Orman Mühendisleri Odası Doğu Akdeniz Şubesi 2. Başkanı Alaattin Sinan, Türkiye'nin su sıkıntısı çeken ülkeler arasında yer aldığını belirterek, mevcut sular ve su kaynakları bilinçli bir şekilde kullanılmadığı takdirde önümüzdeki yıllarda çok daha büyük su sıkıntısı ile karşı karşıya kalınabileceğini söyledi.
Sinan, "22 Mart Dünya Su Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, suyun, yaşayan tüm canlıların yaşam kaynağı olduğunu, onun için vazgeçilmez kaynakların başında geldiğini belirtti. Dünya nüfusundaki hızlı artış ve ekonomik faaliyetlerdeki yoğunluğun birçok ülkede temiz ve kullanılabilir su sıkıntısını da beraberinde getirdiğini ifade eden Sinan, suyun giderek artan öneminden dolayı Bileşmiş Milletler Genel Kurulu'nun, 22 Mart tarihinin "Dünya Su Günü" olarak kutlanmasına karar verdiğini hatırlattı. Tarihin ilk çağlarından beri her büyük medeniyetin nehir havzaları ve su kaynaklarının çevresinde kurulmuş olmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Sinan, şunları kaydetti:


"Dünyanın yüzde 71'i sularla kaplıdır. Su küredeki suyun yüzde 99'u deniz suyu, yüzde 1'i ise tatlı sudur. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8 bin-10 bin metreküp arasında olmalıdır. Dünyada kişi başına düşen yıllık su miktarı ortalama 7 bin 600 metreküptür. Yurdumuzda ise kişi başına düşen su miktarı bin 430 metreküptür. Bu rakamlar da gösteriyor ki ülkemiz su sıkıntısı çeken ülkeler arasında yer almaktadır. Mevcut sular ve su kaynakları bilinçli bir şekilde kullanılmadığı takdirde, önümüzdeki yıllarda çok daha büyük su sıkıntısı ile karşı karşıya kalacağımız bir gerçektir." Su kirliliğini oluşturan etmenlerin başında sanayi atık suları ve lağım sularının geldiğini, bunların dışında nükleer atıklar, petrol atıkları, katı atıklar ve tarımda kullanılan kimyasal maddelerin de bulunduğunu kaydeden Sinan, şöyle devam etti:

"Fabrika bacalarından filtre edilmeden bırakılan zehirli gazlar, atmosferdeki su buharları ve yağmur olarak dünyamıza geri dönerler. Bu suları filtre etme işlevini ormanlar üstlenmiştir. Ormanlar yağış olarak dönen, sular marifeti ile gerçekleşen toprak erozyonunu önlediği gibi, yaprakları yardımıyla suların toprakla buluşmasını dengeli bir şekilde sağlayarak toprağın filtre görevine de yardımcı olur. Doğaya dengeli ve düzenli olarak temiz su vererek yaşamı kolaylaştırır. Deniz suyundan tatlı su elde etmek hem yüksek teknolojiyi hem de büyük masrafları gerektirmektedir. Kirli suları arıtmak da büyük maliyetler istemektedir. Oysaki ormanlar, hava ve suları temizlemek için hiçbir artı maliyet istememektedir. Bu nedenle mevcut ormanları korumak geleceğimizin sigortasıdır. Orman, suyu saklayan, damla damla harcayan bir hazinedir." Orman Mühendisleri Odası Doğu Akdeniz Şubesi 2. Başkanı Alaattin Sinan, Türkiye'nin, su kaynaklarının yönetiminde akılcı ve sürdürülebilir politika ve uygulamaları hayata geçirmediği takdirde gelecekte büyük sıkıntılar yaşanmasının kaçınılmaz olacağını sözlerine ekledi.

iha