ot kontrolü sağlanabildiği ifade edilmektedir (Watkins, 1989).

Biyolojik Kontrol Yöntemleri:
Yabancı ot kontrolünde herbisit kullanımının yaygınlaşmasından önce. Özellikle kazlar bu amaçla kullanılan evcil hayvanlardandı. Fakat kazların bazı otlarla sınırlanan mücadelede kullanılabilir olmaları, başka yöntemlerin de bu amaçla kullanımını gerekli kılmıştır. Biyolojik olarak yabancı ot kontrolünün sağlanması için kullanılabilecek ilave tedbirler aşağıda özetlenmiştir.
a). Organik Malç Kullanımı: Çilekler, özellikle Kuzey Bölgelerde kış zararından korunmak amacıyla hızar talaşı gibi organik materyallerle örtülürler. İlkbaharda tırmıklarla sıra aralarına alınan hızar talaşı, bazı yabancı otların kontrol altında tutulmasını ve meyvelerin temiz kalmasını sağlar. Araştırmalar parçalanmış ve yırtılmış kağıt parçalarının da bu amaçla organik malç kadar güvenli bir şeklide kullanılabileceğini göstermiştir. Yabancı ot kontrolüne yönelik olarak malç uygulaması, kış başlangıcında bitkileri de örtecek şeklide 10 cm kalınlığında kağıt ve karton parçalarının yüzeye serilmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir ( Pattern and Neuendorff, 1990; Pritts and Kelly, 1997)

Yabancı ot kontrolünde kullanılan örtü bitkileri de canlı malçlar grubunda incelenmektedir. Bu amaçla uzun boylu çayır otu, marigold (kadife çiçeği), esmer buğday, çavdar otu ve sudanotu gibi türlerin kombinasyonları kullanılmaktadır. Bu bitkiler; hızlı büyümeleri, su ve besin maddeleri isteklerinin az olması, yabancı otlarla mücadele yeteneklerinin yüksek olması gibi nedenlerle tercih edilmektedir (William, 1981). Araştırmalar sudanotu tohumlarının ekimi ve kışın hızar talaşıyla birlikte kombineli kullanılmasının herbisitler kullanılmaksızın kabul edilebilir bir yabancı ot kontrolünü sağladığını göstermiştir. Ayrıca yaygın olarak bu amaçla kullanımları çavdar otu da bir yıllık yabancı otları allelopathik özellik göstermesi sebebiyle baskı altında tutmaktadır, (Daar, l 986; loutier and Lamarre, 1997).

b). Buhar Uygulaması: Buharla yapılan yabancı ot kontrolü için, alevle yapılan mücadelede kullanılan ekipmana benzer bir alet kullanılmaktadır. Bu uygulamada buharın direkt olarak yabancı otun üzerine uygulanmak suretiyle soldurulması sağlandığı için bu işlemi toprağın buharla yapılan sterilizasyonundan ayırmak gerekir. Genelde pek çok yetiştirici için kullanımı masraflı olsa da kooperatifler şeklinde birleşmiş üreticilerin ve yeniliğe açık olan çiftçilerin kullanımına uygun bir metottur (Ames and Born, 2000).

c). Mısır Gluteni Uygulanması: Yapılan araştırmalar, mısır tozu ve mısır gluteninin bazı yabancı ot tohumlarının çimlenmesini engellediğini göstermiştir (Liu et al., 1994). Mısır gluteni yüksek düzeyde azot içerdiğinden (% 10), gübre yerine de geçmektedir. Çok yıllık yabancı otların çoğunda etkisiz olmasına rağmen organik çilek yetiştiriciliğinde yaygın olan yabancı otlarla mücadelede yardımcı bir uygulama olarak önemlidir. Yağışlı koşullarda mısır gluteninin herbisit etkili maddeleri, topraktan süzülerek uzaklaşmakta fakat geride kalan azot, yabancı otlar için uzun dönemde faydalı kalabilmektedir. Bu sebeple böyle iklim şartlarının hüküm sürdüğü bölgelerde, bu uygulama pek önerilmez (Nonnecke and Christiarıs, 1993; Liu et al., 1994; Liu and Christians, 1994).

d). Malç Olarak Dokuma Fabrikası Artıklarının Kullanılması: Dokuma fabrikası artıkları düzenli olarak kullanıldığı taktirde, plastik malç kadar etkili olabilmektedir. Bunların plastik malca göre en önemli üstünlüğü, su ve havayı da geçirebilmeleridir. Kullanımının ilk yılında plastiğe göre daha fazla masraf gerektirse de kaliteli fabrika artıklarının uzun yıllar kullanılabilmesi, bütün dönem dikkate alındığında, plastik malça göre daha hesaplı olduğu sonucunu doğurur. Su ve havayı geçirdikleri için, plastik malç kullanımında gereken sulama kanallarının plastiğin altından geçirilme zorunluluğu da bu uygulama sayesinde ortadan kalkmaktadır (Ames and Born, 2000).

e). Metil Bromit Uygulamasına Alternatifler: Geleneksel çilek yetiştiriciliğinde metil bromid kullanımı rutin bir işlemdir. Fakat metil bromidin oldukça fazla toksik etkiye sahip olması ve ozon tabakasına zarar vermesi sebebiyle kullanımı çoğu yerde yasaklanmış ve sınırlandırılmıştır. Organik üreticiler bu amaçla buhar ve solar radyasyon kullanmaktadırlar. Buhar sterilizasyonu geniş arazilerde pratik değildir. Yine de küçük alanlarda yapılan çilek yetiştiricileri tarafından tercih edilmektedir. Yazları sıcak ve yeterince güneşli geçen yerlerde, toprak solarizasyonu, pek çok yabancı ot türü, nematot ve yaygın patojenlere karşı etkilidir. Solarizasyonla birlikte, rotasyon, örtü bitkileri ve nadas gibi diğer alternatif uygulamalar için en önemli problemlerden birisi yetişme sezonunun önemli bir kısmında ya da bütününde arazinin dolu olmasıdır. Bu uygulamaların oldukça zahmetli ve külfetli işlemler olduğu unutulmamalı, ürünler arasında da fumigasyon ihtiyacının olacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Organik sistemle yetiştiricilikte, ürünler arasında az da olsa zaman farkının olması, hastalık ve zararlı kontrolüne yardımcı olacaktır. Uzun yıllardır süren araştırmalarda; farklı organik materyal ve kompostolarla, bal ık artıkları ve hayvan gübresinin toprağa ilavesinin hastalık ve nematotların kontrolüne yardımcı olabileceğini, ama hiçbir zaman metil bromidin sağladığı kontrol gibi bir engellemenin söz konusu olamayacağı gözlenmiştir (Pritts and Kelly, 1997; Anon, 1997 a).

Bilindiği gibi toprakta biyolojik düzenin tesisinde etkili bir faktör de mikrobiyal antagonizmdir. Bununla, topraktaki organik madde miktarı yükseltilerek pek çok nematot ve patojene karşı antagonist etki yapan mikroorganizmaların popülasyonu artırılır. Bu amaçla ticari olarak, Soil Gard® (toprak kaynaklı çilek hastalıklarına karşı) ve DiTera® (nematotlara karşı) kullanılmaktadır. Her iki ürün de doğal mikroorganizmalardan oluşur. Rotasyon, nadas ve özel örtü bitkileri gibi diğer kullanılabilir alternatifler öncelikle alınması gerekli kültürel önlemler olup, metil bromidin kullanıldığı pek çok probleme karşı mukavemeti artırır. Örneğin çim bitkileri genellikle nematotlar için konukçu değillerdir. Rotasyon sayesinde de nematot kontrolüne yardım edilmiş olur. Bununla birlikte çim bitkileri mayıs böcekleri ve Japon böceklerinin konukçuları arasında yer aldıklarından bu tip zararlı problemleri artabilir. Bu sebeple denilebilir ki; her bir bölge ve her bir yetiştiriciye göre rotasyon uygulaması en iyisidir. Bunun yanısıra marigold (kadife çiçeği), castor fasulyesi susam ve hardal gibi belli başlı örtü bitkileri dışarıya salgıladıkları kimyasal maddelerden dolayı nematotları baskı altında tutmaktadırlar. Hatta bazı örtü bitkilerinin gösterdiği nematot önleyici etkinin, "aldicarb" kimyasalıı7ınkiyle eşit düzeyde olduğu bildirilmektedir (Grossman, 1990). Bundan da öte, bu bitkiler, toprağa karıştırıldıklarında nemasit olarak daha da etkili olmaktadırlar. Mustard familyasındaki Brassica'lar gibi bütün bu örtü bitkileri, yabancı ot, nematot ve patojen kombinasyonlarına oldukça etkilidir. Bu etkinin, artıkların ayrışmasından dolayı ortaya çıkan sülfür bileşikleri sebebiyle olabileceği bildirilmektedir. Yapılan araştırmalar, Brassica'larda da hardal etkisi hipotezini ortaya çıkarmış, Brassica'ların ayrışmasıyla oluşan gluosionolate ve isothiocyonate maddelerinin bu etkiyi ortaya çıkardığı belirlenmiştir. Gluosionolatelerin etkisinin, kimyasal bir fumigant olan VapamTM ile aynı etkiyi yaptığı tespit edilmiştir . Brassica'lardaki ıslah çalışmalarında yüksek düzeylerde glucosionalate maddesi içeren hatlar tespit edilmiş, kolza tohumu da bu amaca yönelik olarak kullanıma sunulmuştur. (Anon, 1997 a; Pritts and Kelly, 1999). Yapılan çalışmalarda broccoli, kompost ve mycorhiza ilavesinin topraktaki kök patojenlerini kontrol altında tutma etkisinin diğer kimyasal uygulamalara yakın bir sonuç sağladığı gözlenmiştir. Yine bitkilerin dikilmesi sırasında fidelikte yetiştirilen çıplak köklü fidelerin aksine, küçük poşetlerdeki steril ortamlarda yetiştirilen fidelerin fumige edilmemiş topraklardaki fidelere göre %38.5 oranında daha verimli olduğu saptanmıştır (Sanches and Ingham, 1996).
Yazar(lar):Muharrem Güleryüz , Yaşar Ertürk , Lütfi Pırlak
Yayınlanan kitap/dergi:Türkiye 2. Ekolojik Tarım Sempozyumu (14-16 Kasım 2001)
Yayın Yılı:2001