Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Toplam 11 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Bitki koruma ve zararlıları giriş

  1. #1
    hasanfatih
    Guest

    Bitki koruma ve zararlıları giriş

    BİTKİ KORUMA VE ZARARLILARI
    GİRİŞ
    Tarımsal üretimde verim ve kaliteyi artırmak için dengeli bir gübreleme, sılama toprak işleme, mekanizasyon, kaliteli tohum kullanma ve ileri tarım tekniklerinin uygulanması yeterli değildir. Tohum ekiminden hasat’a kadar, daha sonra da depolama safhasından soframıza gelişine kadar kültür bitkileri yanında tarımsal ürünler de her zaman zararlı hayvanların hücumuna uğramaktalar. Bu nedenle tarımsal üretimde zararlı hayvan bitki hastalıkları ve yabancı otlarla mücadele büyük önem taşımaktadır. Bitki hastalıkları ve yabancı otlarla birlikte verim ve kaliteyi büyük ölçüde düşürmektedirler. Bu bölümde Zaralı hayvanlar ele alınacaktır. Kültür bitkileri ve tarım ürünlerine zarar veren hayvan grupları şunlardır (bundan böyle zararlı hayvanlar “ zararlılar” şeklinde ifade edilecektir.)

    • Böcekler(insecta=hexapoda)
    • Akar’lar(acarina)
    • Nematodlar (nematoda)
    • Kemirgenler (rotentia)
    • Kuşlar (aves)
    • Diğer memeliler
    • Karından bacaklılar

    Bu gruplar arasında böcekler tüm hayvan türlerinin 4 te 3ünü oluştururlar. Bu nedenle zararlı hayvan türlerinin en önemlileri böcekler grubunda yer almaktadır. Ülkemizde yetiştirilen yaklaşık 60 kültür bitkisi türünde ve bunlardan elde edilen ürünlerde zarar yapan hayvan türlerinin sayısı 500 kadar olup, bunlardan 80–100 tür ekonomik önem taşır. Dünya tarımında çeşitli hayvansal zararlıların sebep olduğu kayıplar, cramer adlı araştırmacının 1967 yılında yayınladığı makalede bildirdiğine göre 21 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Bu araştırmacıya göre en fazla zarar %26,7 ile çeltikte olmuş, şeker pancarı ve şeker kamışında %16,5 toplam %14,7 oranında kayıp ortaya çıkmıştır. Bütün bu azalmaların ülkelere ve yıllara göre çok değişebilirliği tabiidir.
    Bazen bir yerde ürünün tamamı elden çıkabilir. Ülkemizde de Zaralı hayvanların verdiği kayıplarla ilgili bazı rakamlar vardır: Ege bölgesinde 1932–1933 yıllarında zeytinlerin%49–90 oranında kurtlu olduğu tespit edilmiştir Arpa güvesinin 1939’da İzmir’in menemen ilçesinde arpada yaptığı zarar oranı %84 olarak hesaplanmıştır. Süne ve kımıl böcek türlerinin 1941 de güney duğu ve doğu illerinde hububatta yaptığı zarar %45 dolayında olup bu oran 43000 TON buğdaya eşdeğerdi. 1966 da Türkiye de zararlılar. Türkiye de zararlılar ve bitki hastalıklarının tarım ürünlerinde sebep oldukları kayıpların tutarı o zaman ki para değerine göre 8,15 milyar lira olmuştur
    Kaybolan ürün miktarları şöyledir:
    6.800.000 Ton tahıl
    1.500.000 Ton meyve ve üzüm
    595,000 Ton sebze
    226,000 Ton diğer tarla ürünleri
    Bütün bu kayıplar, zararlılar ve bitki hastalıkları ile mücadele yapılmasına rağmen ortaya çıkmıştır. Adana ve çevresinde 1980 yılında pamuk zararlılarına karşı 2.000.000 da alanda mücadele yapılmış 101,655 Ton kütlü pamuk kurtarılmış, sonuçta 3,2 milyar lira kazanç sağlanmıştır. 1981 Yılında Ankara ve çevresinde kımıl böceğine karşı 278,5000 Da tahıl alanında mücadele yürütülmüş 63,000 Ton tahıl kurtarılarak 1,1 milyar lira kazanç sağlanmıştır. Konya ilinde 1996 yılında kımıl’a karşı 288,000 Da (dekar) tahıl alanında uçakla ilaçlama yapılmış, 17,285 Ton tahıl kurtarılarak milli ekonomiye 260 milyar katkı sağlanmıştır. Yukarıda verilen kayıp oranları yıllara ve yörelere göre çok değişe bileceğini unutmamak lazım. Bazen bir salgın sonucu ürünün tamamı elden çıkabilmektedir.
    Görüldüğü gibi başta böcekler olmak üzere birçok zararlı hayvan türleri kültür bitkilerine ve ürünlerine büyük zararlar verebilmektedir. Bu kayıpları azaltmak amacıyla zararlılara karşı devamlı olarak ilaçlı veya ilaçsız metotlarla mücadele edilmektedir. Verdikleri ürün kayıplarına ilave olarak yapılan mücadele masrafları da hesaplanacak olursa zararlıların neden oldukları ekonomik kaybın daha da büyük olduğu ortaya çıkar. Hayvansal zararlılar arasında en büyük grubu oluşturdukları için önce böcekler ele alınacaktır.
    A) BÖCEKLER(insecta=hexapoda)
    Yeryüzünde teşhisi yapılmış böcek türlerinin sayısı 1.250.000 ‘in üzerindedir. Yapılan araştırmalar sonucu her yıl çok sayıda böcek türleri bulunmaktadır. Böcekler yeryüzüde 250 milyon yılı aşkın bir süredir mevcuttur. Denizler ve kutuplara ait bazı kısımlar hariç dünyanın her yerinde bulunurlar. Çevre şartlarına iyi adapte olmuş canlılardır.
    BÖCEKLERE TABİATTA AVANTAJ SAĞLADIĞI KABUL EDİLEN ÖZELLİKLER
    ·Uçma kapasitesi: Çevreye yayılma, yiyecek bulma, eşini bulma ve düşmanlarından kaçmada yararlı olmaktadır.
    ·Adaptasyon kabiliyeti: Böcekler adaptasyon kabiliyeti yüksek olan hayvanlardır. Hava, su ve kara ortamlarında çok geniş alanlarda hatta 5000 m yükseklikteki yerlerde bile yaşamaktadırlar.
    · Büyüklük: Vücutlarının küçük olması barınma ve beslenme bakımından avantaj sağlar.
    ·Kuraklığa dayanıklılık: Böcek vücudu su geçirmez bir deriyle kaplıdır. Solunum delikleri açılıp kapanma özelliğine sahiptir. Dışkı kuru olarak dışarı atılarak su kaybı en aza indirilmektedir.
    ·Üreme kapasitesi: Bıraktıkları yumurta sayısı ve bir yılda verdikleri döl sayısı çok olduğundan hızla çoğalırlar. Ancak iklim faktörleri, besin ve doğal düşmanlar böcek popülâsyonlarını baskı altında tutar.
    ·Dış iskelete sahip olmaları: Böcek derisi hafif ve sağlam bir yaya sahiptir. Su kaybını önler, iç organları korur ve kas bağları için geniş bir yüzey oluşturur.
    BÖCEK GRUPLARI: insanlara yararlılık bakımından böcekler 3 ana gruba ayrılırlar.
    A) Zararlı böcekler b) Faydalı böcekler c) Nötr böcekler
    A) Zararlı böcekler: Bunlar 6 gruba ayrılır.
    1 Kültür bitkilerinde zararlı olan böcekler
    2 Çiftlik hayvanlarında zararlı olan böcekler
    3 Depolanmış gıda maddeleri ve hayvan yemlerinde zararlı olan böcekler
    4 Kereste ve ağaç ürünlerinde zararlı olan böcekler
    5 Tıp ve hastalık bakımından zararlı olan böcekler
    6 Evlerde ve endüstriyel işletmelerde zararlı olan böcekler

    1 Kültür bitkilerinde zararlı olan böcekler:
    Kültür bitkilerinin Yaprak, Sürgün, Tomurcuk, Çiçek, Meyve, Dal ve Gövde gibi toprak üstü kısımları ile kök boğazı ve kök gibi toprak altı kısımlarının üzerinde veya doku içerisinde beslenerek zararlı olurlar.
    * Isırıcı –çiğneyici ağızlı olanlar Bitki dokularını ısırarak kemirerek keserek oyarak zararlı olurlar.
    * Sokucu emici ağızlı olanlar Bitki dokularını sokup bitki özsuyunu emerek bitkiyi zayıflatır, Ürün verim ve kalitesini düşürür. Böcek yoğunluğu fazla olduğunda ise bitki tamamen kuruyabilir. Kimi böceklerde bitki hastalık etmenlerini sağlıklı bitkilere bulaştırırlar.
    2 Çiftlik hayvanlarında zararlı olan böcekler
    — Büyüme ve vücut dayanıklılığında gerileme ortaya çıkar
    —Et süt yumurta ve yapağı gibi ürünlerde verim azalır.
    —Hayvan hastalıklarını taşırlar
    — Hayvanları rahatsız ederler
    3 Depolanmış gıda maddeleri ve hayvan yemlerinde zararlı olan böcekler
    — Gıda maddelerinin miktarını, kalitesini ve besleyiciciğinde azalmaya sebep olurlar
    — Gıda maddelerinin görünüşünü değiştirirler ve bozarlar
    4 Kereste ve ağaç ürünlerinde zararlı olan böcekler
    Kereste ve ağaç ürünlerinin yapısını, sağlamlığını ve görünüşünü bozarlar.
    5 Tıp ve hastalık bakımından zararlı olan böcekler
    — Hastalık etmenlerini taşırlar.
    —Vücut direncini azaltırlar.
    —Rahatsız ederler.
    6 Evlerde ve endüstriyel işletmelerde zararlı olan böcekler
    —Bu yapılardaki gıda maddeleri, giyecek, halı, mobilya ve benzeri eşyaları tahrip ederler
    —Hastalık bulaştırırlar.
    — Görünüşü (estetiği) bozarlar.

    b) Faydalı böcekler: Bunlar 3 gruba ayrılır.
    1)Zararlı böceklerin ve yabancı otların doğal düşmanları
    2)Kültür bitkilerinde çiçeklerin tozlaşmasında rol oynayan böcekler
    3)Faydalı materyal üreten böcekler

    1)Zararlı böceklerin ve yabancı otların doğal düşmanları:
    Bazı böcek türlerinin besinlerini diğer böcekler oluşturur. Parazit ve avcı böcekler zararlı böceklerle beslenerek onların popülasyon yoğunluklarını düşürürler. Doğal dengenin sağlanmasında çok büyük rol oynarlar. Tarım alanlarında kültür bitkilerinin besinine ve suyuna ortak olan yabancı otlarda beslenen kimi böcek türleri de insanlara dolaylı yoldan yarar sağlamış olurlar.
    2)Kültür bitkilerinde çiçeklerin tozlaşmasında rol oynayan böcekler:
    Çoğu kültür bitkilerinde çiçeklerin tozlaşması böceklerle olmaktadır. Başta bal arısı ve binlerce yaban arısı türleri olmak üzere birçok böcek bu yolla insanlara eşsiz faydalar sağlar.
    Yapılan hesaplara göre bal arısının meyve ağaçlarında çiçeklerin tozlaşmasına sağladıkları katkı, yaptıkları balın değerinden on kat daha fazladır.
    Yaban arısı türleri çayır – mera ve doğal alanlarda yüzlerce bitkinin çiçeklerinde tozlaşmaya yardımcı olarak doğal dengenin devamına katkıda bulunurlar.
    3)Faydalı materyal üreten böcekler:
    Bunlar bal arısı ve ipek böceğidir. Bal arısının ürettiği bal insanoğlu için çok değerli bir besin kaynağıdır. İpek böceğinin ürettiği ipek de yine binlerce yıldır insanların kullandığı çok değerli bir maddedir.
    c) Nötr böcekler
    Böcek türlerinin çoğunluğunu bu gruptaki böcekler oluşturur. Belirlenmiş bir zararı veya faydası olmayan bu böcekler çevreyi oluşturan doğal alanlar ve tarım alanlarında önemli birer biyolojik denge unsurudurlar.

  2. #2
    hasanfatih
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    TÜRKİYE’DE BİTKİ KORUMA ORGANİZASYONU
    Tarım bakanlığına bağlı dört kuruluş ile üniversitelere bağlı bir kuruluş vardır.

    • Zirai mücadele araştırma enstitüleri: Kendi yörelerindeki bitki koruma sorunlarını çözmek amacıyla araştırma yapar. Ankara, Adana, İzmir ve Diyarbakır’da vardır.
    • Zirai araştırma enstitüsü bitki koruma laboratuarı: Aynı şekilde sorumlu olduğu yörelerdeki bitki koruma sorunları konusunda daha küçük çaplı araştırma yaparlar.
    • Tarım il müdürlüklerinde bitki koruma şube müdürlükleri: Sorumlu oldukları ilin çiftçilerine bitki koruma konularında yardımcı olurlar
    • Gümrük kapılarında zirai karantina teşkilatı.
    • Ziraat fakültelerinin bitki koruma bölümleri: Bitki koruma konusunda yetişmiş teknik eleman ve bilim adamı yetiştirme yanında araştırmalarda yapar.

    BÖCEKLERİN DIŞ YAPISI (MORFOLOJİ)
    DERİ(VÜCUT DUVARI =İNTEGÜMENT) Böcek vücudu dış iskelet görevini yapan bir deri ile kaplıdır. Derinin kalınlığı vücudunun her tarafında aynı değildir. Bazı yerleri kalın olduğu halde özellikle eklemli yerlerde incedir. Erginlerdekine göre larvalar daha ince deriye sahiptir. Dış ortamlarda yaşayanlarda ise deri daha kalındır.
    Böcek derisi 3 katmandan meydana gelir.
    1)kütikula 2) Epidermis – hipodermis 3)Asal zar
    1)kütikula: Cansız bir tabaka olup % 25 -60 kitin ve geri kalanı protein yapısındadır.
    3 tabakaya ayrılır. a) Epikütiküla b) ekzokütiküla ve c) endokütiküla
    a)Epikütiküla: ince ve mumsu bir tabakadır ve su geçirmez özelliktedir.
    b)ekzokütiküla ve endokütiküla ise daha kalın olup dikine kapillar burucuklar ve enine lameller ihtiva eder.
    2) Epidermis (hipodermis): Kütikülanın altında bir sıra hücreden meydana gelmiştir. Kütiküla tabakasını ve deri değiştirme sıvısını salgılar. Böcek vücudu büyüdükçe cansız ve esnek olmayan kütiküla atılarak yerine daha büyük hacimli yeni kütiküla oluşturulur.
    3)ASAL ZAR: Derinin en alt katmanını oluşturan ince bir zardır.
    Dış Çıkıntılar
    Deri üzerindeki çıkıntılar kıl, diken, tüy, mahmuz ve pul gibi yapılardır. Bunlar kütikülanın dışarı doğru uzantısı olabildiği gibi Epidermis tabakası tarafından oluşturulan çıkıntılar da vardır.
    BÖCEKLERDE RENKLER
    Böceklerde renkler 3 gruptur a) Kimyasal renkler b) Fiziksel renkler c) Karışık renkler
    a)Kimyasal renkler (pigment renkleri): Kütiküla içindeki renk maddelerinden oluşan renklerdir. Epidermis hücrelerindeki yağ tanelerinde renk oluşturabilir. Siyah kırmızı turuncu sarı ve kahverengi gibi renkler bu gruba girer.
    b)Fiziksel renkler: Derinin büzülme gevşeme kıvrılma gibi fiziksel olarak değişmesi sonucu ortaya çıkar. Işığın farklı yansımasıyla oluşur Bunlar: Beyaz mavi ve eflatun renkleridir.
    c)Karışık renkler: Kimyasal ve fiziksel renklerin karışımı ile oluşan renklerdir. Bunlar mor ve yeşil gibi renklerdir.
    VÜCUT YAPISI
    Böcek vücudu üç ana kısım’a oluşur.
    ·Baş (caput)
    ·Göğüs (toraks)
    ·Karın (abdomen)

    (*)Baş (caput): Böcekbaşı 6 segmentin kaynaşmasıyla oluşmuştur. Kapsül şeklinde bir yapıya sahiptir. Üzerindeki organlar: Ergin böceklerde 1 çift anten, bir çift bileşik(petek )göz, 1–3 adet tepe nokta göz ve ağız parçaları.
    Larva döneminde ise: 1çift anten,17 adet yan nokta göz ve ağız parçaları, Bazı larvalarda anten ve göz hatta baş yoktur.
    —Anten: Genellikle bileşik gözlerin arasından çıkar ve 1 çifttir. Dokunma İşitme ve koku alma gibi fonksiyonlara sahiptir. Türlere göre uzunluğu segment yani parça sayısı değişir. Segment sayısı 3–50 arasında değişir. Böceklerde birçok anten tipi vardır: Kıl, iplik, boncuk, dişli, taraklı, lamelli, dirsekli, topuzlu, dirsekli-topuz, fırça gibi anten.
    —Ağız: Böceklerde çeşitli ağız tipleri vardır.
    Beş ana tip ağız vardır bunlar:
    1)ısırıcı-çiğneyici ağız:
    Başlıca kısımları
    a) Labrum: Ağzın üst kısmında bir adet yumuşak hareket edebilen bir deri parçasıdır.
    b)Mandibula: Diş görevini yapar. Kesme, çiğneme, koparma gibi işlevleri yapar.
    c)Maksilla: Bir çifttir, ağzın iki yanında bulunur. Üç parçadan oluşur. Bunlardan birisi palpus’dur. Her bir maksillada birer adet palpus bulunur. Birkaç segmentten meydana gelir. Dokunma tad alma ve yiyecekleri ağza götürmeye yardımcı olur.
    d)labiun: ortada dil bulunur. Çekirgeler, uğur böcekleri ve hamam böceklerinde bulunur.
    2)Sokucu-emici ağız:
    2, 4 ve 6 iğneli tipleri vardır. 2 ve 6 iğneli ağız tipi kan emici böceklerde bulunur. 4 iğneli ağız tipi ise bitkilerle beslenen böceklerde bulunur.4 iğneli sokucu emici ağız yapısında iğnelerden ikisi maksilladan diğer ikisi ise mandibula’dan oluşur. Maksilla iğneleri yan yana geldiklerinde salgı ve gıda kanallarını oluşturur. Salgı kanalından tükürük salgısı verilerek gıdanın daha kolay alınabilir hale gelmesi sağlanır. Bitki özsuyu gıda kanalından alınır. Mandibula iğneleri diğer iğnelere destek olarak bitki dokusunu delme konusunda yardımcı olurlar. Yaprak bitleri, beyazsinek, süne ve kımıl gibi zararlı böceklerde bu ağız yapısı vardır.
    3)Çiğneyici -yalayıcı-emici ağız:
    Labrum ve mandibula ısırıcı- çiğneyici ağızda olduğu gibidir. Maksilla ve labium yassı ve uzun bir dil şeklini almıştır. Arılarda görülür.
    4)Emici ağız:
    Maksillanın galca denilen parçasından oluşmuştur. Hortum şeklindedir ve sadece sıvı gıda alabilir. Beslenmediği zaman helozonik şekilde iç içe kıvrık pozisyonda durur.
    5)Sünger uçlu Emici ağız:
    Labium etli bir hortum şeklini almıştır. İçinde salgı ve gıda kanaları vardır. Hortumun iç kısmı geniş, iki parçalı ve sünger gibi ince kapillar borucuklara sahiptir. Sıvı gıda maddesini çekerek gıda kanalına verirler. Suda eriyebilen Katı gıda maddeleri ise ( şeker vb) önce tükürük salgısı ile eritilir daha sonra emilir. Ev sineklerinde bu ağız tipi vardır.
    (*)Göğüs (toraks)
    Vücudun ikinci bölümü olan göğüs üç segmentten oluşur. Protoraks- mezotoraks –metatoraks.
    Bu segmentler ilkel böceklerde belirgin olduğu halde gelişmiş birçok böcek gruplarında fark edilmeleri mümkün değildir. Her üç toraks segmentinden birer çift bacak, mezotoraks ve metatorakstan da birer çift kanat çıkar. O halde böceklerde tipik olarak 6 adet bacak ve 4 adet kanat bulunur.
    —Bacak: Böceklerde bacak: Beş bölümden oluşur. Vücuda bağlandığı yerden itibaren sırayla: Koksa, Trohanter, Femur, Tibia ve Tarsus.
    Koksa, kısa ve kalın bir yapıda olup bacağı vücuda bağlar.
    Trohanter, genellikle küçük yapılıdır ve sonraki segmentlerin kolayca hareket etmesine yardımcı olan bir bilye görevi yapar.
    Femur çoğunlukla bacağın en kuvvetli ve en iri bölümüdür.
    Tibia ince ve uzun yapıdadır.
    Tarsus 1–5 segmentten oluşur. Uç kısmında 2 adet tırnak ile 1–3 adet yastık vardır.
    Bacak tipleri
    Bir böcek bacağı yukarda anlatıldığı gibi olmakla beraber bazı böcek gruplarında birinci veya üçüncü çift bacaklarda değişiklikler görülür.
    Birinci çift bacakların değişimi sonucu meydana gelen bacak tipleri:
    1Kazıcı bacak: Toprak altında tünel açan böceklerde bulunur. ( danaburnu böceği)
    2Yakalayıcı bacak: Diğer böcekleri avlayarak beslenen böceklerde görülür. Femur ve Tibia uzun ve kuvvetli yapıdadır, üzerinde sivri uçlu çıkıntılar bulunur.
    3Temizleyici bacak: Femur ve Tibia üzerindeki uzun kıllar, anten, ağız parçaları ve vücudun diğer kısımlarını temizlemede kullanılır.
    4Çengelli bacak: Bazı suda yaşayan böceklerde Tibia ve küçük yapıdaki Tarsus bir çengel şeklini almıştır.

    Üçüncü çift bacakların değişimi sonucu meydana gelen bacak tipleri:
    1Yüzücü bacak:
    Bacağın her tarafı düz ve geniştir. Üzerinde uzun kıllar bulunur. Suda yaşayan böceklerde bulunur.
    2Sıçrayıcı bacak: Arka bacağın Femur’u uzun ve kalın olup diğer bacaklara göre üçüncü çift bacak daha uzundur. Çekirgede olduğu gibi.
    3Toplayıcı bacak: Tibia ve Tarsus genişlemiş ve polen biriktirmeye uygun şekilde kıllardan bir sepet oluşmuştur. Bal arısında ve yakın arı gruplarında görülür.
    —Kanat: Böceklerde kanat tipik olarak 4 adettir. Mezotoraks ve metatorakstan birer çift halinde çıkar. Ancak bazı böcek gruplarında hiç kanat bulunmaz. Bazı türlerde ise sadece bir çift kanat bulunur. Böceklerin larva dönemlerinde kanat yoktur. Kantlar iki adet ince kütiküla tabakasından kaynaşmayla meydana gelir.
    Kanat şekil ve kalınlıkları çok değişik olup böceklerin sınıflandırılmasında büyük önem taşır. Şekli genellikle üçgene benzer. Kanatlarda damarlar bulunur. Bunlar kanata sağlamlık ve gerginlik sağlar. Enine ve boyuna damarlar olmak üzere iki grup damar vardır. Bular böceklerin teşhisi ve sınıflandırılmasında çok önemlidir.
    (*)Karın (Abdomen):Vücudun en büyük ve üçüncü bölgesi karındır. Halka şekline birbirine benzeyen segmentlerin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Göğse dar veya geniş olarak birleşir. Embriyo döneminde 12 segmentlidir. Daha sonra da 11 segmentli olarak ortaya çıkar. Üremeyle ilgili olan çıkıntılar: Dişilerde yumurta koyma borusu (ovipozitor) abdomenin 8.ve 9. Segmentlerinin alt kısmından çıkar. Erkeklerde penis abdomenin 9. segmentinin alt kısmından çıkar.
    VÜCUT BOYU
    Böceklerde vücut boyu çok değişiktir. En ufak boylu böcekler 0,25 mm kadar olabilir.
    Buna karşılık boyları 30 cm yi geçen böcekler de vardır.
    BÖCEKLERDE İÇYAPI VE İŞLEYİŞİ ( ANATOMİ VE FİZYOLOJİ)
    1-KAS SİSTEMİ
    Bir böceğin vücudunda yüzlerce hatta binlerce değişik sayıda kas vardır. Bunların teşkil ettiği sistem oldukça karmaşıktır. Böcek kasları enine çizgili yarı saydam, renksiz veya grimsidir. Kaslar, deri tarafından oluşturulan vücut içi çıkıntılara bağlanırlar. Kuvvetli yapıya sahip olup, bir böcek kendi ağırlığının yirmi katı ağırlığı kaldırabilir. Kaslar bütün iç ve dış organların hareket etmesini sağlarlar.
    2-SİNDİRİM SİSTEMİ
    Ağızda başlayan, bütün vücudu baştan sona kat ederek anüste sona eren bir sistemdir. Sindirim kanalının boyu böceklerin aldıkları besine bağlı olarak değişmektedir. Diğer böcekleri avlayarak beslenen türlerde vücut boyu kadardır. Bitkilerle beslenenlerde sindirim kanalı uzunluğu vücut boyunun 5–10 katı kadar daha uzundur. Dışkı ile beslenen pislik böceklerinde ise daha da uzundur. 3 bölüme ayrılır. Ön barsak orta barsak ve arka barsak. Ön barsak ağızla başlar ve yutak, yemek borusu, kursak ve mide kısımlarından oluşur. Yemek borusu yoluyla kursakta biriken gıda maddeleri yavaş yavaş ön mideye geçer. Katı gıda alan böceklerde ön midenin iç yüzeyindeki diş gibi çıkıntılar gıda maddelerini iyice parçalar. Orta barsak tek parçadan oluşmuştur. Burası mide adını alır. Salgıladığı enzimlerle ön mideden gelen gıda maddelerini tamamen parçalayarak buradan kana geçmesini sağlar. Arka barsak ise ince barsak, kalın barsak ve rektum kısımlarından oluşur. Sindirim artığı maddeler bu kısımlardan geçip anüsten dışarı atılır.
    3-BOŞALTIM SİSTEMİ
    Vücut boşluğunda dolaşan kandaki metabolizma artık maddelerine (üre ve benzeri) toplayarak dışarı atılmasını sağlayan maipiqhi borucuklarıdır. Bunlar mide ile ince barsağın birleştiği yere açılırlar. Sayıları birkaç adet ile yüz arasındadır. Atık maddeler ince barsağ’a verilir.

    4- DOLAŞIM SİSTEMİ
    Böceklerde açık dolaşım sistemi vardır. Kan vücut boşluğu içinde dolaşır. Dolaşım sistemi vücudun sırt kısmında bulunan iki parçalı bir organdır. Göğüs bölümünde bulunan ve basın içine acılan düz bir boru seklindeki aort ile karın bölümünde boğumlu yapıdaki kalp bölümlerinden oluşur. Her bir boğumun iki yanında birer yarık bulunur. Bunlara ostium adı verilir. Kalbin son kısmı kapalıdır. Kaslar yardımıyla gevşeyen boğumların yanlarındaki ostiumlar’dan kan içeri girerek aort’a doğru itilir. Aort yoluyla başın içine dökülen kan geriye doğru vücut boşluğuna yayılır. Kan üç grup madde taşır; sindirilmiş besin maddeleri, hormonlar ve metabolizma atıkları (üre vb. maddeler). Böcek kanı soluk kirli sarı veya yeşilimsi renktedir. Oksijen ve karbondioksit taşımaz. Böceklerde kalp vuruşu çevre sıcaklığı ve tür özelliğine göre dakikada 30–140 vuruş arasında değişir.




    5- SOLUNUM SİSTEMİ
    Böceklerde oksijenin vücut hücrelerine ulaştırılması ve karbondioksitin buralardan alınarak dışarı atılması (trake) sistemi yoluyla olur. Trake sistemi, vücudun her tarafına yayılarak hücrelere kadar ulaşan bir boru şebekesi gibidir. Vücudun her tarafına bir ağ gibi dağılmıştır.
    Bu sisteme dışarıdan hava girişi (stigma) adı verilen delikler vasıtası ile olur. Stigmalar böcek vücudunun iki yanında yerleşmiş olup sayıları 1 – 10 çift arasında değişir. Bu delikler birer kapakçık vasıtası ile böcek tarafından açılıp kapanabilir. Böcekler uygun ortamlarda dakikada 25 – 50 soluk alıp verirler. Suda yaşayan larvalardan bazılarında solungaçlarla bazılarında da vücut sonundaki bir sifon yardımı ile solunum yapılır.
    6- SİNİR SİSTEMİ
    Sinir sistemi üç kısma ayrılır;
    a) Beyin
    b) Yutak altı ganglion (subözafagal ganglion)
    c) Sinir kordonu
    Başın içinde üç çift düğmeden oluşan beyin vardır. Yutak çevresinde halka şeklinde yutak altı düğümü yer alır. Vücudun ventral (alt) kısmında boydan boya uzanan sinir kordonu üzerine sinir düğmeleri ( ganglion ) vardır. İlkel böceklerde her bir segmentte bir çift sinir düğümü vardır. Gelişmiş gruplarda (arılar, sinekler) bu düğümler birleşerek sayısı azalmış, bazılarında bu sayı bire inmiştir.
    Anatomik bakımdan sinir sistemi 3’e ayrılır.
    a)Merkezsel sinir sistemi b) Visceral (iç organlar) sinir sistemi c) Periferal (dış taraflar)sinir sistemi
    Fonksiyonlarına göre sinir hücreleri üç gruba ayrılır:
    a)Duyu (his)hücreleri.
    b)Motor hücreleri.
    c)Nakil (irtibat) hücreleri.

    Göz, işitme veya dokunma duyusu içine yerleşmiş bulunan duyu sinir hücreleri tarafından algılanan herhangi bir duyu (ışık, ses vb) nakil hücreleri vasıtasıyla motor hücrelere ulaştırılır. Motor hücreler tarafından gelen duyu değerlendirilerek bir tepki (cevap) oluşturulur. Bu tepki nakil hücreleri yardımıyla ilgili kaslara ve salgı bezlerine ulaştırılır. Motor hücreleri sinir düğmeleri içerisinde yer alır. Sinir sisteminde duyu nakli saniyende 5 m. hızla gerçekleşir.



    7- ÜREME SİSTEMİ
    Böceklerde üreme genellikle eşeylidir. Erkek ve dişi bireylerin birleşmesiyle döllenen yumurtalardan yeni bireyler meydan gelir.
    Erkek böcekte eşey organ kısımları:
    a)Testis
    b)Sperma kanalı (vas deferens)
    c)Sperma deposu (vesicula semnalis)
    d)Aedeagus (penis)
    e)Ek bezler
    Bir çift testiste oluşan spermler iki sperma kanalı yoluyla sperm deposuna atılmaktadır.
    Dişi böcekte eşey organ kısımları:
    a)Yumurtalık (ovary)
    b)Yumurta kanalı ( oviduct)
    c)Sperma torbası (reseptaculum seminis)
    d)Vagina
    e)Ek bezler
    Bir çift yumurtalıkta, yumurtaların oluşturduğu (ovariole) adı verilen yumurta tüpleri bulunur. Bunların sayısı türlere göre 1 ile 100 arasında değişir. Bir termit (beyaz karınca) kraliçesinde 2400 adettir. Olgunlaşan yumurtalar iki yumurta kanalından (ki bu kanallar daha sonra birleşir) vaginaya iner. Erkekten alınan spermlerin saklanmasına yarayan sperma torbası vardır. Bunlar olgunlaşan yumurtaları döller. Ayrıca bazı ek bezler bulunur.

  3. #3
    hasanfatih
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    DUYU ORGANLARI

    1-Mekaniksel Duyu Organları

    a)Dokunma kıl ve iğneleri: Böcek vücudunun çeşitli kısımlarında özellikle anten, Tarsus ve cerci ’de bol bulunur.
    b)Çan şeklinde duyu organları: Vücudun değişik kısımlarında örneğin cerci ’de çok sayıda bulunur. Derinin normal yüzeyinde biraz çıkıntı veya girinti yapacak şekilde küçük bir kitinsel levhacıktan ibarettir.
    c)Kordon şeklinde duyu organları: Duyu hücresi, vücut duvarının iki noktası arasına gerilmiş bir uzantıya sabittir. Bu noktadan birisi az veya çok hareket eder durumdadır. Vücut hareketlerini anlamaya ve kontrol etmeye, iç basıncın anlaşılması gibi fonksiyonları vardır. İkinci anten segment inde bulunur.

    2-İşitme Duyusu Organları
    a)İşitme kılları: Bazı tırtıllarda ve çekirgelerde cerci de sese duyarlı kıllar vardır.
    b)Jhonstone organı: İkinci anten segment indeki kordon şeklinde duyu organı ile birlikte çalışır.
    c)Timpanal organı: Yarımay şeklinde içeri doğru girintili yapıda, içeride bir özel zar vardır. Yeşil ve kara çekirgelerde ön bacakların tibia kısmında, kelebeklerde metatoraks’ın yanında bulunur.

    3-Kimyasal Duyu Organları
    Tat ve koku alma organları ince bir kitinsel yüzeye, bir veya birden fazla sayıda sinir hücrelerine sahiptir. Böceklerde esas itibariyle ağız parçaları, anten ve Tarsus’ta yer alır. Böcekler bakımından kokular çok önemlidir. Kokular başlıca 4 guruba ayrılır.
    a)Cinsel çekici kokular(cinsel çekici feromonları): Genellikle dişi böcekler tarafından salgılanıp erkek böcekleri çeken kokulardır. Rüzgâr yardımıyla erkek böcekler bu kokuyu çok uzaktan algılayarak dişileri bulabilir. Tür için özelleşmiş kokulardır.
    b)Haberleşme kokuları: Sosyal yaşayan karınca ve arı gibi böcek gruplarında tehlikeyi haber vermede (alarm feromonları), koloniye ait bireylerin birbirlerini tanımaları yuvalarını ve yollarını bulmada (iz feromonları) önem taşır.
    c)Besin kokuları: Böceklerin yiyeceklerini bulmalarında gıda maddelerinin çıkardıkları kokula önemlidir. Rüzgâr yardımı ile çok uzaktan besinin yerini bulabilirler.
    d)Yumurta koyma çekici kokuları: Dişi böceklerin yumurtlayacakları yerleri bulmada önem taşır.
    4- Görme Organları

    a) Deri ışık alıcıları: Özellikle larvalarda, çekirge ve kınkanatlıların genç dönemlerinde ışığa duyarlı deri yüzeyleri bulunur.
    b) Yan nokta gözler: Böcek larvalarında başın iki yanında bulunur. Kelebek larvalarında 6–7 çift, bitki zararlısı arıların larvalarında 1- çift yan nokta göz bulunur. Tek mercekli basit gözlerdir. Kabaca hayal oluşması ve uzaklık tahminine elverişlidir. Kısmen renk algılayabildiği kabul edilmektedir.
    c) Tepe nokta gözler: Ergin böceklerde başın tepe kısmında tipik olarak bir üçgenin köşeleri durumunda 3 adettir. Bazı böceklerde 1 adettir. Kanatsız ilkel türlerde ise hiç yoktur. Tek mercekli basit gözlerdir. Fonksiyonları kesin olarak bilinmemektedir.
    d) Bileşik (petek) göz: Ergin böceklerde baş üzerinde bir çift olarak bulunur. Değişik sayıda (ommatidium) adı verilen tek mercekli birimlerden meydana gelmiştir.
    Ommatidium sayısı böcek türlerine göre değişir. 1 den birkaç yüz ile birkaç bine kadar değişir. Bir temit( beyaz karınca) kraliçesinde bu sayı 28.000 adettir. Gözün görme gücü, yani oluşan hayalin netlik derecesi ommatidium sayısına paralel olarak değişir. Böceklerin görme gücü insanlarınkine göre çok zayıftır. Bal arısında görme gücünün insanınkine göre 1/300 kadar olduğu kabul edilir. Mor ötesi ( U V ) ışınlar böcekler tarafından algılanabilmektedir. 2500-7000 angstre dalga boyundaki ışıkları alabilmektedirler.
    BÖCEKLERDE SES ÇIKARTMA METODLARI
    Böceklerin ses çıkartma amaçları cinsel çağrı, savunma, korunma ve birbirlerini tanımadır. Beş çeşit ses çıkartma yöntemi vardı:
    a)Vücudun bir parçasını bazı cisimlere vurarak
    b)Vücudun bir parçasını diğerine sürterek
    c)Kanatları titreterek
    d)Kas yardımıyla özel bir zarı titreterek
    e)Diğer titremelerle

  4. #4
    hasanfatih
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    BÖCEKLERDE ÜREME VE GELİŞME
    Böceklerde iki tip üreme vardır. 1) Eşeysiz üreme 2) Eşeyli üreme
    1)Eşeysiz üreme: Böceklerde az görülen üreme şeklidir. Döllenmemiş yumurta vasıtasıyla üreme olur. Yaprak bitleri (afitler) ilkbahar ve yaz boyunca döllemsiz yani eşeysiz olarak çoğalır. Bütün bireyler dişidir. Son baharda dişiler yanında erkekler de meydana gelir. Birleşme sonucu döllenmiş yumurtalar kışı geçirmek üzere ağaçlara bırakılır. Bal arısında döllenmemiş yumurtalardan sadece erkekler meydana gelir. Bazı çekirgelerde ise tam tersine bu yumurtalardan yalnız dişiler meydana gelir. Bazı türlerde ise her iki cinsiyetten de yavru oluşur.
    2)Eşeyli üreme: Böceklerde yaygın olan üreme şeklidir. Erkek ve dişi bireylerin birleşmesi sonucu döllenen yumurtalardan yeni bireyler meydana gelir. Erkek ve dişilerin oranı genellikle 1:1 ise de kimi türlerde bu oran farklı olabilir.
    BÖCEK YUMURTALARI
    Genellikle 0,1mm–0,3 mm boyundadırlar. Renkleri çok değişik olabilirse de çoğunlukla açık kirli sarı, yeşilimsi sarı, krem, açık gri veya açık kahverengidir. Bazı türlerde ise parlak kırmızı, sarı ve turuncudur. Patates böceğinde turuncu, arpa güvesinde kırmızıdır. Yumurtalar genellikle bırakıldıktan sonra rengini değiştirirler. Şekil bakımından çok değişik olabilir. Ancak çoğunlukla yuvarlak, elips veya uzun oval şekilde, bazılarında da böbrek, çubuk veya silindir şeklindedir. Birçok böcek türleri yumurtalarını teker teker bırakırken diğerleri kümeler halinde bırakırlar. Örneğin süne ve kımıl böcek türleri tahıl yaprak ve sapı üzerine 2-3 muntazam sıralı 12-14 lük gruplar halinde bırakırlar. Yüzük kelebeği kursun kalen kalınlığındaki dallara, yumurtalarını çepeçevre halka şeklinde bırakır. Hamam böcekleri paket halinde bırakırlar. Yumurtalar genel olarak, yavruların besinlerlerini bulabileceği yerlere konulur. Mayıs böceği tel kurtları toprağa, Akdeniz meyve sineği, zeytin sineği meyveye, pislik böcekleri ise taze hayvan dışkılarına bırakırlar. Bir dişi böceğin hayatı boyunca bıraktığı yumurta sayısı türün genetik özelliğine ve çevre şartlarına göre değişir. Bazıları 50,70–100: 200,300,500; bazıları ise 750,1000,2000 hatta 3000 adet yumurta bırakırlar. Birkaç adet yumurta verenler yanında, 5–6 yıllık ömründe bal arısı kraliçesi 5000–6000 adet, bir beyaz karınca (termit) kraliçesi ise 10yıllık ömründe 1 milyondan fazla yumurta bırakır.
    EMBRİYO GELİŞMESİ
    Yumurta çekirdeğinin bölünmesiyle embriyo gelişimi başlar. Embriyo gelişiminin tamamlanarak bir yavrunun oluşumu çevre sıcaklığına ve böceğin tür özelliğine göre değişir. Bu süre birkaç gün kadar kısa olabildiği gibi aylarca da sürebilir. Embriyo döneminde böcek vücudu 21 segmentten oluşur. Baş ilk 6 segmentten, göğüs 3 segmentten, karın bölümü de 12 segmentten meydana gelir. Ektoderm’den deri, ön ve arka barsak, salgı bezleri, duyu organları, solunum ve sinir sistemleri ve eşey organları meydana gelir. Mezodermden kas sistemi, dolaşım sistemi, yağ hücreleri, ışık organları oluşurken Endodermden ise sadece orta barsak meydana gelir.
    BÖCEKLERDE BAŞKALAŞIM (METAMORFOZA)
    Yumurtadan çıkan bir yavru ergin oluncaya kadar geçirdiği değişiklilere başkalaşım veya metamorfoza denir. Bütün böceklerde aynı şekilde başkalaşım görülmez. Başkalaşım şekilleri üç ana gruba ayrılır
    a)Ametabola: Yumurtadan çıkan yavru, büyüklüğü dışında aynen ergine benzer. Dolayısıyla bir başkalaşım yoktur. Kanatsız ilkel böceklerde bu tip başkalaşım görülür.
    b)Hemimetabola (tedrici metamorfoza):Yumurtadan çıkan yavru kısmen ergine benzer. Kanat bulunmaz, vücut kısımlarının oranları erginlerdekinden farklıdır. Genç bireylere (nimf) adı verilir. Bunlar büyüme döneminde belli sayıda deri değiştirirken kanatlarda büyür.
    Bu başkalaşım tipindeki dönemler (çekirgelerde olduğu gibi) Yumurta ___ nimf dönemi ___ ergin.
    c)Holometabola (tam metamorfoza): Yumurtadan çıkan birey hiçbir yönüyle ergine benzemez. Bu döneme ‘larva’ denir. Larvalar belli sayıda gömlek değiştirip ‘olgun larva’ olduktan sonra ‘pupa’ dönemine girer. Pupa döneminde böcek beslenmez ve hareket etmez. Larvanın iç ve dış organları hızla değişerek ergin özelliklerini kazanır ve ergin böcek pupadan çıkar. Bu başkalaşım tipi sinek, arı gibi türlerde görülür.
    Başlıca dönemler: Yumurta ___ larva dönemi ___pupa___ergin
    LARVA TİPLERİ
    Şekilleri genel olarak uzun ve silindirik bir yapıda olmakla birlikte çok değişik tipleri vardır. Dış şartlarda yaşayan larvaların renkleri çevre ile uyumludur. Bitki dokusu içinde ve toprak içinde yaşayan larvaların renkleri genellikle beyazımsıdır. Antenler erginlerdekine göre çok daha kısa olup bazı larva tiplerinde anten yoktur. Ağız çiğneyici tiptedir. Bacak sayısı değişiktir.
    Başka larva tipleri:
    1-) Kampodeid larva: Göğüs bölümünden çıkan 3 çift bacak iyi gelişmiştir. Hızlı hareket eden larvaların baş üzerinde bir çift kısa anteni vardır.
    2-Manas tipi larva: Larva vücudu etli şişman ve daima C şeklinde kıvrık bir pozisyonda durur. Göğüs bacakları gelişmişse toprak içinde yürümeye elverişlidir. Toprak içerisinde yaşayan türler yanında depolanmış gıda maddeleri içerisinde de beslenenler de vardır.
    3-Tırtıl: Vücut ince uzun göğüs bölümündeki 3 çift bacak dışında karın bölümünde de bacaklar bulunur. Bu bacaklara ‘ yalancı bacak ‘ denir. Bunlar eklemsiz olup yürümeye ve tutunmaya yardımcı olur. 3 alt tipi vardır:
    a)Gerçek tırtıl: Kelebek larvaları gerçek tırtıldır. Karın (abdomen) bölümünde ilk iki segmentinde yalancı bacak yoktur. Yalancı bacak sayısı 5 çifttir.
    b)Mühendis tırtıl: Karın segmentlerinden sadece 6. ve 9. uncusunda yalancı bacak bulundurduğu için sanki bir yeri karıştırıyor ve ölçüyormuş gibi yürür.
    c)Yalancı tırtıl: Karın bölümünde ilk segment boş olup ikinci segmentten itibaren toplam 6–8 çift yalancı bacak bulunur. Bitkilerle beslenen arı türlerinin larvaları bu tiptedir.
    4-Bacaksız larva: Göğüs ve karın bölümlerinde hiç bacak yoktur. Segmentlerin hareketleriyle yavaşta olsa yer değiştirebilirler. Kapalı ortamda yaşarlar. Bazılarında baş küçük bazılarında da baş hiç yoktur. Sinekler, bazı arı ve kanatlı kurtlarında bu tip larva vardır.
    PUPA TİPLERİ
    Tam başkalaşım (holometabola) görünen böceklerde larvalar, pupa döneminde ergindeki dış ve iç vücut yapısını kazanırlar. Bu dönemde beslenme ve hareket yoktur. Böceklerde 3 tip pupa vardır:
    a)Serbest pupa: Bu tip pupada kanat, bacak ve anten Yapıları vücut üzerinde serbest olarak bulunur.
    b)Mumya pupa: Bacak, anten ve kanat yapıları pupa üzerine yapışık durumdadır ve bir mumyayı anımsatır. Kelebek pupaları bu şekilde olup bunlara özel olarak ‘krizalit’ adı verilir. Krizalitler bir koza içerisinde olabildiği gibi bir toprak yuva içinde de olabilirler
    c)Fıçı pupa: Son larva döneminde larva derisi içinde pupa olduğu için pupa yüzeyi düzgündür. Enine segment çizgileri nedeniyle fıçıyı andırır. Sinek pupaları bu şekildedir. Ergin olan böcek fıçının tepesinde özel bir kapak şeklindeki kısmından dışarı çıkar.
    BAZI TERİMLER
    1-Biyolojik dönem: Böceklerin yaşamları boyunca geçirdikleri yumurta, larva, nimf, pupa dönemlerinin her birine biyolojik dönem denir.
    2-Gelişme dönemi: Bir böceğin yumurta döneminden ergin duruma gelmesine kadar geçen süreye denir. Bu süre böceklerde oldukça farklıdır. Bazı türler 7–10 günde, bazıları bir veya birkaç ay bazıları 1–2 yılda ve az sayıda türlerde görüldüğü gibi 7–8–10–15 hatta 17 yılda gelişirler. Gelişme döneminin uzunluğu tür özelliğine göre değiştiği gibi: ortam sıcaklığı, yağışı, hava nemi ve besin durumu gibi faktörler de bu döneme etki ederler.
    3-Döl ( generasyon): Bir böceğin yumurta döneminden başlayarak gelişim ergin olduktan sonra yumurta vermesine döl veya generasyon denir. Bir yılda meydana getirdikleri döl sayısı türün genetik özelliğine ve çevre şartlarına göre değişir. Yılda 1–2–5–7-10hatta20 döl veren olduğu gibi 2-3-5-7-10 hatta 17 yılda bir döl veren az sayıda türler de vardır.
    4-Diyapoz: Uygun olmayan dış şartlardan korunmak ve bu dönemi canlı olarak atlatabilmek için böceklerin bir süre fizyolojik faaliyetlerini en aza indirerek beslenmedikleri ve hareketsiz kaldıkları uyku dönemine denir.
    İkiye ayrılır: Yalancı diyapoz ve gerçek diyapoz
    a)Yalancı diyapoz: Ekolojik koşulların uygun olmadığı durumlarda başlayan ve uygun duruma gelmesiyle sona eren diyapoz şeklidir. Buna: geçici diyapoz da denir.
    b)Gerçek diyapoz: Her yıl belli bir zamanda belli bir biyolojik dönemde ve zorunlu olarak girilen diyapozdur. Burada fotoperiod ve besin kalitesi diyapoza giriş bakımından önem taşır. Son bahara doğru günler kısalırken böcek türüne göre değişebilen belli bir gün uzunluğunda o türün belli bir biyolojik dönemi (yumurta, larva, pupa ergin ve nimf ) diyapoza girer. Çevre şartları düzelse bile bazı fizyolojik faaliyetler tamamlanmadıkça diyapozdan çıkmaz. Kışları soğuk geçen yerlerdeki böcek türlerinde bu diyapoz şekli görülür.
    Girilen mevsime göre diyapoz ikiye ayrılır
    a)Yazlama: Aşırı sıcak, aşırı kuraklık veya besin yetersizliği gibi olumsuz şartlardan dolayı böceklerin girdikleri diyapozdur.
    b)Kışlama: Sonbaharda girilerek ilkbahara kadar devam eden diyapozdur. Genellikle gerçek diyapoz şeklidir.

  5. #5
    hasanfatih
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    BÖCEK EKOLOJİSİ
    Böceklerin büyüme gelişme ve çoğalmaları üzerine etkileri olan birçok çevre faktörleri vardır. Bunlar iki guruba ayrılır.
    a) Cansız faktörler b) Canlı faktörler
    a) CANSIZ FAKTÖRLER
    Bunlar iklim ışık ve toprak faktörleridir.
    1-İKLİM:
    Yeryüzünü örten ve canlıların yaşayışlarını etkileyen birçok etkenlerin toplamını ifade eder.
    Bunlar: ısı, su, rüzgâr ve benzeri etmenlerdir.
    a) ISI: Kalori ile ölçülür. Ancak pratikte etkeni olan sıcaklık kullanılır. Böceklerin büyüme gelişme ve çoğalmaları yanında ölümleri üzerinde büyük etkisi vardır. Sıcaklığa dayanıklılık ve sıcaklık istekleri bakımından böcek türleri değişiklik gösterir. Bazı türler düşük sıcaklıklara karşı dayanıklı olup diyapoza girmek suretiyle -25, -30 hatta -40 dereceye dayanabilirler. Tropikal ve subtropikal orijinli böcek türleri 0 derece civarında ölürler. Böceklerin çiftleşme, yumurta bırakma, büyüme ve gelişmeleri için en düşük ve en uygun sıcaklık istekleri türlerin genetik özelliklerine göre değişir. Böceklerde açık dolaşım sistemi vardır. Soğukkanlı hayvanlardır. Çevre sıcaklığına bağlı olarak fizyolojik faaliyetlerinin hızı değişir. Büyüme gelişme ve çoğalma olaylarının hızı sıcaklığa bağlı olarak azalır, artar veya durur. Yüksek sıcaklığa dayanıklılık bakımından türler farklı özelliktedir. Ancak çoğu türlerde 35 dereceden sonra uyuşma görülür ve 40 derece civarında ölüm ortaya çıkar.
    b)SU: Suyun sıvı şekli yağış, sis ve çiğ şeklindedir. Gaz şekli ise hava nemidir. Hava nemi böcek yaşayışı için önemlidir. Sıcaklıkla birlikte hava nemi böceklerin büyüme gelişme ve çoğalmaları üzerinde önemli etkiler yapar. Böcekler için en uygun hava nemi isteği türün genetik yapısına bağlı olarak değişse de çoğunlukla bu değer %60–90 arasındadır. Hava nemi belli bir sınırın altına indiğinde veya üstüne çıktığında böcekler diyapoza girer. Yağışlar normal şartlarda böcekleri farklı etkilemez. Çünkü yağıştan önce böcekler uygun yerlere sığınır. Ancak birden bastıran şiddetli yağışlar bazı türlerde öldürücü etki yaparak popülâsyonunu düşürür.
    c) RÜZGÂR: Normal hızdaki rüzgârlar böceklerde olumsuz etki yapmadığı gibi kokuları taşıma gibi faydaları da vardır. Şiddetli rüzgârlar ölümlere yol açar.


    2- IŞIK:
    Böcek türlerinden bazıları ışığa doğru yöneldiği halde bazıları da ışıktan kaçar. Elma içkurdu kelebeği alaca karanlıkta faaliyet gösterir. Depolanmış gıda maddelerinde beslenen bütün böceklerde ışıktan hoşlanmaz. Gündüz kelebekleri, çekirgeler birçok kelebek türleri ve arılar ışıktan hoşlanırlar ve ışığa yönelirler. Gün uzunluğu yani günlük aydınlanma süresi böceklerin diyapoza girmesinde çok önemlidir. Örneğin elma iç kurdu ve diğer bazı zararlılar günlük aydınlanma süresi 14 saatten az olduğunda diyapoza girerler. Böcekler ultra viole ışınları da algılaya bilirler.
    3-TOPRAK: Toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri böceklerde doğrudan veya dolaylı etki yapar. Bazı türlerde ‘asmaflokserası’ kumlu topraklardan hoşlanmazken toprakta tünel açarak yaşayan böcekler killi ve sert yapılı toprakları sevmezler. Çoğu tınlı toprakları severler. Toprak asitliliği doğrudan veya dolaylı etkiye sahiptir. Toprakta yaşayan ve bitki kökleriyle beslenen tel kurtları asitli toprakları severler. Topraktaki besin maddeleri de böceklerde dolaylı etkiye sahiptir. Sokucu- emici ağızlı böcekler fazla azotlu gübre verilmiş toprakta yetişen konukçu bitkilerde daha iyi beslenir gelişir ve daha hızlı çoğalırlar. Çünkü bitki dokuları daha gevrek ince ve suludur. Buna karşılık fosfor ve potasyum bakımından yeterli olan topraklarda bitkiler böceklere karşı nispeten daha dayanıklı olduğundan bu böcekler daha az çoğalırlar.
    Toprak nemi, toprakta yaşayan veya hayatının bir bölümünü toprakta geçiren böcek türlerine etki eder. Birçok sinek türleri gibi kiraz sineği pupaları da toprakta kışı geçirdikten sonra ilkbaharda ergin çıkışı için toprakta belli düzeyde neme ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle ilk bahar yağışlarıyla kiraz sineği popülasyon seviyesi arasında yakın bir ilişki vardır.
    b)CANLI FAKTÖRLER
    1-Besin: Böcekler çok farklı besin alırlar. Böcekle beslenenler yanında canlı hayvanla beslenenler yani avcı ve parazit böcekler vardır. Birçok türlerde çürüyen bitkisel ve hayvansal salgı da alırlar. Fungus yani mantar ile beslenen türler ise hayvan dışkısı ile beslenen türler de vardır.
    a) Monofag: Sadece bir veya yakın akraba olan birkaç tür konukçu ile beslenen böceklerdir.
    Zeytin sineği sadece zeytin türleriyle kiraz sineği kiraz ve vişne türleriyle beslenir.
    b) Oligofag: Bir familyaya bağlı bitki türleriyle beslenen böceklerdir örneğin (bruchus türleri) baklagil tohum böcekleri baklagil türleriyle, patates böceği patlıcangiller familyasıyla beslenir.
    c) Polifag: Birden fazla familyadan bitki türleriyle beslenen böcektir. Örnek: Beyazsinek san-jose kabuklu biti. Böcek popülâsyonu üzerine etkili olan besinle ilgili iki faktör önemlidir. Bunlar: Konukçu uygunluğu ve konukçu bolluğudur.
    Konukçu uygunluğu: Böceğin beslenmesi ve gelişimini tamamlaması açısından konukçu bitkinin kalitesini yani uygunluğunu ifade eder. Akdeniz meyve sineği dişileri yumurtalarını turunçgil meyvelerinin kabuğu içine bırakırlar. Yumurtalardan çıkan larvalar kabuk yapısındaki yağ esansları ve asit içeriklerinden etkilendiği için değişik oranda larva ölümü ortaya çıkar. İnce kabuklu turunçgil çeşitleri, özellikle mandalinada larva ölümleri daha az olur. Konukçu bolluğu ise konukçu bitkinin o yörede zararlı böcek türüne yetecek miktarda olup olmamasını ifade eder. Konukçu bitki bol ise diğer şartların uygun olması durumunda o böcek türünün o yörede varlığı daha yüksek olur.2 –Düşmanlar: Her böcek türünün az veya çok düşmanları vardır. Bundan dolayı, böceklerin çoğalmaları üzerine düşmanların önemli etkisi vardır. Tarımsal zararlılarla mücadelede onların düşmanları büyük önem taşır. Bu zararlı böcek türlerinin birçok düşmanları vardır.
    Bunlar iki gruba ayrılır: a) Eklembacaklılar ve diğer hayvan türleri Hastalık etmeni mikroorganizmalar.
    Eklem bacaklılardan özellikle böceklerden binlerce avcı ve parazit türler zararlılar üzerinde baskı kurarlar örneğin: süne ve kımıl yumurtalarını parazitleyen bazı arı türleri, kimi yörelerde yumurtaların %70 den fazlasını parazitleyerek öldürürler. Uğur böcekleri ( ergin ve larvaları ) yaprak bitlerini yiyerek insanlara yararlı olurlar. Böylece yüksek üreme yeteneğinde olan böceklerin çoğalmaları diğer çevre faktörleri ile birlikte düşmanların da katkısıyla önlenmiş olur. Avcı akarlar ve birçok kuş türleri zararlı böcekleri tüketerek doğal mücadeleye katkıda bulunurlar. Böceklerde hastalık oluşturan çok sayıda bakteri, mantar ve virüsler vardır. Bunlar zaman zaman büyük sayıda ölümlere yol açar.
    3-Popülasyon yoğunluğu: Belli bir ortamda böcek sayısının fazla artış göstermesi sonucu diğer şartlar uygun olsa bile popülasyonun düşmesini sağlayan ve popülasyon yoğunluğundan kaynaklanan bir baskı ortaya çıkar. Yapılan bir denemede bir cam şişenin dibine yeterli miktarda besin ile birlikte bir çift sirke sineği ( Drosophila sp ) konulmuştur. Sineklerin çoğalması önce yavaş, sonra hızlı olmuş ve tekrar yavaşladıktan sonra belli bir seviyede sabit kalmıştır. Şişe içerisinde yeterli besin ve hava bulunduğu halde çoğalmanın durması popülasyon yoğunluğunun baskısı (stres) sonucu ortaya çıkmıştır. Bu baskı nedeni ile böceklerin ömürleri kısalmış, bir dişinin verdiği yumurta sayısı azalmış, yumurtalardan canlı larva çıkış oranı azalmış, gelişmesini tamamlayan birey sayısında azalma görülmüştür.
    Çevre direnci: tabiatta böcek popülâsyonları devamlı azalıp çoğalarak dalgalanma gösterir. Bu konuda esas etken olan çevre direncidir. Böcek popülâsyonlarına etkili olan canlı ve cansız bütün çevre faktörlerinin hepsine birden çevre direnci denir. Belli bir yörede bir böcek türünün popülasyonu, çevre direncinin kuvvetli veya zayıf olmasına göre azalır veya çoğalır. Çevre direnci zayıf olduğunda popülasyon seviyesi yüksek olur. Çevre direnci yüksek olduğunda ise popülasyon düşer. Sonuç olarak bir böcek türünün yöredeki popülasyon seviyesi (çoğalma gücü /çevre direnci oranına) bağlı olarak değişmektedir.
    Böcek salgınları: Zararlı böcek türleri için birkaç yıl üst üste uygun çevre şartlarının görülmesi sonucu salgınlar ortaya çıkar. Çevre direncinin uzun süre zayıf olması bu duruma neden olur. bu salgın çoğunlukla 2–3 yıl sürer. Bazen daha uzun sürebilir.
    Zararlı böceklerin sıcaklık, nem ve besin gibi çevre istekleri dikkate alınarak mevcut iklim değerleri ve iklim tahminlerine göre bir zararlı türün popülasyon gelişimi ve salgın yapıp yapmayacağı tahmin edilmeye çalışılır.

    BÖCEKLERİN SINIFLANDIRILMASI
    Tabiatta canlılar oldukça çeşitlidirler. Bu güne kadar tespit edilen hayvan türlerinin sayısı 1,5 milyon, bitki türlerinin sayısı 500 bin kadardır. Bu kadar çok değişik özellikteki canlıların belli bir düzenleme ve sınıflama yapmadan tanımak ve onlarla uğraşmak imkânsızdır. Canlıların sınıflandırılması ile uğraşan ilim dalına sistematik veya taksonomi denir. Sistematiğin en önemli görevi canlıları sınıflandırarak onları isimlendirmektir. Hayvanların sınıflandırılmasında kullanılan başlıca karakterler: vücut büyüklüğü, vücut dış yapısı ve içyapısı, yaşayışı (biyolojisi) davranışları, çevre istekleri vb.
    Hayvanların sınıflandırılmasında kullanılan ana kategoriler boşluk büyükten küçüğe sırayla ALEM-ŞUBE-SINIF-TAKIM-FAMİLYA-CİNS-TÜR şeklindedir. Bu kategorilerden en önemlisi TÜR’ dür. Morfolojik ve fizyolojik bakımdan birbirine benzeyen ve çiftleşerek verimli döller meydana getiren bireyler topluluğuna ’tür’ denir.
    Tür esas olarak iki isimden oluşur. Cins adı ve tür adı. Ayrıca bilimsel yazılarda yazar adı da vardır. O türü ilk defa bularak tanımlayan ve bilimsel bir makale yayınlayan kişinin soyadı yazar adını oluşturur. Örneğin Bal arısı: Apis mellifera linneaus

    Cins adı tür adı yazar adı
    Tür yazım kuralları: a)cins adı büyük harf ile tür adı küçük harf ile yazar adı büyük harf ile başlar. b)elle veya daktilo ile yazımda cins ve tür adının altı çizilir, matbaa baskısı veya bilgisayar yazılarında ise italik harflerle yazılır. Yazar adının altı çizilmez ve normal yazı ile yazılır.
    Canlıların isimlendirilmesinde Latince dili ve esasları kullanılmaktadır. Verilecek isimlerin uluslar arası bilim dünyasında anlaşılabilir ve geçerli olabilmesi için belirli kurallara uygun olması gerekir. Bu kurallar uluslararası zoolojik isimlendirme komisyonu tarafından belirlenmektedir.

  6. #6
    hasanfatih
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    BÖCEK TAKIMLARI
    Hexapoda sınıfı iki alt sınıfa ayrılır. a)apterygota b)pterygota
    a) Apterygota: (kanatsız böcekler) alt sınıfı: Bunlar 4 takıma ayrılır. Hepsinde böcekler kanatsızdır. Genellikle toprakta yaşayan ilkel böceklerdir. Bitki zararlısı türler çok azdır.
    b) Pterygota(kanatlı böcekler) alt sınıfı: Kanatlı böceklerdir. Kanatları bulunmayan türlerde vardır. Ancak bunlarda kanat izleri mevcuttur. Kanatlı böcekler 26 takıma ayrılır. Çok sayıda bitki zararlısı böcek türleri vardır. Burada ekonomik öneme sahip yani önemli derecede zarar yapan türlerin bağlı olduğu takımlar ele alınacaktır.
    Önemli takımlar
    1-Orthoptera ( çekirgeler )
    Ağız yapısı ısırıcı – çiğneyicidir. Tedrici metamorfoza ( Hemime tabola ) vardır. İki çift kanat mevcuttur. Bazı türlerde kanatlar küçük veya hiç yoktur. Ön kanatlar parşümen yapısında arka kanatlar ön kanatlardan daha büyük, zar yapısında uçmadığı zamanlarda yelpaze şeklinde ön kanatların altında yer alır. Arka bacaklar diğer bacaklara göre çok daha uzun, femur iri ve uzun olup sıçrayıcı tiptedir. Önemli gruplar: acrididae famillası ( tarla çekirğeleri ) tettigoniide ( yeşilçekirgeler ) ve gryllidae ( kara çekirgeler )
    2-Thysanoptera (kirpik kanatlılar )
    Boyları 0,5-5mm arasında, vücut silindiriktir. İki çift kanatlı ve kanatsız türler vardır. Kanatlar dar, kenarları ince kirpik benzeri kıllarla kaplıdır. Ağız sokucu-emici yapıdadır. Tedrici metamorfoza (Hemimetabola) görülür. Bazı türler eşeysiz yolla çoğalır, erkek bulunmaz. Tahıl bitkileri, tütün, sebze ve asma gibi kültür bitkilerinde yaprak, sürgün, tomurcuk, çiçek, tohum ve meyvede bitki öz suyunu emerek zararlı olan önemli türler vardır. Örneğin: bağ tripsi, tütün tripsi ve hububat tripsleri.
    3-Heteroptera ( heterojen kanatlılar = yarım kanatlılar )
    Boyları çok değişik olup küçük boylu olanlar yanında iri vücutlu olan türler vardır. En tipik özellikleri ön kanatların dip yarısının kalın ve derimsi bir yapıda, diğer yarısının zar yapısında olmasıdır. Arka kanatlar zar yapısındadır. Ağız sokucu- emici tipte, tedrici metamorfoza (Hemimetabola) görülür. Tür sayısı bakımından zengin bir takımdır. Önemli tarımsal zararlıları içerir. Bitkilerin toprak üstü veya toprakaltı kısımlarında bitki öz sunu emerek verim ve kalite kaybına sebep olur. Süne ve kımıl tahıllarda, pis kokulu yeşil böcek ise sebze türlerinde zararlı olur. Zararlı böceklerle beslenen birçok avcı böcek türü vardır.
    4-hemoptera (homojen kanatlılar = benzer kanatlılar )
    Birçok türlerde ön kanatlar zar yapısında şeffaftır. Bazı türlerde ise kalınlaşmış olup derimsi veya parşümen imsi bir yapıdadır. Kanatsız olan birçok türler vardır. Ağız sokucu-emici olup tedrici metamorfoza görülür. Örneğin tarımsal zararlılar arasında yer alan yaprak bitleri
    (afitler), beyazsinekler, unlu bitler ve kabuklu bitler bu takıma giren gruplardır. Bitkilerin yaprak, sürgün, dal, tomurcuk, çiçek, tohum, meyve gibi toprak üstü organlar yanında köklerde de bitki öz suyunu emerek bitkiyi kuruta bilir veya ürün verim ve kalitesinde kayıplara yol açarlar.
    5-Coleoptera ( kınkanatlılar )
    Tür sayısı bakımında en zengin takımdır. Bilinen böcek türlerinin % 40 ı bu takıma girer. En önemli özellikleri, ön kanatların kalın ve kitin yapısında olmasıdır. Arka kanatların ise zar şeklinde olup dinlenme pozisyonunda iken ön kanatların altında yer alırlar. Ağız tipi ısırıcı-çiğneyici, metamorfoza şekli halometabola yani tam metamorfozadır. Değişik larva tipleri görülür. Bitkilerin değişik kısımlarını kemirerek, oyarak, dokularda tünel açarak zarar verirler: patates böceği, baklagil tohum böceği, yaprak pireleri önemli tarımsal zararlılar arsındadırlar. Bazı türler zararlı böcekleri avlayarak insanlara fayda sağlar. Uğur böceklerinin erginleri ve larvaları yaprak bitlerini yiyerek biyolojik mücadeleye katkıda bulunurlar.
    6-Lepidoptera (kelebekler = pul kanatlılar)
    Kanatlarının üzerinde kiremit gibi örülmüş pullar değişik renk ve desenleri oluşturur. Kelebeklerin emici ağız tipleri vardır, çiçek nektarı ve diğer tatlı sıvılarla beslenirler.
    Tam metamorfoza vardır. Larvalar gerçek tırtıl formundadır. Çiğneyici ağız yapısı ile bitkilerin değişik kısımlarını keserek, oyarak, yiyerek beslenirler. Tarım ürünlerinde verim ve kalite kaybına yol açarlar. Mumya pupa vardır ki buna özel olarak ‘krizalit’ denir. Önemli bitki zararlısı türleri içeren bir takımdır. Elma içkurdu …………. Ağ kurdu, yeşil kurt, tırpan kurdu, pembe kurt önemli türlerdendir.
    7-Diptera (sinekler)
    Bir çift kanatları vardır ve zar yapısındadır. Arka kanatlar küçülerek ‘ halter’ adı verilen disk şeklini almıştır. Halter uçuş esnasında vücut dengesini sağlanmasına yardımcı olur. Erginlerinin ağız yapısı sokucu-emici veya sünger uçlu emicidir. Bacaksız larva tipi vardır. Tam metamorfoza’ ya sahiptir. Pupa fıçı pupa tipindedir. Çoğunlukla pupalar toprakta bulunur. Önemli bitki zararlısı türlerden bazıları zeytin sineği, kiraz sineği, pancar sineği, kavun sineğidir. Kimi türler insan ve hayvanlarda kan emerler ve hastalık bulaştırırlar. Bazıları da zararlı böceklerle parazit veya avcı olarak beslenerek doğal biyolojik mücadeleye katlıda bulunurlar.
    8-Hymenoptera (zarkanatlılar = arılar)
    Zar yapısında iki çift kanat vardır. Ön kanatlar, arka kanatlardan iki kat büyüktür. Erginlerinin ağzı çiğneyici-yalayıcı veya çiğneyici yapıdadır. Bitkilerle beslenen larvalar yalancı tırtıl formundadır. Diğer arılar ise larvalar bacaksız larva tipindedir. Metamorfoza tamdır. Serbest pupa tipi vardır. Pupa genellikle iplikten örülmüş bir koza içerisindedir. Kültür bitkileri ve orman ağaçlarında zararlı olan arı türleri vardır. Testereli arıların larvaları meyve ağaçlarında zararlıdırlar. Erginleri çiçek nektarı ve tatlı sıvılarla beslenirler. Bal arısı ve yaban arısı türleri çiçeklerin tozlanmasına yardımcı olurlar. Binlerce parazit arı türü zararlı böceklerin yumurta, larva veya pupalarını parazitleyerek popülâsyonlarını bastırmak suretiyle insanlara ve doğal dengeye büyük yararlar sağlarlar.
    B)AKARLAR( acarina )
    Akarlar böcekler gibi eklem bacaklılar (arthropoda) şubesine bağlıdırlar. Boyları çoğunlukla 1 mm den daha kısa olan mikroskobik büyüklükte türlerdir. Vücut iki bölümden meydana gelir: baş ve göğüsün birleşmesi ile oluşmuş ‘ cephalotoraks’ ve ‘abdomen’ bölümlerinden oluşur. Birlikte beslenen akarlarda ağız sokucu-emici yapıda olup bir çift iğne şeklinde kelisera ve bir çift pedipalp ‘den meydana gelir. Akarlarda kanat ve anten bulunmaz. Bazı gruplarda bir çift basit göz vardır. Vücut üzerinde belli sayıda kıllar vardır. Bu kıllar akarların sınıflandırılmasında önemlidir. Bacak sayısı 2–4 çift arasında değişir. Kültür bitkileriyle beslenen akar türlerinin çoğunluğu 2 grupta toplanır.
    a)Kırmızı örümcekler (Tetranychoidea üst familyası)
    Vücut oval şekilde olup renkleri türlere ve besine göre değişmek üzere kırmızı, turuncu, kahverengi, sarı veya yeşil tonlardadır. Yumurtalarını genellikle yaprak alt yüzeyine bırakırlar. Yumurtalardan çıkan larva 3 çift bacaklıdır. Gömlek değiştirip 4 çift bacaklı 1.nimf dönemine girer. Daha sonra birer gömlek değiştirerek 2.nimf ve ergin dönemine ulaşırlar. Yazın uygun şartlarda gelişme dönemi 7–10 günde tamamlanır. Bu nedenle çok hızlı çoğalırlar. Bitkilerin yaprak alt düzeyinde bitki öz suyunu emerek zararlı olurlar. Genç yaprakları tercih ederler. Yaprak rengi açılır ve ileri dönemde kurur. Bazı türler yaprak alt yüzeyinde ağ örerler. Genç bitkileri kısa sürede kurutabilirler. Önemli bazı türleri: iki noktalı kırmızı örümcek (tetranych urticae), akdiken akarı (tetranychus viennensis), Avrupa kırmızı örümceği (panonychus ulmi)’ dir.
    b)Gal ( uyuz) akarları ( Eriophyoida üst familyası )
    Vücut boyu 0.15–0.40 mm arasında olup çıplak gözle görülemezler. Vücut havuç şeklinde, önden arkaya doğru daralır ve üzerinde çok sayıda enine deri kıvrımları vardır. Vücut üzerinde belli sayıda kıl ve son kısımda bir çift uzun kıl vardır. Ön kısımda 2 çift bacak vardır. Genellikle açık krem veya gri renklerdedir. Bu akarlar yaprak ve tomurcuklarda bitki öz suyunu emerek bitkileri zayıflatır, verim ve kalite kayıplarına yol açar. Bazı türler yaprak veya tomurcuklarda gal veya ur (uyuz) gibi çeşitli deformasyonlara neden olurlar. Gal veya ur şekli tür teşhisinde yardımcı olur. Önemli bazı türler: armut yaprak gal akarı (eriophyes pryi), asma yaprak gal akarı (eriophyes vitis), fındık iri tomurcuk (kozalak) akarı (pyhtoptus avellanae)
    C)NEMATOD’LAR( nematoda)
    Nematodlar genellikle iplik veya solucan şeklinde toprakta yaşayan hayvanlardır. Teşhisi yapılmış 15 bin türden 2200 kadarı bitkilerle beslenen türler olup ekonomik zarara sebep olan tür sayısı az olmakla birlikte ekolojik şartlar elverişli olduğunda zarar düzeyleri çok yüksek olmaktadır. Vücut boyu 0,5–3,5 mm arasında değişir. Nematodlar sokucu-emici bir ağza sahiptir. Toprakta bitki kökleriyle beslenir. Ancak bazı türler bitki sapı yoluyla tohuma kadar ilerler ve zararlı olur. Bazı türler dişi bireylerin vücutlar limon, armut veya torba şeklinde erkekleri iplik formundadır. Kök ur nematodları incir ağacı yetişe bilen ılıman iklimlerde bulunurlar. Pek çok kültür bitkisi türünde köklerle beslenmeleri sonucu yuvarlak ve irili ufaklı olan ur veya gal oluştururlar. İletim demetleri bozulduğu için kökler suyu alamaz, bitki zayıflar verim ve kalite kayıpları ortaya çıkar.
    Lahana sist nematodu lahana köklerinde, pancar sist nematodu pancar yumrusunda beslenerek zarar oluşturur. Soğan sap nematodu soğanlarda, buğday gal nematodu buğday tanelerinde zarara yol açar. Bir yerde nematod bulunup bulunmadığını kesin olarak anlamak için kök çevresindeki topraklardan örnekler alınıp laboratuarda kalından inceye doğru değişen bir elek serisinden yıkama metoduyla geçirilerek nematodlar elde edilebilir.
    Arazide sıcak havalarda pörsüyen zayıf ve cılız bitkilerin bulunması toprakta nematod varlığına işaret eder.
    E)KEMİRGENLER ( Rdentia).
    Bu grupta kültür bitkileri veya ürünlerinde zarar yapan tarla fareleri, ev faresi, sıçanlar, kör fare önem taşımaktadır. Tarla fareleri (microtus türleri) 9–18 cm boyunda gri-kahverengi renktedir. Toprağın 10–70 cm derinliğinde açtıkları tünellerde yaşarlar. Bu tünellerin 4–6 giriş deliği vardır. Gece gündüz aktif olmakla beraber geceleri daha aktiftirler. Üreme kapasiteleri yüksektir. Yılda 4–6 doğum yapar ve bir doğumda yavru sayısı 9 a kadar çıkabilir. Gebelik 3 hafta sürer. Yavrular 2–3 ayda ergin olurlar. Tahıllar, baklagiller, yem bitkileri, çayır-mera bitkilerinde yeşil kısımlar ve tohumları yerler.
    Kör farenin vücut boyu 17–23 cm kızıl gri ve gri renktedir. Bir kör fare 1–15 dekar alanda faaliyet gösterir. Ön bacakları kuvvetli ve kazıcı formdadır. Toprak altında tünel açarak toprakları dışarı yığarlar. Tek olarak bu tünelde yaşarlar ve dışarı çıkmazlar. Bitkilerin kökleri veya yumrularıyla beslenir ve yuvalarına taşırlar. Oluşturdukları toprak kümeleri sulama ve makineli hasat işlerinde sıkıntı çıkarır. Ev fareleri ve sıçanlar ev, depo ve ambar gibi kapalı alanlarda ki her türlü besini tüketirler. Bunun yanında katı ve sıvı atıkları ve tüyleriyle besinlerin daha fazlasını kirletirler. Tipo, veba gibi bulaşıcı hastalıkları yayarlar. Kâğıt, deri, kumaş ve tahta materyalleri kemirip parçalayarak zararlarını arttırırlar.
    F)YUMUŞAKCALAR ( Mollusca).
    Bu grupta bitkilerle beslenenler salyangoz ve sümüklü böcekler bulunur. Sümüklü böcekler kabuğa sahip değildirler. Bir defasında 20–100 yumurta bırakırlar. Yumurtalarını nemli yerlere ve kümeler halinde bırakırlar. Salyangozlar ……… şeklinde kabuğa sahiptirler. Genelde gündüz gizlenir gece faaliyet gösterirler. Tarla ve bahçelerde özellikle nemli yerlerde ve çeşitli yerlerde çeşitli bitkilerin yaprak, sürgün ve meyvelerini yiyerek veya kemirerek beslenirler.
    G) KUŞLAR ( Aves).
    Kargalar, serçeler ve sığırcıklar birçok kültür bitkilerini zarar veren kuşlardır. Tohum tarlaya ekildiğinde bunlar toplamaya başlarlar. Hemen hemen tüm tarım ürünlerine zarar veren bu hayvanlar özellikle hububat, baklagiller ve ayçiçeği tohumlarını severek yerler. Hububat süt olum döneminden başlayıp ambara alınmaya kadar kuşların hücumuna uğrar. Kargalar mısır tohumlarını tane oluşum döneminde koçan tanelerini yiyerek mısır tarlalarını harap ederler. Bu zararlı yönlerine rağmen faydaları da vardır. Özellikle yavru çıkarma döneminde çevredeki böcekleri toplayarak yavrularına yedirirler. Bu böceklerin birçoğu zararlıdır. Bu nedenle zararlı böcek türlerinin baskı altında tutulmasında kuşların önemi büyüktür. Sığırcıklar çekirgeleri izler ve yerler.


  7. #7
    hasanfatih
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    ZARARLILARLA MÜCADELE
    Zararlı hayvanların kültür bitkileri ve ürünlerinde yapabilecekleri zararların önlenmesi veya azaltılması amacıyla yapılan işlemlere zararlılarla mücadele denir.
    Yapılacak mücadelenin ekonomik olması gerekir. Yani mücadele için yapılacak masrafın sonuçta kurtarılacak ürünün değerinden fazla olmaması gerekir. Bu nedenle herhangi bir kültür bitkisi veya ürüne zararlı bir tür görüldüğünde mücadeleye karar verilmeden önce zararlının popülasyon yoğunluğu ve yapabileceği zarar derecesini önceden tahmin etmek gerekir. Bu amaçla tarım bakanlığı ‘zirai mücadele teknik talimatları’ ndan ve bu konuda çalışan araştırmacı kuruluşlardan yararlanılmalıdır. Ancak bazen gelecek yılın ürününü kurtarmak amacıyla veya devlet eliyle yürütülen mücadelede ekonomiklik ön plana çıkar.
    Zararlı hayvan grupları
    1-Düzenleyici (yasal mücadele)
    2-Kültürel mücadele
    3-Fiziksel ve mekaniksel mücadele
    4-Biyolojik mücadele
    5-Biyoteknik mücadele
    6- Genetik mücadele
    7-Kimyasal mücadele
    8-Entegle mücadele
    1-Düzenleyici (yasal mücadele)

    Bu mücadele tarım bakanlığı tarafından kanun ve yönetmeliğe göre, yine bakanlık eliyle yürütülür. İkiye ayrılır.
    a)Dış karantina: Ülke içinde bulunmayan zararlı hayvan türleri, bitki hastalık etmenleri ve yabancı ot türlerin ………….. girişini önlemeye yönelik çalışmalardır.
    Gümrük ……………………………………………………………………………… …….. giriş yapacak her türlü tarım ürünü ve yumru, soğan, tohum vb. Bitki üretim materyalleri denetlenir. Temiz materyallere izin verilirken bulaşık olanlar ilaçlanır, imha edilir veya geri çevrilir. Yurt içinden ………………………………………………………………. . Süreyi kapsayan ‘ihracat sertifikası’ verilir.
    b)İç karantina: yurt içinde herhangi bir bölgede bulunan ancak diğer yörelerde bulunmayan zararlı, bitki hastalığı veya yabancı ot türlerinin temiz bölgelere yayılmaması için yapılan çalışmadır.
    2-Kültürel mücadele
    Yapılan normal tarım faaliyetlerini, zararlıların popülâsyonlarını düşürecek zararlarını azaltacak veya engelleyecek şekilde düzenlemektir.
    Başlıca metotları:
    a)Sağlıklı bitki yetiştirmek:
    Kültür bitkilerini uygun yer ve toprakta yetiştirmek: uygun dozlarda, dengeli bir gübreleme yapmak, uygun bir ekim veya dikim sıklığı: toprak drenajı, sulama, budama ve temizlik gibi hususları kapsar.
    b)Zararlılara dayanıklı veya bağışık bitki çeşitleri yetiştirmek:
    Asma köklerinde beslenip kurumalara yol açan Asma Flokserasına karşı dayanıklı olan Amerikan çeşitleri üzerine yerli asma çeşitleri aşılanarak bağcılık yapılması floksera ile en uygun mücadele şeklidir. Kabuğu sert olan fındık çeşit’i sivri fındık, fındık kurduna dayanıklıdır.
    c)Ekim dikim ve hasat zamanını, zararlılar aleyhine olacak şekilde düzenlemek:
    d)Yabancı ot ve organik artıkların tarla içi ve kenarından temizlenmesi
    Yabancı otlar birçok zararlılara yataklık ederler. Faydalı böceklerde bu bitkilerde barınabilecekleri için duruma göre hareket edilir.
    e)Toprak işlemenin zamanı, metodunu ve derinliğini zararlılar aleyhine olacak şekilde düzenlemek.
    f) Bitki nöbetleşmesi zamanını (münavebe = rotasyon):
    Konukçu bitki sayısı fazla olmayan ve fazla uçucu olmayan böcek türleri ve diğer zararlılara karşı uygulanabilir. Sadece buğdaygil bitkileriyle beslenen ‘buğdaygil gal……..’ ile en etkili mücadele yöntemi o araziye buğdaygiller dışında bitki ekmek veya nadasa bırakmaktır.
    3-Fiziksel ve mekaniksel mücadele
    Başlıca yöntemler:
    A-böceklerin yumurta kümelerini………………………………………………… ….. topluluklarını veya yuvalarını iri ergin larvaları toplamak ve öldürmek.( patates böceği, elma ağ kurdu)
    B-Tuzak tesis etmek:
    Başlıca tuzak çeşitleri: ışık tuzakları, yem tuzakları, renk tuzakları, yapışkan tuzaklar, cinsel çekici tuzaklar.( feromon) Bazıları ikili kombinasyon halinde kullanılırlar. Örneğin renk ve yapışkan tuzak feromon –yapışkan tuzak tipi gibi. Kemiriciler için mekanik tuzaklar.
    C-Yakmak:
    Bir yöreye yeni bulaşmış tehlikeli bir zararlı hastalık etmeni veya yabancı ot türünün imhası için kullanılır.
    D-Isıtmak:
    Depolanmış tarım ürünlerinde ve bitki üretim materyalleri ( tohum, yumru, soğan vb. ) bünyesinde bulunan böcek akar ve nematod gibi zararlıları öldürmek için materyallin ısıtılması başarılı sonuç verebilir. Sıcaklık derecesi ve ısıtma süresi önemli olup materyale zarar verilmemelidir.
    E- Soğutma:
    Depolarda veya içinde bulunan gıda maddesi ve diğer materyallerde bulunan zararlıların büyüme beslenme ve çoğalmalarını engellemek için ortam soğutulabilir.
    F- Radyoaktif ışınlar kullanılarak depolanmış tahıllardaki zararlılar öldürülebilir. Pahalı ve riskli olduğundan az kullanılan bir yöntemdir.
    4-Biyolojik mücadele
    Tabiatta genellikle her canlı türünün az veya çok sayıda düşman türleri vardır. Bu durumdan yararlanılarak zararlılara karşı düşman türlerden faydalanarak yapılan mücadeleye denir. Biyolojik mücadele metotları 3 e ayrılır.
    a-Yerli doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi:
    Bir yöredeki doğal düşmanların yaz ve kış şartlarında barınmaları için bitki örtüsü tesis etmek. Doğal düşmanlara toksik etkisi az olan pestisitlerin tercih edilmesi. Avcı ve parazit böcek erginlerinin beslenerek daha güçlü olmaları ve daha fazla çoğalmaları için bol çiçek açıp bol nektar, bal özü ve polen taşıyan bitkilerin ekilmesi veya dikilmesi.
    b-Yerli doğal düşmanların popülasyonlarının artırılması:
    O yöredeki doğal düşman türlerinin zayıf ve etkisiz olması durumunda: laboratuarda kitle halinde çoğaltılarak araziye salınması veya bol bulunduğu yerlerden toplanıp az bulunduğu yerlere salınması şeklinde uygulanır.
    c- Doğal düşman ithali:
    Yurtiçinde etkili doğal düşman türlerinin bulunmaması durumunda ithal edilerek laboratuarda çoğaltılan doğal düşman türleri araziye salınır. Başarılı biyolojik mücadele örneklerinin çoğunluğunda bu yöntem uygulanmıştır.


    DOĞAL DÜŞMANLAR
    İki ana gruba ayrılır:
    A- artropod’lar (eklem bacaklılar)
    B- mikroorganizmalar
    A- artropod’lar (eklem bacaklılar)

    Zararlıların doğal düşmanları olan böcek ve akar türlerini kapsar. Akar türlerinin hepsi avcı karakterde olup zararlı akarlar ve küçük boyutlu böcekler ve yumurtaları ile beslenirler. Böcekler iki ana gruba ayrılır:
    1-PARAZİT BÖCEKLER: Parazit böceğin dişisi yumurtalarını konukçu böceğin yumurtası, larvası veya pupası içerisine veya üzerine bırakır. Parazit yumurtalarından çıkan larvalar konukçu vücudunda beslenerek pupa olurlar. Bu arada konukçusunu öldürmez konukçusuna bağlı olarak yaşar.
    2- AVCI BÖCEKLER: Konukçu böceğe saldırarak yakalar ve sokucu-emici ağızlı olanlar konukçularının vücut içeriğini emerler. Isırıcı çiğneyici ağızlı olanlar ise konukçularını yiyerek beslenirler. Ülkemizde parazit ve avcı böceklerle ilgili birçok başarılı biyolojik mücadele örnekleri vardır.
    Avcı böceklerden üç örnek: turunçgil unlu biti pseudococcus citri ‘ye karşı bir uğur böceği türü olan cryptolae…………………………., kış soğukları nedeniyle öldükleri için her yıl Adana ve Antalyada ki laboratuarlarda üretilerek çiftçilere satılmaktadır.
    Turunçgillerde ve diğer birçok meyve türlerinde zararlı olan torbalı koçnil (ıcheria purchasi)’ye karşı uğur böceği türü Rodolia cardinalis 50 yıl kadar önce ülkemize ithal edilmiştir.
    Güney bölgemizde etkin bir avcı türüdür. Marmara bölgesi zeytin ağaçlarında zararlı olan zeytin kabuklu biti saissetia olene’yı uğur böceği chilocorus bipustulatus başarı ile kontrol etmektedir.
    Parazit böceklerden üç örnek: Turunçgil unlu bitine karşı bir arı türü leptomastix dactylopi, Adana ve Antalyada ki laboratuarlarda üretilerek çiftçilere satılmaktadır.
    İncir kurdu cadra cautella’ ya karşı bir arı türü olan bracon hebetor 1931 de yurdumuza ithal edilmiş ve her yıl aydın il müdürlüğü laboratuarlarında üretilerek kuru incir depolarına satılmaktadır.
    Meyve ağaçlarında zararlı olan dut koçnili diaspis pantagonna’ ya karşı prospaltella berlesi 1943 de italyadan ülkemize ithal edilmiştir.
    B-Mikroorganizmalar
    Böceklerde hastalık oluşturan çok sayıda bakteri, mantar ve virüs türleri vardır. Ancak bunlardan çok azı zararlılarla mücadele etmeni olarak pratiğe verilebilmiştir. Bunlardan en iyi bilineni bakteri türü bacillus thuringiensi laboratuarda büyük miktarlarda üretilerek kelebek
    tırtıllarına karşı kullanılmaktadır.
    Bacillus popilliae ise bazı kınkanatlıları etkileyen bir bakteriyel ilaçtır.
    5-Biyoteknik mücadele
    Böcek davranışlarını etkileyen bazı maddeler kullanmak suretiyle zararlara karşı mücadele edilebilmektedir. Bu maddeler: a) Beslemeyi önleyici maddeler: bitkilere püskürtüldüğünde böcek tarafından mideye alındıktan sonra böceğin beslenme ihtiyacını yok eden tokluk duygusu veren maddelerdir. Henüz pratikte kullanılmamaktadır. b)Böcek hormonları: böceklerde büyüme, gelişme ve başkalaşım gibi faaliyetlerin normal işleyişinde önemli rol oynayan gençlik hormonu (………….) sentetik olarak üretilerek böceklere verildiğinde bu gibi olaylar sekteye uğradığı için kısa zamanda böcek….

  8. #8
    serdarsa
    Guest

    Cevap: Bitki koruma ve zararlıları giriş

    teşekkürler...

  9. #9
    umransdu
    Guest
    Gerçek diyopaz ile yalanci diyopozun farklari

  10. #10
    ubeyd
    Guest
    Diğer bazı hayvanlarda olduğu gibi böcekler de bazen faaliyetlerine ara verir. Bu olaya “diyapoz” denir. Fakat her duraklama diyapoz değildir. Duraklama olay› böceklerin gelişmesine bir süre için ara vermesidir. Bu dönemde böcekler hareket etmeden ve beslenmeden yaşamaya devam eder. Diyapoza girme olay› genellikle uygun olmayan sıcaklık ya da diğer faktörler nedeniyle olabilir. Ancak sadece uygunsuz şartlardan dolayı görülen duraklamaya “Yalancı diyapoz (quiescens)” ad› verilir. Ancak yalancı diyapoz, duraklama şartlarının normale dönmesi ile hemen biter. Diyapoz da ise şartlara uygun duruma gelse bile belirli baz› fizyolojik değişimlerin tamamlanması gerekir. Bu olaya neden olan etkiler endokrin salgılarıdır.
    Yılda bir döl veren böceklerin doğal şartlarda her zaman ayni gelişme döneminde diyapoz görülür. Birden fazla döl verenlerde ise bu olay, o böceğin tüm döllerinde değil bazı döllerinde görülür. Bazı türler için diyapoz zorunlu olmadığı halde bazılarında zorunludur. Örneğin; Ekvatora yakın olan tropik ve subtropik bölgelerde bulunan türlerde gerçek diyapoz zorunluluğu yoktur.
    ‹.

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •