Türkiye'nin en büyük konserve ve balık üreticisi konumunda bulunan Dardanel, avcılık yöntemiyle ciddi kotalara tabi tutulan mavi yüzgeçli orkinos balığını üretmek için Türkiye ve Japonya'dan toplam 4 üniversiteyle işbirliği içerisinde bir proje başlattı.
Dardanel sponsorluğunda başlatılan Türkiye'de Orkinos Yavrusu Üretim Projesi (TOYÜP) adlı proje ile kilosu 25-30 dolara ihraç edilen orkinos balığının ihracatında rekor rakamlara imza atılması bekleniyor. Projenin su ürünleri sektörü için çok büyük önem taşıdığını dile getiren Dardanel Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği (DESAD) Başkanı Niyazi Önen,
« Bu projeyle tıpkı çupra ve levrek gibi orkinosu da yavru balıklardan çoğaltma yöntemiyle üretmeyi amaçlıyoruz. Böylece bir yandan Japonya gibi mavi yüzgeçli orkinos tüketiminde öncü ülkelere orkinos ihracatımız artarken diğer yandan üretim miktarı çoğalan orkinusu Türk halkına daha ucuz fiyata yedirmeyi hedefliyoruz. Dünyada bir çok ülke orkinos üretimi için çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalar henüz sonuçlanmadı. Japonya da 10 yıldır orkinos üretmek için çalışıyor. Biz ise farklı bir yöntemle daha kısa sürede üretim yapmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

TOYÜP projesinin Türkiye balıkçılık sektörü açısından önemi nedir?
Akdeniz'deki en önemli balıkçlık kaynaklarından biri olan mavi yüzgeçli orkinosların avlanma kontrolünden sorumlu olan kuruluş Uluslararası Atlantik Okyanuslarını Koruma Komisyonu (ICCAT) son yıllarda özellikle bazı ülkelerdeki kontrol dışı avcılık nedeniyle avlanma kotalarını her yıl düşürüyor. Orkinosun bütün dünyada 25 bin tonluk avcılık kotası var. Bunun içerisinde Akdeniz ülkelerinin payı 15-16 bin ton civarında. Bu nedenle biz Dardanel olarak Türkiye'de yavru balık üretim projesine başladık. Dünyada da Japonya, Avustralya, İspanya gibi ülkelerde orkinos üretme çalışmaları var. Örneğin Japonya 10 yıldır bunun üzerinde çalışıyor. Dardanel olarak Tokyo Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, Ege Üniversitesi ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nin katılımıyla çok sayıda öğretim görevlisinden oluşan bir ekiple TOYÜP adlı bir proje oluşturduk. Bu projeye 6-7 ay once başladık. Bu komisyon gerekli bilimsel araştırmalarını yapıyor şuanda. İlk deneyimimizi bu yıl avlanma sezonu olan ilk baharda yavru balıkların üretimi için Dardanel olarak Antalya'daki yeni kurduğumuz laboratuvarda başlayacağız.

Peki projede başarıya ulaşılırsa ne gibi avantajlar elde edilecek ?
Burada başarılı olursak Türkiye açısından son derece büyük bir kazanım olur. Japonlar bu işi başarmış durumda. Ancak üretilen balıklar henüz ticari boya ulaşmadı. Bizim amacımız başka bir teknikle daha kısa sürede sonuca ulaşarak balık üretmek. Bunu başarırsak bu balıkları doğadan yakalamadan üretmeye başlayacağız. Ayrıca talep eden diğer çiftliklere de orkinos yavrusu satarak bu işin Türkiye'de gelişmesini sağlayacağız. Orkinosun fiyatı çok yüksek. Türkiye'den ihraç fiyatı kg başına 25-30 dolar seviyesinde. Tabi üretim arttıkça fiyatlarda ileride düşecek ve Türk tüketicisi de bu ürüne rağbet gösterecektir. Mayıs ayında da fiilen denemesine başlayacağız. Bu proje hiç kolay değil ama başarmaya kararlıyız. Dardanel olarak bu işin sonuna kadar AR-GE bütçesini karşılayacağız. Şuana kadar 1 milyon dolar harcadık.
Bu işin patenti de Dardanel'e ait olacak. Bu yıl 100 adet canlı yumurtadan elde edilmiş orkinos yavrusunu yaşatmayı hedefliyoruz. Daha sonra bunların 3 yıl besleyerek ticari boyuta getirmeyi planlıyoruz. Bunu başarırsak Antalya'daki 150-200 metre karelik prototip Ar-Ge tesisini tamamen büyütüp sanayi boyutuna getireceğiz. Biz bu balıkları 30-40 kg'lık boyuta getirmeyi hedefliyoruz. Bunu başaramazsak tahmin edemeyeceğiz cirolar ve ihracat rakamına ulaşabiliriz. Türkiye'nin toplam orkinos ihracatı 80-100 milyon dolar civarında. Bu rakam çok daha yüksek seviyelere getirilebilir.

Biraz da sektördeki gelişmelerden bahsedebilir misiniz?
Balıkçılık sektörü Türkiye'de gelişmekte olan sektörlerden biri. Şuanda arzu edilen seviyeye ulaşmamış durumda. Sektörünün büyüklüğü 1.5 milyar dolar. 250 milyon dolarlık da ihracat var. Bunun 100 milyon doları orkinos ihracatı. Toplam üretilen balık miktarı yıllık 600 bin ton. Bunun 100 bin tonu kültür balıkçılığı. Tüketim konusunda da çok gerilerdeyiz. Yıllık 3kg balık tüketiyoruz. Bu oran AB'de 12 kg, Japonya'da ise 70 kg. Balıkçlık sektörünü avcılık ve çiftlik balıkçılığından oluşan üretim kısmı ve bu ürünlerin işlenip tüketiciye ulaştırıldığı sanayi kısmı olarak 2 açıdan inceleyebiliriz. En fazla gelişme potansiyeli olan kısmı çiftlik balıkçılığı. Bu alanda Türkiye son 5 yılda ciddi gelişme kaydetti. Üretim 20 bin tondan 100 bin tona ulaştı. Kültür balıkçılığı her yıl yüzde 20 büyüyor. Bu durum ihracata da yaradı. Ancak bunun yanı sıra çiftlik balıkçılığının önünde ciddi sorunlar var. Bunların en başında çevre ile ilgili sorunlar geliyor. Çiftlik balıkçılığında önemli 2 bölge var. Bunlardan biri Bodrum, diğeri İzmir. Şimdi bir de yeni yatırımlar için planlanan Mersin bölgesi var. Bu konuda Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve diğer ilgili kuruluşlar kendi aralarında toplantılar yaparak çiftlik balıkçılığı için uygun bölgeleri belirlemeye başladılar. Eğer bu süreç hızlı bir şekilde tamamlanır ve sorun hem turizm hem de balıkçılık sektörüne faydalı şekilde çözülürse bundan sonra sektör açısından gelişmeler de iyi olur. Çünkü en önemli sorun belirsizliktir. Çevre Bakanlığı 2007 yılında bir takım kriterler koydu. Tebliğ çıkardı. Bu kriterleri başta İzmir bölgesindeki 30-40 çiftlik olmak üzere bir çok çiftlik kısa sürede uygulamaya başladı. Ama bu yıl aradan çok kısa bir zaman geçmesine rağmen Çevre Bakanlığı bu kez yeni bir karar aldı.

Bu durum balık çiftliklerini nasıl etkiliyor? Taşınmanın maliyeti nedir?
Çiftliklerin taşınması valiz taşımak gibi kolay bir şey değil. Canlıyı bir başka yere taşımak ciddi bir süreç alıyor. Ciddi bir maliyet yaratıyor. Bir çiftliğin taşınması için en az 2 yıl gerekiyor. Çünkü yavru balığın çiftliğe alındıktan sonar yetiştirilip ticari boyuta gelmesi 2 yıl sürüyor. Eğer taşınılacak yer uzak değilse maliyet azalır. Ama 'Bu koydan çıkıp 100 mil ileriye taşınacaksınız' denirse bunların denizden taşınması imkan dahilinde değil. Uzak noktalara taşınacak çiftliklerdeki balıkların o an hasatlarının yapılması gerekiyor. Bu da ciddi zarar demek. 3 bin tonluk bir çiftliğin taşınması üretim kaybı hesaplanmadan sadece fiziki anlamda taşınması için en az 1 milyon dolarlık gider anlamına gelir. Ama asıl kayıp erken hasat nedeniyle üretimde olan aksama. Taahhütlerin yerine getirilmemesi. Bu tip tutumlar devlet ciddiyetiyle bağdaşmıyor. Belirsizlik yatırımları durduruyor. Yeni yatırımlara engel oluyor. Çevre Bakanlığı'yla Tarım Bakanlığı henüz kendi arasında anlaşabilmiş değil. Bir takım rant için bu konuları kurcalayanlar var. Balık çiftliklerinin kurulduğu yer için idealleri olanlar provokatörlük yapılıyor. Neticede turizm de kalkınmalı balıkçılık da. Bu sorunların özel sektör temsilcileriyle de bir araya gelip konuya iki tarafı da memnun edecek bir çözüm bulunması gerekiyor.

Son çıkarılan tebliğ sektörde yeni bir yapılanma getirecek mi?
Yeni tebliğle artık bu işi yapacak firmanın yıllık minimum bin 500-2 bin ton üretim kapasitesine sahip olması gerekiyor. Diğer firmaların eleneceğini düşünüyorum. Şuanda sektörde faaliyet gösteren 200 firmadan 20'si ayakta kalacak. Bu 20'nin 4-5'i Yunan ve diğer AB ülkelerindeki yabancı sermayeli firma olacak. Bence 1 yıl içerisinde sektör önemli bir yapısal değişime gidecek. Bu uygulamanın artıları da olacak. Çünkü balık çiftlikleri büyüyecek ve modernleşecek. Ciddi kapasiteli firmalar doğacak. Böylece ihracat da artacak.

AB uyum süreci avlanma usulü yapılan balıkçılıkta ne getirecek ?
Avlanma usulü yapılan balıkçılıkta da AB uyum kararları doğrultusunda avcılık sisteminde ciddi yapısal değişimler yaşanacak. Ülkemizde 400-500 tonluk avlanma usulü balık üretimi yapılıyor. Avcı tekneleri son derece verimsiz. Petrol fiyatlarının artışı bu işi daha da verimsiz hale getirdi. Gereksiz büyüklükte tekneler var. Bunların yakıt sarfiyatları çok fazla. Ayrıca tekneler büyük olmasına karşın balığın muhafaza edilmesi için gerekli teknoloji teknede olmadığı için avlanan balıklar iyi şekildde değerlendirilemiyor. Bu nedenle satış fiyatlarında tutarlılık olmuyor. Genelde avlanan balıklar değerinin çok altında fiyatlarla satılıyor. Dolayısıyla tekne sayısı azalacak. Türkiye'de çalışan 500 gırgır tekne var. Bin'in üzerinde de trol teknesi var. Bunların çok azı ayakta kalacak. Ürün çeşitliliğine göre avlanma başlayacak aynı AB'de olduğu gibi. Örneğin hamsi tekneleri, istavrit tekneleri gibi. Şuanda bu balıkçıların yüzde 80'i borç sıkıntısında. Ancak bazı tekneler aynı fabrikasyon üretimde olduğu gibi ürünlere odaklı çalışıp para da kazanıyor.

Biraz da Dardanel'den bahsedebilir misiniz ?
Dardanel, 2007'de 110 milyon dolar ciro elde etti. Bin 500 çalışanımız ve 50 milyon dolarlık ihracatımız var. Dardanel Önentaş Gıda Sanayi A.Ş bu işin daha çok sanayi boyutunda. Su ürünlerini alıp gerek dondurarak gerekse konserve haline getirerek satıyoruz. Çiftlik balıkçılığı ile ilgili şirketimiz Dardanel Su Ürünleri Üretim A.Ş'yi 2001'de kurduk. Şuanda İzmir, Antalya ve Kıbrıs'ta orkinos, çupra ve levrekle ilgili üretim tesislerimiz var. İlk çiftliğimiz orkinos besiciliğiyle başladı. Türkiye'de Akdeniz'de avlanan orkinosları yakalayıp belirli bir büyüklüğe ulaştırıp tamamını Japonya'ya satıyoruz. Son 6 yılda 150 milyon dolarlık ihracat yaptık. Türkiye orkinos üretiminin yüzde 50'sini biz yapıyoruz. 2005'te de orkinosa ilave olarak çupra levrek üretimine başladık. Bununla ilgili çiftliklerimiz İzmir ve Kıbrıs'ta yer alıyor. Bütün yatırımlarımızı kendi öz sermayemizle yapıyoruz. Çiftlik balıkçığında hedefimiz önümüzdeki 3 yılda 10 bin tonluk bir kapasiteye ulaşmak. Tabi 3 yılda Türkiye'nin denizlerdeki çiftlik kapasitesi de 100 bin tona ulaşırsa biz bu pazardan yüzde 10'luk pay almayı hedefliyoruz.

Levrek ve çupra üretimi için 20 milyon euro yatırım yapacağız
Türkiye'de levrek arz talebe göre fiyatı oluşan bir mal durumunda. Ama biz levrek ve çupraya Dardanel markasını koyarak bir fark yaratmayı hedefliyoruz. Bir de bu ürünleri biraz da tüketime hazır hale getirmeyi hedefliyoruz. Örneğin fletolar halinde islenmiş olarak satışa sunacağız. Bunun dışında Kıbrıs'ta alınmış bir çiftlik iznimiz var. Bu yıl ilk kez 500 kiloluk kapasiteyle başlıyoruz. Kıbrıs yatırımlar açısından çok ciddi sıkıntılar yaratan bir ülke. Daha önce burda orkinos üretip 3 bin tonluk kapasiteyle ihraç etmeyi planlıyorduk ama Kıbrıs'ın siyasi olarak tanınmaması nedeniyle bu plan bozuldu. Daha sonra burada çupra levrek üretmeye karar verdik. Kıbrıs meselesi önümüzdeki yıllarda çözülecektir. Kıbrıs tanınacaktır. Potansiyel bir imkan olur diye düşünüyoruz. Bunun yanı sıra ileride İzmir'de işleme tesisi ve yavru balık yem üretim tesisini de kurmayı planlıyoruz. Çupra ve Levrek üretimi projelerimiz için 20 milyon euro yatırım yapacağız. Şuanki üretim kapasitemiz yıllık 5 bin-7bin 500 ton civarında. İleride levrek ve çupradan 10 bin tonluk üretim kapasitesi ve 50 milyon euro ciro bekliyoruz.

NİYAZİ ÖNEN KİMDİR?
1950 yılında Çanakkale'de doğ du.Niyazi Önen, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdikten sonra 1980 yılına kadar babasına ait şirkette çalıştı. 1980 yılında Ziraat Bankası'nın tarımsal sanayi kredisiyle Dardanel'i kurdu. Halen Dardanel Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Önen, ayrıca Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği Başkanlığını da yapıyor. İyi derecede ingilizce bilen Önen, evli ve 2 çocuk babası.
Referans